18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İzleyene gazoz

"Oldu Gazoz" küçük bir odada, en fazla üç dakika çalışabilen bir lambayla çekildi. Buna rağmen ekip Okan Bayülgen, Sinan Çetin gibi ünlülerden oluşan jüriden tam not aldı

     TUBA AKYOL

     Halit Soysal, Ersan Üçok ve Tahir Özgen’den oluşan Odunsal Film ekibinin "Oldu Gazoz" adlı filmi Apple Bilkom’un i-Can Film Yarışması’nda birincilik kazandı. Gazoz olur mu? Olmaz. İşte bu yüzden filmin adı "Oldu Gazoz." Üç arkadaş arasında bir espri bu. Biri palavra attığında "Oldu gazoz" diyerek dalga geçiyorlar. "Olmayacak bir şeyi anlattığımız için, bir tür palavra attığımız için filme bu adı verdik" diyorlar.
     Hakikaten film baştan sona palavra. 8 dakikalık kısa film boyunca küçücük oda önce bir bakkala, sonra parka, ardından hurdalığa, son olarak ormana dönüşüyor. Filmin sonunda esas oğlan elektrikli süpürge tarafından canlandırılan güzel kızı tavlayamıyor ama gazoz oluyor. Öyle bir oluyor ki, film birinci seçiliyor.
     
     İki yıldır Apple Bilkom’un i-Can Film Yarışması’nda birinci oluyorsunuz. Sinema mı okuyorsunuz hepiniz?
     Halit (Yönetmen): Tahir ve Ersan İTÜ’lü. Tahir uzay mühendisliği, Ersan petrol mühendisliği okuyor. Biz İTÜ’de hazırlık sınıfından arkadaşız. Ben şimdi Yıldız Teknik Üniversitesi’nde multimedya okuyorum. Aman İTÜ’lü yazmayın, hocalar bozuluyor. Geçen yıl Ersan’la yapmıştık filmi. Bu yıl aramıza Tahir de katıldı.
     "Işık için güneşi bekledik, güneş bir türlü gelmedi"
     
     Nasıl çıktı "Oldu Gazoz"un senaryosu?
     Halit: Bir buçuk sene önce ortaya çıktı fikir. O dönemde çekmek istedik ama olmadı. Sonra bu seneki Bilkom’un yarışmasının konsepti "Farklı düşün" çıkınca, "Bu kadar şans olur" dedim ben. Çok uyuyordu çünkü kafamızdaki fikre. Yoksa ben oturup ne düşünsem de farklı düşünsem dediğim zaman aklıma hiçbir şey gelmezdi herhalde.
     
     Birinci olacağınızı umuyor muydunuz?
     Ersan: Birinciliği beklemiyorduk açıkçası. İlk 10’a girdiğimizde bile büyük keyif duyduk. Çok muazzam bir rakam vardı. Tam olarak bilmiyorum ama 560 kişi başvurmuş galiba.
     
     Ama 80 civarı eser teslim edilmiş...
     Ersan: İşin o kısmını bilmiyorduk. Bunca film arasından ilk 10’a kaldık diye çok sevindik. Tabii arkadaşlara abarttık biraz, 1500 film arasından falan dedik.
     
     Doğal ışıkla çalıştınız, değil mi?
     Halit: Doğal ışıkla çalışmadık. Bir tane ışığımız vardı, sağ olsun. Çok enteresan bir ışıktı. Nereden almışsa annemler onu, üç dakika çalışıyor, sonra bekliyorsun soğuyor.
     
     Şimdi bu işe yatırım yapacak mısınız?
     Halit: Ben düşünüyorum aslında. Belki kazandığımız Palio’yu paraya çevirip böyle bir şeyler alınabilir. Bunu çok da düşünmedik.
     
     Ekip olarak mı devam edeceksiniz?
     Halit: Aksini hiç düşünmedim. Mutlaka ki bu ekiple beraber devam etmek doğrudur. Başarı mı bu, şans mı bilmiyorum ama başarıysa eğer, bunun sebebi benim çok iyi yönetmen olmam, bunların da çok iyi oyuncu olması falan değil. Birbirimizin açığını kapatmamız. Ben yönetmenim, her şeyi de ben yaptım, çok da güzel yaptım değil yani.
     
     Uzun metrajlı film projeniz var mı?
     Ersan: Yok ama kısa metrajlı bayağı bir var. Kafamızda kurduk. Bir de ütopya gibi bir şey var. Onu hayatımız boyunca yapamayız.
     
     Nedir? Söyleyin, belki sponsorlar arar.
     Halit: Uzayda geçiyor. Çok düşündük nasıl olur diye ama mümkün değil. Neyini ne yapsak bunu beceririz diye hâlâ düşünüyoruz. Yakınından bile geçemiyoruz ama.
     Ersan: Gerçi "Oldu Gazoz" da bizim için dev bir projeydi. Kendi adıma söyleyeyim, oyunculuk açısından benim için dev bir olaydı. Birinci filmde böyle değildi. Burada görüntü kalitesi, ses, müzik girdi işin içine.
     
