18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Almanlar’dan Anadolu dersleri

Bonn’da açılan üç sergi, Truva’nın Hitit egemenliğinde olduğunu ortaya koyuyor.

     TUNA GÖNEN

     Almanya’nın eski başkenti Bonn’da Anadolu kültürünün kadimliğini ve gücünü belgeleyen üç sergi sürüyor. Truva’yı, Hititler’i ve çağdaş Türkiye sanatını konu alan ve aynı mekânda açılan bu sergiler, bir bütünün parçaları. Arkeoloji sergileri, Truva’nın sanıldığı gibi bir Yunan kenti değil, tamamen bir Anadolu kenti olduğunu, üstelik de kendisinden çok daha güçlü ve kendi kültürünü de son derece etkileyen dev bir uygarlığın, Hititler’in egemenliği altında bulunduğunu anlatıyor. Sanat sergisi de bu uygarlıkların mirasçısı Türkiye’nin gelişmiş sanat ortamını 11 sanatçının yapıtlarıyla ortaya koyuyor.
     Bonn daha başkentliği Berlin’e kaptırmadan, iki dev müze binasına sahipti: Kunst Museum Bonn, (Bonn Sanat Müzesi) ve Bundeskunsthalle (Federal Sergi Salonu). Büyük bir avluyla birbirine bağlanan iki bina, bu üç sergiyi ortaklaşa ağırlıyor.
     Sergilerimizden ilki "Düş ve Gerçek, Truva" adını taşıyor. Truva’yı arkeolojik bir alan olarak tanıtmaktan çok, özellikle Batı kültürüne sirayet eden efsaneyi ele alan bir sergi bu. Ortaçağ el yazmaları, seramik tabaklar, 18. yy. yağlıboya tabloları ve 20. yy. heykellerine kadar uzanan bir çeşitlilikte Batı sanatında Truva’yı anlatıyor. Ege’nin öte yakasından gelen Yunanlılar tarafından fethedilen ve yakılıp yıkılan Truva ve onun bu efsanesini binlerce yıldır yaşatan Homeros’un "İlyada"sı her şeyin ilham kaynağı. Romalıların, Yunanlıların ve elbette tüm Batı uygarlığının sahip çıktığı bir kutsal kent...
     Sergide bu kente dair antik buluntular da var. Özellikle Schliemann’ın bulup Priyamos’un Hazinesi olarak adlandırdığı altın takılar göz kamaştırıyor. Hele bu talihsiz hazinenin 2. Dünya Savaşı’nın ardından sırra kadem bastığını ve ancak birkaç yıl önce Rusya’da ortaya çıktığını biliyorsanız daha da heyecanlanıyorsunuz. Bu antik buluntular arasında bir Hitit tableti dikkatinizi çekiyor. İşte o sırada içinde gezip durduğunuz düşlerden uyanıp gerçekle karşılaşıyorsunuz. Truva aslında Hititler’in egemenliği altındaki Willusa Krallığı’dır.
     Tabii bu gerçek, ne "İlyada"ya ne Homeros’a ne de tüm diğer verili bilgilere zarar veriyor. Hitit bağlantısını kanıtlayan Prof. Korfmann, bugün bilinen Truva’nın, Homeros’un anlattığı yer olduğuna dair şüpheleri de ortadan kaldırıyor. Ama vurguluyor, o çağın esas büyük uygarlığı daha doğudaydı.
     Siz de bir kapıdan geçip diğer sergiye giriyorsunuz: Bin Tanrı’nın çocukları - Hititler. Burada sıra sıra rölyefler, yüzlerce kap kacak, camekanların ardında tabletlerle karşılaşıyorsunuz. Duvarlardaki panolarda Hititler’in kurduğu, Karadeniz’den Suriye’ye, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar uzanan güçlü imparatorluğun tarihi anlatılıyor. Fethettikleri yerlerin tanrılarını da benimsemekte tereddüt etmeyen hoşgörülü, her şeyi tabletlere kazıyıp arşivleyen yerleşik, antik Mısır ile savaşa tutuşup tarihin ilk barış antlaşmasını imzalatacak kadar güçlü bir uygarlık bu.
