
|


ABD'nin tehdit üçlemesi
New York'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda konuşan ünlü stratejist Zbigniew Brzezinski, "11 Eylül'ün son değil başlangıç olduğunu" söylerken korkulan bir gerçeği dile getiriyordu.
Brzezinski'ye göre ABD'nin dünya egemenliği gelecek 15 - 20 yıl boyunca sürecek olsa da, 11 Eylül nedeniyle ciddi bir sarsıntı geçirdiği yadsınamaz. Bu tehdit, Sovyetler Birliği sahneden çekilmeye başladığı dönemde kendini göstermeye başlamıştı.
Dünya kontrolden çıkıyordu. Ve Brzezinski on yıl sonra gerçekleşecek öngörüsünü kaleme aldığı 1990'ların başında Amerikan yönetimini şöyle uyarıyordu:
"Amerikan liderliğinin alternatifinin küresel anarşi olduğu bilinmeli ve buna karşı bir tehdidin ABD dışından değil, bu ülkenin içinden geleceği kavranmalıdır.
Amerika'nın asıl hassasiyetinin rakipleri tarafından somut olarak tehdit edilmesi değil ama giderek zayıflayan kendi kültürü, moralinin bozukluğu, bölünmeleri ve ABD'nin yerel olaylardaki etkisizliğinin dış dünyayı çürütmesi, yabancılaştırması ve devrimcileştirmesinin sonucu yarattığı, kendi bünyesinden soyut tehditlerdir."
Brzezinski yine uyarıyor.
11 Eylül "son değil, başlangıç".
ABD yönetimi ne yapıyor?
İçeride "milliyetçi" duyguları kamçılayarak, ABD Başkanı Bush'un liderliğinde "moral seferberlik" yürütürken, dışarıda "tehdit cephesi"ni genişletiyor. Amerikan medyası da doludizgin gidiyor. Örneğin futboldaki (Süper Bowl) şampiyonluk maçı bile ekranlara "Amerika savaşta" logosu altında getiriliyor.
Terörle mücadele gerekçesiyle kişi hak ve özgürlüklerini sınırlandıran uygulamaların ardı arkası kesilmiyor. Bombalı eylem olasılığına karşı ayakkabı kontrolü havaalanlarında rutin hale gelirken, uzun pardösüyle dolaşanların istenildiği an çevrilip, aranabilmesi uygulamasına geçildi.
ABD Başkanı Bush ise, Clinton döneminden kalan bütçe fazlasını tümüyle terörle mücadele ve iç güvenliğe ayırdığını açıkladı. Savunma Bakanlığı'nın gelecek 5 yıldaki harcamaları toplam 120 milyar dolar artırıldı. Bu rakamlar, 1980 başında Reagan'ın başkanlığı altında Sovyetler'i çökertmek için başlatılan silahlanma yarışından sonraki en büyük bütçeyi oluşturuyor.
Başkan Bush Afganistan dosyası henüz kapanmadan, "tehdit üçlemesi"nde Kuzey Kore, İran ve Irak'ı sayarak, "cepheyi" genişletti.
Saddam bundan sonraki hedef gibi gözükse de, Bush'un kafasında öncelikle Usame bin Ladin'i "ölü ya da diri" ele geçirmek olduğu kesin.
Çünkü ABD yönetimi, 11 Eylül saldırısının "arkasının geleceği"nden kaygı duyuyor. Üstelik bu defa nükleer tehdit söz konusu olabilir. Ancak Usame'nin ele geçirilmesi - Apo'nun yakalanması gibi - iç kamuoyunda 'savaş bitti' yargısı ve moral güçlenme doğurabilir.
Brzezinski'nin New York'ta yaptığı uyarı bu açıdan tarihsel önemdedir.
ABD'nin başı ciddi belada!
dsazak@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|