18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İz bırakan adam anlatıyor

Ali Poyrazoğlu üç yıldır devam eden "Kobay"ı bu hafta son kez oynuyor. Ünlü tiyatrocunun gündemi yoğun: Yeni bir tv dizisi, dinlendirilmeye bırakılmış bir kitap ve hatta laf aramızda bir sinema projesi...

     AYBALA ALAÇAM

     Yazarlığınızla başlayalım...
     Benim yazıp çizme serüvenim 17 yaşında çeviri yaparak başladı. Pirandello’nun "Ağzı Çiçekli Adam" oyununu çevirmiştim. Sonra "Haylaz çocuk" diye bir oyun yazdım, İstanbul’daki ödenekli tiyatrolarda oynadı. O zaman da hala 17.5 yaşındaydım. Derken 60’a yakın oyun çevirdim, senaryolar menaryolar sürdü gitti.
     
     Fransızca’nız nereden?
     Evin içinde Fransızca konuşarak büyüdüm. Çocukken biliyordum yani. Arkadan da öbür dilleri öğrendim.
     
     Aristokrat bir aileden geliyorsunuz!
     Oldukça. Öyle de kalmaya çalışıyorum. Tabii Türkiye’de aristokrasi yok ama hani öyleymiş gibi yaşamaktan, bir yaşam biçimi olarak benimsemekten yanayım. İnsan bir klas seçecekse kendine, yüksek olmasında yarar var. Hiç kompleksim yok bu konuda çünkü ben aristokrat yanımla sokak çocuğu yanımdan güzel bir karışım çıkardım.
     
     Pazar günleri Sabah gazetesinde köşe yazmaya başladınız.
     Hürriyet gazetesinde bir dönem gezi izlenimleri yazdım. Sonra Yeni Yüzyıl’a geçtim. Simdi de pazarları Sabah’ta denemeler yazıyorum. Her yeni gazetede başka bir üslûp tutturuyorum. Kitap yazdım biliyorsun. "Ödünç Yaşamlar" ve sekizinci baskıyı yaptı. Anılarımı, ikinci kitabı yazıyorum şimdi "Aynayı Tuttum Yüzüme". Bitirdim de, dinlendiriyorum. Bir de yedi öyküden oluşan bir öykü kitabı yazdım "Define Adası" diye... İkisi de hazır. Yazdıklarımla cilveleşmeyi seviyorum.
     
     "Kobay", uzun zamandır yaptığınız belki de en dramatik oyundu.
     "Kobay"ı yazdım, üç yıldır oynuyorum. Hem görsel dili etkiledi insanları hem de oyunculuklarıyla övgü aldı. Sezonun tüm ödüllerini topladığını da biliyorsun zaten. Faydalı oluyor ödüller. Ağır olanlarını camların önüne falan koyuyorsun. Kapılar vurmasın diye. İyi ödül ağır ödüldür! Mermer, tunç dökme!
     
     Sitcom diziniz "Aile Bağları" artık TRT1’de yayınlanıyor.
     Şubatın ikinci haftasında TRT’de yayınlanmaya başlayacak olan dizimiz "Aile Bağları"nın ilk bölümleri üç yıl önce ATV’de yayınlanmıştı ki bu bölümler ATV’de yeniden dönüyor şimdi. Türk ailesinin öyküsünü anlatan, tamamen yerli bir sitcom olsun istemiştim. Dizileri 13 ya da 26 bölüm yapıp araya zaman koymayı seviyorum. Sürekli televizyona çıkmak hem yüzümü yıpratıyor hem de tiyatrodan çaldığı zamanı kıskanıyorum. Mesleğimin her dalının tadını çıkarmaktan hoşlanırım ben. Ayrıca şunun da altını çizmek istiyorum "Kobay" bu hafta son kez oynanıyor, "Ödünç Yaşamlar" sürüyor, "Orta Şekerli" diye nisan ayında başlayacak yeni bir müzikli oyun için de çalışıyorum.
     
     "Aile Bağları", televizyondaki ilk sitcom’lardandı galiba.
     Televizyonda ilk kez sitcom yapan ve sitcom yüzünden çok ünlü olan bir oyuncuyum. TRT’nin ilk yıllarında, daha bu ülkede sitcom lafı edilmezken yapıyorduk biz onları. "Ali Uyanıkötan bahsediyorum. Şöhret oldum ve bu benim tiyatroma da çok yaradı. Belli bir kalıcılığı getirdi.
     
     Dizinizin TRT1 bölümlerinin farkı ne olacak?
     "Aile Bağları" daha önce tek dekorluydu, evin salonunda geçen bir sitcom’du. Şimdi altı dekorumuz var. Çok para harcayarak Kadıköy’de bir plato kurduk. O zaman altı oyuncu vardı, şimdi 16 oyuncu var. Hikâye üç ayrı ailenin hikâyesi haline geldi. Ben de içinde hâlâ bir Ali Uyanık olan, evli, dört çocuklu, dediği dedik, öttürdüğü düdük Ali Kaptan’ı canlandırıyorum. Biraz benden de çizgiler var galiba! Bülent Kayabaş, Suzan Aksoy, Levent Can, Özdemir Çiftçioğlu gibi yıllardır birlikte çalıştığım, tiyatro kökenli oyuncular, kadroda. İlk bölümde Ata Demirer ve Suat Sungur konuk.
     
     Neden ekranlar Ali Poyrazoğlu’ndan vazgeçmiyor sizce?
     İnsanlar bazı oyuncularla dost olurlar, bazılarıyla olmazlar. Bu dost oyuncuların anlattığı öyküler, ne olursa olsun, onları ilgilendirir. Seyirci Ali Poyrazoğlu’nu da sever. Şöhretim beni ailelerin üyesi haline getirmiştir.
     
     Takip edebildiğiniz kadarıyla dikkatinizi çeken yerli diziler hangileri?
     "Aşkım Aşkım" ve "Yeter Anne" beğendiğim projeler. Ama TRT1’deki "Yedi Tepe İstanbulödan aldığım keyif bambaşka. Ben tabii farklı işler yapıyorum ama bu diziyi de kendi türü içinde çok başarılı buluyorum. Bazı çok popüler dizilerdeki oyunculukları ise Allah kabul etsin, ki etmeyecektir!
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Cüretkâr aile komedisi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Haftanın filmleri
Sokağın şiddeti
"Kuş dili mi konuşacağım?"
İş Kule bakireleri
Chomsky neden geliyor?
İz bırakan adam anlatıyor
Alpay eylülü beklemedi
Her eve lazım!
Dergilerde ne var ne yok
Gençler ve kısaları
Almanlar’dan Anadolu dersleri
Oryantalizm cevap peşinde
Tecridi ifade imkânsız
Renkçi ressamın desenleri
Ara’da devam
Bir kaybetme oyunu
"Dedikodulu bir hikâyem yok"
Şoförlükten starlığa
Şehir mobilyaları gelişiyor
İki edebi kaynak
Sevgiden heykeller
Sayılardan heykele
"Requiem"
Geyiğe fon
Haftanın albümleri
Eski rockçılar yeni plaklar
Hitler dizisi
Hayat atölyesi
Kim haklı - kimin hakkı?
"Bozgunda Fetih Rüyası"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet