11 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Şahinlerin fendi...

     Washington’da, aylardır burnunu havaya dikmiş "snif... snif..." Irak koklayan gazetecilerden olup da, son zamanlarda kokunun değiştiğini hissetmemeye imkan yok. Ama değişen ne?
     Bundan dört hafta önce Oval Ofis’te Başbakan Bülent Ecevit’e, "Irak konusunda askeri müdahale kararı almadık" diyen Başkan George W. Bush şimdi yardımcısı Dick Cheney’i, Arap başkentleri ile birlikte Ankara’ya da karar tebliğ etmeye mi, yoksa zemin yoklamaya mı gönderiyor?
     Gerçi Cheney’nin "karar" olmasa da "kararlılık," "plan" olmasa da "niyet" beyan edeceğinden pek kuşku yok. Ama tam olarak neyin kararlılığı, neyin niyeti?
     Bir grup yorumcuya bakarsanız, Cheney’nin bölgede işitecekleri ne olursa olsun, yani Irak’a karşı ittifak (ya da en azından gevşek bir dayanışma) sağlansa da sağlanmasa da, ABD bildiğini okuyacak. Gerçekten öyle mi?
     
     Karar değil, kararlılık...
     Kokusu çıkan değişimin en iyi yansımasını, Bush’un 29 Ocak’ta, İran, Kuzey Kore ve Irak için kullandığı "Şer Ekseni" tanımında bulanlar var. Benim açımdan, çok daha uyarıcı olansa, bir zamanlar Türkiye’nin "Karanlıklar Prensi" lakabıyla tanıdığı Richard Perle’ün sözleriydi.
     Cumhuriyetçi yönetimin dış çemberindeki ideologlardan, Pentagon’a bağlı bir komitenin başında, dolayısıyla "yönetimin yarı içinde, yarı dışında" bir konumdaki Perle, başından beri Saddam’ın Amerikan müdahalesiyle devrilmesi yanlısı. 11 Eylül ertesinde, yönetim içindeki "Şahinler" kanadının bir uzantısı olarak, "İkinci cephe Irak’ta açılmalı" diye lobi yapan Perle, ocağın üçüncü haftasında tam anlamıyla moralsizdi; o günlerde, Washington’da, Cumhuriyetçi eğilimiyle tanınan bir fikir kuruluşunda konuşurken, Bush yönetimini kıyasıya eleştirmekten geri durmamış, Cumhuriyetçiler’in "okkalı küfür" kabul edeceği bir benzetmeyi kullanarak, özetle "Bu yönetimin de Clinton yönetiminden farkı yok. Bunlar da Irak konusunda atıl kalacaklar, Saddam’ın hüküm sürmesini seyretmekle yetinecekler" diye hayal kırıklığını yansıtmıştı.
     Ecevit’in Washington ziyaretinin ertesi haftasına rastlayan bu konuşma, havayı koklayanlarda, "Şahinler, havlu attı galiba" izlenimi yaratmış, Bush yönetimi içinde, zaman geçirmeden ve kim ne derse desin, Irak’a karşı cephe açılmasını isteyenler ile bu konuda çok daha temkinli olanlar arasındaki çekişmenin, ikinciler lehine sonuçlandığını düşündürtmüştü.
     Aynı Perle, geçen hafta Münih’te "Financial Times" gazetesinin Almanca baskısına, "Bush yönetimi, artık Irak’la savaşma yönünde çok net bir yola girdi. Geri dönüş yok. Irak konusunda bizi, rejim değişikliğinden başka hiçbir şey tatmin etmeyecek" diye bir demeç verdi.
     İşlerin tersine döndüğünü, bu kez "şahinlerin" fendinin "güvercinleri" yendiğini düşündüren bu demeci okuduktan sonra, yönetimin Irak politikasını bilen bir yetkiliyle konuştum.
     Ben, "Öyle görünüyor ki, düğmeye basıldı" dedikçe, "Hayır, kesinlikle Irak konusunda karar alınmadı" diyen yetkili, ton değişikliğini şöyle açıkladı:
     "ABD yönetimi halen Irak’a karşı (askeri, diplomatik, iktisadi) bütün seçenekleri açık tutuyor. Ancak bu seçeneklerden hangisinin ya da hangilerinin bileşkesinin tercih edileceği konusunda, Başkan’a henüz tavsiyede bulunulmadı. Bu konuda farklı yetkililerin farklı görüşleri var. Karar yok, ama yeni bir kararlılık oluştu. Bu kararlılık, Irak’ta pasif politikadan aktif politikaya geçilmesidir. Artık krizi yönetmekle yetinmeyen, çözmeye yönelik bir politikanın belirlenip uygulanmasıdır."
     Kısacası, Bush yönetimi Saddam’ın iktidarını kalıcılaştırdığına inandığı statükoyu şöyle ya da böyle bitirmeye niyetlenmiş durumda. Bunu, Saddam’ı devirme amaçlı bir savaşla yapma yanlıları ise, henüz istedikleri kararı çıkartabilmiş değiller.
     