     Anadolu’da yaklaşık 600 yıl hüküm sürdükten sonra M.Ö. 1200’lerde gücünü kaybeden Hititler, geride pek çok buluntu bırakmış. Bunlar arasında Yazılıkaya ve Boğazköy kalıntıları kadar, oralarda bulunan pişmiş topraktan eşyalar, bronzdan, altından yapılmış incelikli objeler dikkati çekiyor. Tabii Boğazköy deyip geçmek haksızlık olur. Büyük bir kentin içerdiği saraylar, kaleler, tapınak kompleksleriyle Boğazköy, anlayabilene göz kamaştırıcı bir gücü aktarıyor...
     Anlamak o kadar kolay olmadığı için Bonn’daki sergiler büyük boy panolar üzerinde özetlenen açıklamalar, haritalar, çizimlerle dolu. Sadece düz bir sıra halinde, özel kaidelerine yerleştirilerek teşhir edilen taş kabartmalar bile son derece etkileyici bir manzara yaratıyor. Bu da bulmak ve saklamak kadar teşhir etmenin de önemini gösteriyor.
     İzleyici bu kadar tarihsel birikimden etkilenmişken, Türkiye’den gelen 11 sanatçının işleriyle, bütün bu birikimin ait olduğu yeri bir kez daha hatırlıyor. "Şehir İşaretleri" adlı sergide Hüseyin Bahri Alptekin, Handan Börtücene, Esra Ersen, Berrin Gökçen, Gülsün Karamustafa, Ömer Ali Kazma, Serhat Kiraz, Hüsamettin Koçan, Murat Morova, Hale Tenger ve xurban.net’in işleri yer alıyor. Aslında Kunst Museum’u mekân edinen çalışmalar aradaki avluya, oradan Bundeskunsthalle’ye yayılıyor ve iki binayı birleştiriyor. Hatta Truva sergisini gezerken birden giriverdiğiniz odada karşınıza Handan Börtücene ve Hüsamettin Koçan’ın çalışmaları çıkıyor.
     Türk sanatçılar, anlatımlarıyla dinamik, içerikleriyle dokunaklı işler sergiliyorlar. Müze yöneticilerinin, Almanlar’a ve Almanya’da yaşayan Türklere, Türkiye’ye karşı ön yargıları bir yana bırakıp dünya kültürüne katkıda bulunan bir ülkeyle karşı karşıya olduklarını hatırlatmasını umdukları sergilerin her gün dolup taştığını da belirtelim.
     
     "Şehrin Işıkları" ve "Truva" sergileri 17 Şubat’ta sona erecek. "Bin Tanrı’nın Çocukları Hititler" içinse daha vakit var: Bitiş tarihi 9 Haziran.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Cüretkâr aile komedisi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Haftanın filmleri
Sokağın şiddeti
"Kuş dili mi konuşacağım?"
İş Kule bakireleri
Chomsky neden geliyor?
İz bırakan adam anlatıyor
Alpay eylülü beklemedi
Her eve lazım!
Dergilerde ne var ne yok
Gençler ve kısaları
Almanlar’dan Anadolu dersleri
Oryantalizm cevap peşinde
Tecridi ifade imkânsız
Renkçi ressamın desenleri
Ara’da devam
Bir kaybetme oyunu
"Dedikodulu bir hikâyem yok"
Şoförlükten starlığa
Şehir mobilyaları gelişiyor
İki edebi kaynak
Sevgiden heykeller
Sayılardan heykele
"Requiem"
Geyiğe fon
Haftanın albümleri
Eski rockçılar yeni plaklar
Hitler dizisi
Hayat atölyesi
Kim haklı - kimin hakkı?
"Bozgunda Fetih Rüyası"
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet