
|


Usta bir yönetmenin anıları
Sanırım 1959’du. Saraçhane’de, bulvar üstündeki küçük kahvede (yani a dergisi’nin yazıhanesinde) oturuyorduk. Yılmaz geldi. Yılmaz Pütün. Işıl ışıldı.
"Hayrola?" dedik. "Yeni bir öykü mü yazdın?"
"Bir filmde oynuyorum" dedi. "‘Bu Vatanın Çocukları’nda. Hem de başrol."
"Sen şaşırmışsın" dedik.
"Atıf Yılmaz yönetiyor" dedi.
"Atıf Yılmaz da şaşırmış. Senden oyuncu mu olur!"
İki Yılmaz’ın da şaşırmadığı kısa sürede kanıtlandı. Bu Vatanın Çocukları’nı aynı ikilinin "Alageyik"i izledi.
Yılmaz Pütün de Yılmaz Güney oldu.
***
Atıf Yılmaz’ın "Bir Sinemacının Anıları"nı (Doğan Kitap) okurken, Yılmaz’ın bu rolü neredeyse kopara kopara aldığını öğrendim. (Aynı filmle ilgili bir başka şey daha öğrendim: Küçük kızı oynayan çocuk da ileride Nesrin Topkapı olup çıkacakmış.)
Atıf Yılmaz en çalışkan yönetmenlerden biri. 100’ün üstünde filme imza atmış. Bu kadar çok film yapan bir yönetmenin düzeyini sürekli koruyabilmesi kolay değil.
Resim denince sadece iskambil kağıtlarındaki oğlanı, kızı, papazı düşünen kişilerin kol gezdiği bir ortamda Atıf Yılmaz elbette öne çıkıyor. (Ama hakkını yemeyeyim, Yeşilçam, yokluktan var etmeyi becerebilen Musa’ların sokağıdır. Boyuna mucizelere tanıklık eder. Oturup Kierkegaard’dan söz edebileceğiniz kişiler de vardır orada, Yahya Kemal deyince boş gözlerle yüzünüze bakanlar da.)
Kitabı okurken görüyorsunuz: Başarının arkasında sanatçının kültür birikimi, dünyayla, çevresiyle ilgileri, başka sanat dallarıyla yakın ilişkileri yatıyor.
Atıf Yılmaz, Orhan Kemal’den Yaşar Kemal’e, Kemal Tahir’e uzanan dostluklardan kendisini besleyen kaynaklar yaratmayı bilmiş. O kaynakları da kişiliğini ve mesleğinin onurunu koruyarak kullanmayı başarmış.
Bu başarının bir başka nedenini de yine kitabı okurken görüyorsunuz: Atıf Yılmaz işini seviyor. Ona tutkuyla bağlı. Sinemayı yaşamının odak noktasına yerleştirmiş. Hollywood’da 1940’ların Altın Çağ döneminin yaratıcıları gibi düşünüyor. Sinema olmazsa olmaz!
Atıf Yılmaz’ın bir özelliğinden daha söz etmeliyim. Birçok değerli sanatçı onun yanında yetişti. Yılmaz Güney, Halit Refiğ, Zeki Ökten, Şerif Gören, Ali Özgentürk mesleğe onun yardımcılığını yaparak adım attılar. Düzeyli bir usta-çırak ilişkisi sonunda usta oldular. Kitapta onlarla ilgili eğlenceli anılar da var.
***
Anı kitaplarını seviyorum. Dünyayı kurtaran büyük eylemlere ilişkin "ifşaatöları değil, küçücük olayları anlatan, kişisel renkler taşıyan alçakgönüllü anıları. Yaşamı o renkler oluşturuyor çünkü.
Atıf Yılmaz’ın anıları bu açıdan benim için tam başucu kitabı. Yazarı, en sevdiğim yönetmenlerden biri. Konusu, tutkun olduğum sinema. Ortamı, yıllarca soluduğum Yeşilçam. Kişilerinin çoğunu ise tanıyorum.
Bunlar bir de yalın, duru bir dille anlatılınca... Değmeyin keyfime.
PAZAR


Gazinolar savaşı, yeniden
‘Ressam olduğumu bazen unuturum’
"Ucuz Kelly" prenses oldu
Süper zekalılar kulübü
Zeytinyağı artık butikte
Alışveriş arası sushi
Şarapta İtalyan sentezi
Muktedir sendromu
"İlk görüşte Erman’a ben de kıl olurdum"
DVD / Selim BOY
Dağ eteğinde yemek keyfi...
Geçmiş zaman olur ki...
St. Valentine gibi sevmeniz yeterli
İsveçli de broşür yazmış, dağıtıyor
Aşk kıskançlık demektir
Ajda’nın kulisinde yüzükoyun yatırılan gazeteciler kim?
Usta bir yönetmenin anıları
Genler, kızlar ve bir mutluluk tezi
SAYFA BAŞI

|
|

|