     Tebligat değil, yoklama...
     Washington’da, Irak konusunda artık farklı bir şeyler yapma niyetinin netleşmesi, dünyanın, "Şer Ekseni" konuşmasına gösterdiği tepkiyle daha da perçinlendi. Cheney’nin gezisine ilişkin karar, bu tepki ertesinde alındı.
     Bush’un sözleri, sadece Çin, Rusya, iki Kore ve İran’da değil, başta Almanya ve Fransa olmak üzere, İngiltere dahil Avrupa ülkelerinde, Ortadoğu’da yardırgandı; yer yer sert karşılık buldu. Bu tepkiler, Bush’un konuşmasına damga vuran "şahin" retorikten başından beri uzak duran ve ne yapılacaksa, ittifak arayarak yapılmasını savunan Dışişleri Bakanı Colin Powell gibi ılımlı yetkilileri haklı çıkarır nitelikteydi.
     Özellikle Londra’dan gelen uyarı, Washington’da önemsendi. İngilizler, böylesi bir retorikle ve bölge ülkelerinin görüşü hiçe sayılarak Irak’a karşı bir hareket başlatılması halinde, kendilerinin de buna mesafeli yaklaşacağını, zira Arap dünyasında önüne geçilemez bir popüler tepki oluşabileceğini söylediler; İsrail - Filistin gerginliğinin eriştiği düzey de gözönünde alındığında, Arap halklarının yepyeni bir "anti - Amerikan, anti - Batı" dalga ile kabarmasına yol açabilecek girişimlere karşı konuştular.
     Uyarı etkili oldu ve Cheney, "O zaman gidelim, Saddam’ın oyunu kendi kurallarıyla oynamasına son verme kararlılığımızı bölgeye anlatalım. Hassasiyetleri dinleyelim. Ne yapacağımızı ondan sonra netleştirelim" diyerek geziye karar aldı.
     Dolayısıyla, bölge başkentlerinin, Cheney’nin bir harekatın tebligatıyla değil, ancak (askeri yönde gelişmesi olası) bir kararlılığın beyanıyla geleceğini bilmeleri gerek.
     Bilinmesinde yarar olan bir başka şey, Cheney’e söyleneceklerin, Washington’ın nihai kararını etkileyeceğidir.
     Zira, Avrupa’nın desteği olmasa da Irak’la savaşabileceğini herkese anlatmaya niyetli olan ABD için, Türkiye’nin desteği "kesinlikle ama kesinlikle" elzem. Washington, eğer düğmeye basarsa, Ankara’nın kendisini yalnız bırakmayacağına inansa bile, bundan tam emin olmak istiyor. Ayrıca, Irak’a karşı savaşı desteklemeye niyetsiz Arap başkentlerinin tutumu önemseniyor. Washington’a göre, Araplar, Saddam’ın bu kez kesinkes devrileceğine inanırlarsa, ABD’ye karşı durmayacaklar ve bunun sağlanması da şart.
     
     ycongar@erols.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Doğu - Batı diyaloğu

Fikret BİLA
Yeni PKK...

Yasemin CONGAR
Şahinlerin fendi...

Hurşit GÜNEŞ
Bombalar sadece Bağdat bahçelerine mi yağacak?

Tuncay ÖZKAN
İbrahim Betil’in yazmayı unuttuğu 5 milyon doların öyküsü

Hasan PULUR
Herkes, Kadı Hurşit olamaz ama...

Derya SAZAK
Irak'ta erken savaş!

Ece TEMELKURAN
Ey Türk Gençliği! Halin nicedir?

Osman ULAGAY
Vergi yükümüz iyice yükselmiş!

Güngör URAS
Küçülmeden, fakirleşmeden açık kapanmayacak

© 2002 Milliyet