18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Chomsky neden geliyor?

Dünyanın en önemli dilbilimcisi Noam Chomsky, Türkiye’nin somut gerçeğini görmek, anlamak ve konferanslar için geliyor.

     RAGIP DURAN

     Profesör Chomsky’nin Türkiye ve Kürtlerle ilgisi aslında çok eskilere dayanıyor. 1980 askeri darbesinden sonra ABD’deki ve Avrupa’daki muhalifler Ankara’daki rejimi kınamak için kampanyalar düzenlediğinde Chomsky’nin imzasına rastlıyoruz.
     1999-2000 öğretim yılında Chomsky’nin Massachussets Institute of Technology’deki derslerini izlerken, hocanın artık profesör olmuş ya da doktorasını yapan çok sayıda Türkiyeli öğrencisi olduğunu da görmüştüm.
     Amerikan ve dünya basınını her gün pertavsızla inceleyen bu titiz araştırmacının dünyanın dört bir yanındaki öğrenci ve dostları hocayı sürekli ve düzenli olarak, uzmanı oldukları konuda gazete kupürleri ya da kitaplarla besliyor. Harvard’da Nieman Gazetecilik Programını izlerken Chomsky’ye Türkiye hakkında bilgi aktaran en az üç kişiyi tanıdım. Hele bir gün, teneffüste, ayaküstü sohbet sırasında bana "12 Aralık 1999 tarihli Akşam gazetesinde Kürt meselesi ile ilgili bir yazı çıkmış, bana çevirip gönderebilir misin?" dediğinde şaşırmıştım. Çünkü sözkonusu gazeteyi ben bile okumuyordum.
     Bir başka görüşmemizde ise, endişeliydi. Olağanüstü bir çalışma temposuna sahip olan Chomsky’nin en önemli özelliklerinden biri de tüm fikir ve düşüncelerini mutlaka somut olgulara, olaylara dayanarak oluşturması. Bu nedenle de egemen basın organlarından en marjinal dergilere kadar her şeyi okuyor ve bir sünger gibi emiyor. Günde ortalama 300 mail alan hoca, asistanlarının da yardımıyla bunların tümüne yanıt vermeden yatmıyor. Ve her mail’i, gönderenin kimliğine bakmaksızın mutlaka ciddiye alıp değerlendiriyor. Mesela Ankaralı bir profesörün hocayı ‘doğru yola getirmek’ için gösterdiği çabalar sonuç olarak Chomsky’nin somut bilgileri ve sağlam mantığı karşısında anlamsız ve sonuçsuz kalıyor. Chosmky’nin artık önemini yitirdiğini savunanlar ise, hem ABD’de hem de son olarak Hindistan, Pakistan ve Brezilya’da (Porto Alegre) hocaya gösterilen ilgi karşısında susmak zorunda kaldı. Dünyanın en büyük devletinin en sıkı muhalifi olmak, fikirlerine katılmasanız bile saygı duyulması gereken bir konum.
     Şimdiye kadar, kişisel ilişkiler ve okumalarla tanıdığı Türkiye gerçeğini somut olarak görmeye, anlamaya çalışan Chomsky, Istanbul’a gelmeden önce yaptığı açıklamada, iddiaların aksine herhangi yasadışı bir kuruluşla ya da ana dilde eğitim hakkı talep eden öğrencilerle teması olmadığını söyledi. Türkiye ziyaretinin açık ve kamusal bir etkinlik olduğunu belirtti. Ve şöyle konuştu: "Dünyanın önde gelen insan hakları örgütlerinin temsilcileriyle birlikte, skandal niteliğindeki bir suçlamaya muhatap olan bir yayıncının duruşmasını izlemeye geliyorum. Yayıncıya yöneltilen suçlama beni de kişisel olarak ilgilendiriyor. Çünkü yayıncı, benim bir Amerikan üniversitesinde ABD’nin Ortadoğu politikaları üzerine verdiğim bir konferansın metnini yayınladı. Bu konuşmamda ben, ABD - Türkiye ilişkilerine değinmiş, özel olarak da Kürtlere yönelik baskıları uygulayan Türk yönetimine destek veren ABD’den söz etmiştim. Ben bu konuşmamda, önde gelen insan hakları örgütlerinin raporlarına, akademisyenlerin çalışmalarına ve Washington Post’un eski Ortadoğu muhabiri, son derece önemli bir gazeteci olan Jonathan Randal’ın kitabındaki bilgilere yer vermiştim. Bana Randal’ın da kitabının yasaklandığını söylediler ki, bu doğruysa bir başka skandaldır".
     Chomsky, Türkiye’de demokrasiyi ya da herhangi bir şeyi test etmeye gelmediğini ayrıca vurguluyor: "Böyle bir durum Türkiye için olumsuz bir yorumdur ve Türkiye yurttaşlarını büyük ölçüde rahatsız eder," diyor.
     Sonuç olarak hoca, ABD’de, Hindistan’da, Pakistan’da ve Brezilya’da ne yapıyorsa Türkiye’de de onu yapmak istediğini söylüyor. Yani ‘konferanslar vermek, panel ve toplantılara katılmak, basın toplantısı düzenlemek’ gibi faaliyetler...
     
Chomsky’nin Türkiye programı
     Zamanımızın en ünlü düşünürlerinden Noam Chomsky, 12 Şubat Çarşamba günü 18.00 - 19.30 saatleri arasında The Marmara Hotel Büyük Balo Salonu’nda bir toplantıya katılacak. Orhan Pamuk’un açılışı konuşmasının ardından söz alacak olan Chomsky "Medya Savaş ve Demokrasi" konulu bir konferans verecek.
     Chomsky ayrıca, 13 Şubat Perşembe günü, 16.00 - 18.00 saatleri arasında Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu’nda "11 Eylül ve İletişim" konulu bir konferans verecek. Peter Wintonik ve Mark Achbar’ın 1993 yılında çektikleri Chomsky belgeseli, "Manufacturing Consent" ise 10 Şubat Pazar 16.30’da gene Dolapdere Kampusu’nda gösterilecek. Film gösteriminin ardından saat 19:30’da Ragıp Duran ve İBÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Aslı Tunç’un katılacağı "Chomsky ve Medya Dünyası" başlıklı panel yapılacak. (Ayrıntılı bilgi için: 0212 293 50 10)
     



 KÜLTÜR & SANAT


Cüretkâr aile komedisi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Haftanın filmleri
Sokağın şiddeti
"Kuş dili mi konuşacağım?"
İş Kule bakireleri
Chomsky neden geliyor?
İz bırakan adam anlatıyor
Alpay eylülü beklemedi
Her eve lazım!
Dergilerde ne var ne yok
Gençler ve kısaları
Almanlar’dan Anadolu dersleri
Oryantalizm cevap peşinde
Tecridi ifade imkânsız
Renkçi ressamın desenleri
Ara’da devam
Bir kaybetme oyunu
"Dedikodulu bir hikâyem yok"
Şoförlükten starlığa
Şehir mobilyaları gelişiyor
İki edebi kaynak
Sevgiden heykeller
Sayılardan heykele
"Requiem"
Geyiğe fon
Haftanın albümleri
Eski rockçılar yeni plaklar
Hitler dizisi
Hayat atölyesi
Kim haklı - kimin hakkı?
"Bozgunda Fetih Rüyası"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet