
|


2561 ABD için Enron, 11 Eylül'den daha önemli
Amerikan entelektüel çevrelerinin yaramaz çocuğu, MİT'in öğretim üyelerinden Prof. Paul Krugman, geçen hafta New York Times gazetesindeki makalesinde Amerika için asıl dönüm noktasının 11 Eylül değil, Enron'un skandal batışı olduğu görüşünü savundu:
"Şok edici bir olaydı. Amerika'nın gerek dünya, gerekse kendileriyle ilgili algılamaları bir anda değişiverdi.
Hayır hayır, ben 11 Eylül'den söz etmiyorum. Benim sözünü ettiğim Enron skandalı.
Son ayların klişe sloganı 11 Eylül'ün her şeyi değiştirdiğiydi. Ama ben buna hiç inanmadım. Tek bir olayın her şeyi değiştirebilmesi için, öncelikle sizin kendinize bakışınızı değiştirmeniz gerek. Oysa 11 Eylül bize Vahabilik hakkında çok şey öğrettiği halde, Amerikanizm hakkında yeni bir şey öğrenmiş olmadık.
Enron ise hiç tartışma götürmeyecek şekilde bizimle, Amerikalılarla ilgili bir vakaydı. Enron skandalı, kendimiz hakkında muhtemelen bildiğimiz, ama görmezlikten geldiğimiz şeyleri açığa çıkarttı.
Benim tahminim o ki, yıllar sonra Amerikan toplumunun dönüm noktası olarak anılacak olay 11 Eylül değil, Enron olacaktır.
(...) Enron batmadan önce bu dev şirketle ilgili olarak gelişen olaylar trajediden çok komedi gibi görünüyordu. Evet çok sayıda insan Enron yüzünden para kaybediyordu, ama onlar aptalca davrandıkları için bu duruma düşmüşlerdi. Yeni ekonominin gücüne inandıkları için Enron hisseleri almışlar ve yanılmışlardı.
Ama şimdi ortaya çok daha farklı bir gerçek çıkıyor: Onlar kendi hataları sonucu yanılmış değiller, tam tersine yanıltılmışlar!
Mutlu günlerinde Enron'un da dot.com balonunun jargonunda ifadeler kullandığı doğruydu. Ama dot.com'lardan farklı olarak Enron karsız bir şirket değildi, başında çılgın gençler yoktu ve sağlam bir kurum gibi duruyordu. Enron, dışarıdan bakıldığında akıllı ve sağlam yöneticiler tarafından yönetilen, iş etiğine sahip, karşılıklı sadakatin hakim olduğu bir kurum görünümü veriyordu.
Pekiyi ya şimdi? Şu anda her alanda reform istekleriyle kafalar iyice karışmış durumda.
Kimisi bağımsız denetçiler için yeni kurallar getirilmesini, kimisi seçim kampanyalarının finansmanının mutlaka değiştirilmesi gerektiğini, kimisi regülasyonlara geri dönülmesini istiyor. Bunlar birbiriyle ilgisiz gündemler gibi gözükseler de aslında çok önemli bir ortak temaları var:
Bütün bu çağrılar, laçkalık çağının sona erdiğini gösteriyor. Evet, işler O.K. gibi göründüğü sürece kimsenin zor sorular sormadığı dönem, artık geride kalmış bulunuyor(...)"
Enron Günlüğü 6
Goldman Sachs 9 Ekim'de Enron tavsiye ediyordu Günlerdir dostlardan telefon, okurlardan e - posta geliyor:
"Yahu Meral, yoksa vaz mı geçtin Enron günlüğünden?"
Yoooo, biraz ara verdim sadece. Ayrıca bakalım yokluğunu hissedecek misiniz diye küçük bir deneme yapmış da olabilirim!
Şaka şaka. Güncel bulduğum diğer konular tüm köşeyi kaplayınca yer kalmadı. Bu arada sizler Enron günlüğünün yokluğunu hissettiğiniz için teşekkür ederim. Ve zaman zaman birkaç gün ara versem de, bu günlüğe aylarca devam edeceğim konusunda da sizi temin ederim. Zira mebzul miktarda malzeme mevcut. Olsa olsa bu malzemeler arasından seçim yapmakta zorlanabilirim.
Örneğin önceki gün bir dosttan gelen rapora bakın:
Goldman Sachs'ın 9 Ekim'de, yani Enron batmadan 2 ay önce yayımladığı 7 sayfalık raporda Enron için "Still best of the bests" (Hala en iyilerin en iyisi) başlığı kullanılmış. Zaten daha raporun ilk satırlarında, borsa yatırımcılarına hararetle Enron hisseleri tavsiye ediliyor ve "2002 yılında Enron hisselerinde dramatik iyileşme" beklentisi dile getiriliyor.
Not: Enron'un köşemdeki birkaç günlük yokluğunu telafi etmek için bugün, üstteki yazımı da Enron'a, daha doğrusu Enron'dan yola çıkarak Amerika üzerine yapılmış son derecede çarpıcı bir değerlendirmeye ayırdım. Umarım sizler de beğenirsiniz.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|