     Ve bol laf... Yazılı bir metin var mıydı elinizde, doğaçlama mı yaptınız?
     Ersan: Yazılı değildi. Yazılı değil de değildi. Biz bu işe başlamadan önce yazalım mı yoksa ne diye düşündük. Ben onu istemedim. Neden istemedim? Çünkü böyle istedim. Doğaçlama da denemez. Bütün hikaye kurulmuştu zaten. Kahvaltı sahnesini otuz kez konuştuk. Sonra en iyisi olsun diye 30 kez çektik.
     Halit: İlk bir ay elimize hiç kamera almadık. Bir ay boyunca onlar prova yaptılar, ben onları seyrettim. Ondan sonra çekim başladı. Sırf o kahvaltı sahnesinin 154 tane çekimi var. Üç buçuk ay sürdü çekimler.
     Ersan: Ağustosta başladık çalışmaya. Bir de başta ışık için güneşi bekliyorduk. Ama güneş bir türlü gelmedi. İstanbul Londra’ya döndü, sürekli yağmur yağdı. Güneşten vazgeçtik, evdeki ışıkla akşam çekimi yaptık.
     
     Dersler ne oldu?
     Ersan: Biz geçen seneden bildiğimiz için Halit’le, uzun süreceğini bir ölçüde tahmin ediyorduk. Ama Tahir hiç bilmiyordu tabii. Dersleri bir şekilde hallettik ama bu süre içinde başka hiçbir şey yapamadık.
     
     Sevgilileriniz ne yapıyordu bu arada? Onlar da i-Can Müzik Yarışması’na mı hazırlandılar?
     Ersan: Sevgili falan kalmadı. Ne okul hayatımız kaldı, ne sosyal hayatımız kaldı.
     
     Birazdan ağlayacaksınız.
     Halit: Yok ya. Çok zevkliydi. İyi ki de yaptık. Bu üç buçuk ayda çok şey öğrendik. Yeni bir filme başladığımızda, o yeni filmde yeni şeyler öğreneceğimizi de öğrendik.
     Ersan: Biz çok cahiliz bu konuda. Her şeyi yeni öğreniyoruz. Bir yere mikrofon asmak gerektiğinde uzun uzun düşünüyoruz. Ben mukavemet bilgilerimle hesaplar yapıyorum. Sonra bu işleri bilen biri "Bütün filmlerde şöyle yapılır bu iş. Siz niye öyle yapmıyorsunuz?" diyor. Biz sevinçten ölüyoruz, çıldırıyoruz. Böyle bir yöntem de varmış, aman da aman diye üç gün seviniyoruz.
     
"Tahir olmasa birbirimizi yer, filmi bitiremezdik"
     Tahir filmde de az konuşuyorsun, burada da hep sustun.
     Tahir: Arkadaşlar her şeyi söylediler işte. Ben şunu eklemek istiyorum. Bizim aramızda hazırlık sınıfından sonra bir kopukluk oldu. Okulda bir partide karşılaştık, orada bahsettiler bu filmden.
     Ersan: Parti denir mi? Kütüphanede karşılaştık biz canım.
     Tahir: Doğru, kütüphanede anlattılar projeyi bana. Filmin en iyi yanı, bizim hazırlıktaki o ruhu yakalamamızı sağlaması.
     Ersan: Tahir’in gerçekten çok yardımı oldu bize. Biz bu filmi Halit’le kafamızda kurmuştuk ama öyle noktalar vardı ki bir türlü çözemiyorduk. Bazı yerler olmuyor, ne yaparsan yap olmuyor. O zaman Halit’le ciddi birbirimize giriyorduk. Şimdi mesela o park bölümünde, benim kızın yanına gitmemi bir şeyin engellemesi lazım ama kim engelleyecek. Orada bekçi esprisini Tahir buldu. Filmin bütününde detay gibi görünüyor ama kilit noktaları Tahir çözdü.
     Halit: Filmin bitmesinde de Tahir’in rolü büyük. Biz çünkü çok girdik birbirimize Ersan’la. Bazı şeyleri çözemeyince bir sinir oluyor, yakınınızdakine saldırıyorsunuz. Tahir denge kurdu.
     
     Galiba sesi de Tahir üstlendi.
     Halit: Evet. Bir süre sonra ses tamamen Tahir’e kaldı. Çekim bitince "Ses tamam mı?" diye soruyordum Tahir’e, o "Tamam" deyince, geçiyorduk.
     



 CUMARTESİ


32 dev kulaç geliyor
Anne rahminde dershane
İzleyene gazoz
Çizgi film şenliği
Medya ve sanat güncellemesi
Osmanlıların tüketim alışkanlıkları
Rock geri dönüyor
Haftanın Buluşma Noktaları
Bayramda evde bakım programı
Kumsallara barış gelecek
Ne var, ne yok?
Önce ilgi, sonra çekim
Aranıyor
Bu yazıyı Köpük ve Leydi okusun
Chomsky bana dava açardı


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet