18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ




SOHBET ODASI

Türkiye savaşmayacak

     DERYA SAZAK

     Körfez Savaşı’nı Baba George Bush’la yöneten ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı BRENT SCOWCROFT, Irak’a düzenlenecek olası operasyona Türkiye’nin katılmayacağını söylüyor
     
Sayın Scowcroft siz Körfez Savaşı’nda Başkan Bush’un ulusal güvenlik danışmanıydınız; Irak’ın Kuveyt’ten çıkarılması planını birlikte yönetmiştiniz, 11 yıl sonra 11 Eylül nedeniyle ‘Saddam dosyası’ yeniden açıldı; yakın zamanda bir askeri operasyon bekliyor musunuz?
     ‘Görüşlerimiz değişmedi’
     Başkan George W. Bush ve ekibi, Irak’la ilgili seçenekleri görüşüyor. Bence yakın zamanda bir askeri harekat olmayacak. Hesapsız atılacak her adım, Afganistan operasyonu nedeniyle oluşturulan koalisyona ve bölgedeki müttefikimiz Türkiye’ye zarar verebilir. Saddam’dan kurtulma düşüncesini benimsemekle birlikte, terörle Irak’ın geleceği meselesini birbirine karıştırmamak gerekir. Üstelik Saddam’ın 11 Eylül’le bağlantısını kanıtlanmadı.
     
Olası Irak harekatında Türkiye’nin rolü ne olur? Başbakan Ecevit’in Beyaz Saray’ı ziyaretinde Başkan Bush, askeri bir girişim halinde Ankara’ya danışılacağını söyledi. New York Times’ta William Safire ısrarla ‘Türk tankları Bağdat’a girecek’ diye yazıyor. Ne diyorsunuz?
     Safire’ın neye dayanarak bunları yazdığı hakkında bir fikrim yok. Kendi görüşümü açıklayayım: Türkler savaşmayacak. Türkiye’nin Kuzey Irak konusunda haklı çekinceleri var. Biz 1990’da Körfez’de savaşırken Türkiye’nin bu itirazlarını dikkate aldık. Kuzey’de Kürt oluşumunu istemedik. Görüşlerimiz değişmedi. Bir savaş çıkarsa Kürtlerin Irak’taki statüsünün değişmesi karşısında Türkiye’nin kaygıları olacağı açıktır.
     
     ABD ve Rusya birleşirse...
Başbakan Ecevit bir mektup yazarak Saddam yönetimini BM denetçilerine izin vermesi konusunda uyardı. Sizce Bağdat silah denetimine yaşanır mı?
     Buradaki önemli açı şudur: ABD, Rusya’yı BM Güvenlik Konseyi’nde yanına alıp yaptırımlara destek bulabilecek mi? 11 Eylül terörü ve Afganistan operasyonu ABD ve Rusya’yı birbirine yaklaştırdı, Başkan Bush, Putin’e şunu diyebilir: ‘Bakın siz bizim Irak’la savaşmamızı istemezsiniz, o halde gelin birleşelim, BM Güvenlik Konseyi’nde karar çıkartıp, silahların denetimini sert yaptırımlara bağlayalım. Akılcı yol budur.
     
     İsteseydik Bağdat’a girerdik ama...
İsteseydiniz 1991 Şubatı’nda Bağdat’a girerek Saddam’ın işini bitirebilirdiniz.
     Amacımız, Irak ordusunu Kuveyt’ten çıkartmaktı. Hedefimize ulaştık. İstesek Bağdat’a girebilirdik. Fakat Arap ülkeleri bizi desteklemezdi, koalisyon dağılırdı. ABD tek başına bunu yapsaydı bir Arap ülkesini işgal etmiş olacaktı. Batağa saplanabilirdik.
     
Vietnam gibi mi?
     Evet aynı Vietnam gibi... Saddam’dan sonra başa geçireceğimiz herhangi bir hükümet daha ilk anda şüphe uyandırırdı.
     
En büyük yanılgınız Saddam’ın ayakta kalamayacağını düşünmek oldu?
     Hepimiz yanıldık. Turgut Özal dahil herkes bize Saddam’ın yenilgiden sonra iktidarda kalamayacağını söylemişti. Başkan Bush ve bizler Saddam’ın savaşı kaybedip rezil olduktan sonra yıkılacağını varsaydık. Ama hiç öyle olmadı.
     
     Saddam’ı daha sert uyarmalıydık
11 Eylül’le Saddam arasında bir bağlantı kuşkusu duydunuz mu? 1990’da Saddam, ABD Büyükelçisi April Glaspie’ye "ABD’ye çıkarma yapamayız ama Araplar bireysel olarak bir gün sizi vurabilir" demiş. Glapsie’nin notunda bu tür bir tehdit yer alıyor muydu?
     Hatırlamıyorum. Glapsie, Saddam’la tek başına görüşmüş, aklında kalanı yazdı. Böyle bir şeyi söylediğinden şüphe duyarım. Savaş bitiminde Saddam’ın bazı radikal grupları harekete geçirip ABD’ye saldırabileceğini düşünmüştük. Olmadı. 11 Eylül’le bağlantılı bir şey de şu ana kadar bulunamadı.
     
Glapsie görüşmesinin asıl tartışılan yönü Saddam’a Kuveyt’i işgal konusunda yeşil ışık yaktığı suçlaması olmuştu?
     Saddam’ı daha sert uyarmalıydık. Ancak Özal hariç, özellikle Ortadoğulu liderler ‘Üzerine gitmeyin’ dediler.
     
     Cheney savaş habercisi değil
Başkan George W. Bush, Kongre’de yaptığı konuşmada Irak’ın yanı sıra İran ve Kuzey Kore’yi de kapsayan "kötülükler ekseni"nden söz etti. Nasıl yorumladınız?
     Anlayamadım, üç ülkeyle mücadele aynı şekilde yapılamaz. Eğer Irak’a karşı bir şey yaparsak bu askeri bir harekat olur, ama İran’da bu olmaz. Başkan’ın konuşmasının teması, terörle savaşımın uzun soluklu olacağı şeklindeydi. ‘Kötülükler ekseni’ nitelemesi metin yazarlarının konuşmaya kurnazca sıkıştırdığı bir şey.
     
ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin marttaki Ortadoğu turu, Ankara’yı da kapsıyor. Niye geliyor?
     Cheney’nin savaş haberciliği yapmaya gittiğine inanmıyorum. Müttefiklere durumu açıklayacak, bilgi verecek ve teröre karşı koaliyonu canlı tutmaya çalışacaktır.
     
Saddam yalancı!
Körfez Savaşı öncesinde ABD’nin Bağdat Büyükelçisi olan JOSEPH WILSON "Saddam, Kuveyt’i işgal etmeyeceğine söz verdi ama bu sözü tutmadı" diyor...

Glapsie’nin 25 Temmuz 1990’da Saddam’la görüşüp, Kuveyt işgaline bir hafta kala Irak’ı terk etmesinin ardından ABD Büyükelçisi sıfatıyla 8 Ağustos’ta Irak lideriyle görüşen son ABD’li diplomatsınız. Glapsie’nin Saddam’la görüşme tutanaklarında ‘yeşil şık’ anlamına gelen sözler var mıydı?
     Hayır, "Kuveyt’le aranızdaki sorunları diplomatik yoldan çözün" demesinden başka şey yoktu. Glapsie - Saddam görüşmesi sırasında Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’ten telefon gelir ve Irak lideri Kuveyt’i işgal etmeyeceği yönünde güvence verir. Saddam yalan söyledi. 6 Ağustos’ta işgalden sonra Irak Dışişleri Bakanı Tarık Aziz’le görüştüm ve Saddam’ın Glapsie’ye verdiği sözü hatırlattım. Aziz dedi ki, ‘Kuveyt’le devam eden görüşmelerdeki uzlaşmaları ışığında Saddam bunu söyledi, aksine gelişmeler Irak’ın hakları içinde yer alıyordu’. Kendisine İran - Irak savaşını anımsatıp pazarlıklar sonunda görüşmeler kesilmediği için barış sağlandığını anlattım.
     
     Günah keçisi...
Tutanaklar Dışişleri’ne ve Beyaz Saray’a gönderilmiş miydi? Saddam sonradan Bush yönetiminin, Glapsie görüşmesinin notlarını okumaya tenezzül etmediğini öne sürdü.
     Evet, gönderilmişti. Fakat bu tutanakları anlamak için Amerikan diplomatik yazışma stilini bilmek gerekir. Bu sistemde büyükelçinin, görev yaptığı ülkenin başkanına söylediği değil, başkanın o diplomata söylediği yazılıdır. Washington’dan bakıldığında Glapsie’nin zayıf görünmesindeki neden, Saddam’a söylediklerinin bilinmemesidir. Bir de şu var, Amerikan politikasının klasiği ‘günah keçisi’ aramaktır. ‘Kuveyt’i kim kaybetti?’ diye sorulduğunda Bağdat’taki ABD Büyükelçisi günah keçisi olmuştur. Bana göre Glapsie, Saddam’a işgale yeşil ya da sarı ışık yakmak anlamına gelecek sözler söylemedi.
     
     ‘Tutanakta tehdit yok’
Peki, Büyükelçinin, işgale bir hafta kala izne çıkması, Washington’a dönmesi tuhaf değil mi?
     Glapsie, Bağdat’ı rahatlıkla terk etti çünkü Saddam kendisine ve Mübarek’e Kuveyt’e karşı bir askeri operasyona girişmeyeceği konusunda güvence vermişti. Ayrıca öteki Batılı büyükelçiler de yaz tatili nedeniyle ülkelerine döndüler. Onlar görülmedi bile. Glapsie gitti ama elçiliğin ikinci adamı olarak ben oradaydım. Nitekim 8 Ağustos’ta Saddam Hüseyin’le görüştüm.
     
Siz, Glapsie görüşmesinin tutanaklarında Saddam Hüseyin’in 11 Eylül’ü çağrıştıran "Araplar bir gün sizi bulabilir, vurabilir" sözüne hiç rastladınız mı?
     Hayır. Görüşmede değildim ama notları okudum, böyle bir ifade hatırlamıyorum.
     
En az 100 bin asker lazım...
Afganistan operasyonu Irak açısından ne ölçüde cesaret verici?
     ABD önce BM kararlarını uygulatmak yönünde Saddam’a baskı yapmalı, ambargo askeri malzemelerle sınırlı olacak şekilde gevşetilmeli, çünkü bu yaptırımların zararını halk görüyor.
     
Güç kullanılırsa ne olur?
     Saddam’ın ordusunu dağıtmak için en az 100 bin askere ihtiyaç var. Bunun sağlanabilmesi için Irak’taki rejim karşıtlarına, Suudi Arabistan ve Türk askerlerine de ihtiyaç duyulacaktır. Bence Irak Afganistan gibi görülemez. Operasyondan önce Saddam’ın 11 Eylül’le bağlantısının kanıtları bulunmalı. Şu an için böyle bir ilişki yok.
     
Sizce uygulanabilir askeri senaryo nedir?
      Irak’ın kitle imha silahları denetim altına alınamazsa o zaman askeri güç kullanılarak bunların bulunduğu yerler bombalanabilir.
     



 SİYASET


SOHBET ODASI
Bak şu sahte savcının işine
Erdoğan: "Yanlış anlaşıldım"


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet