18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Beklentiler ve gerçekler

     Türkiye - ABD diyaloğunda son dönemde öne çıkan, önümüzdeki aylarda da iki ülkenin işbirliğini büyük ölçüde tanımlayacak olan üç konu var: Bush yönetiminin Irak'a yönelik planları, Türk - Amerikan iktisadi ilişkileri ve Afganistan'ın güvenliği.
     Her üç konuda da, bugüne dek kamuoyuna yansıyanlar ile, gerek iki başkentte ayrı ayrı, gerekse iki başkent arasında ortak süren değerlendirmeler, tam bir uyuşma içinde değil.
     Oysa üç konuda da beklentiler, perde arkasındaki gerçeklere ne denli yaklaşırsa, sonuçta Ankara - Washington işbirliğinin yürümesi, özellikle de Türk kamuoyunda buna göstereceği tepkiler açısından, daha kolay olacak.
     
Irak'ta "önce diplomasi" ama
     Bush yönetiminin Irak planlarının takvimi yavaş yavaş belirginleşiyor.
     ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin, Irak ağırlıklı bir gündemle, Ankara dahil, Ortadoğu - Körfez başkentlerine mart ortasında yapacağı gezinin de etkisiyle, Türk kamuoyunda, "bahar aylarında harekat" yönünde bir beklenti şekillendi. Washington'daki değerlendirmeler ise, eğer Irak'a yönelik olası askeri harekatın, yaz, hatta sonbahar aylarını bulabileceğini işaret ediyor. Bize tahminini aktaran bir yetkili, tetiğin çekilebileceği tarih için, "Bugünden üç ila altı altı ay sonra" ifadesini kullandı. Bir kere, Irak'ta rejim değişikliğine yönelik bir harekat için bugün düğmeye basılsa bile, gerekli askeri yığınağın, özellikle de Afganistan harekatının mevcut seyri sürerken, epey zaman alacağı kesin.
     ikincisi, ABD en azından "taktik" icabı olarak, Irak'a karşı önce "diplomasi" silahını kullanmaya niyetli. Başkan George W. Bush da, ilk kez geçen hafta açıkça telaffuz etti ki, Washington şimdi diplomatik bir atağın hazırlığında. Bu atağın bir ayağı, Dışişleri Bakanı Colin Powell gibi, Irak'a harekat konusunda en isteksiz olan yönetim mensubunun bile, son iki haftadır koroya katılması ile başladı. Powell'ın, "Irak'ta rejim değişikliğine yönelik bir harekatı gerekirse tek başımıza da yaparız" sözleri, ABD'nin müttefiklerine, "Bizim kendi aramızdaki görüş ayrılıklarından yararlanarak, Irak'taki kararlılığımızı zayıflatacağınızı sanmayın" mesajını veriyor. şimdi Cheney de, bölgeye benzer bir kararlılık mesajı götürecek.
     Tabii, diplomasinin asıl ayağı, "Rusya, Türkiye, ingiltere gibi ülkelerin ısrarla üzerinde durduğu, Irak'a karşı önce diplomatik baskının kullanılması" talebiyle ilgili. Bush yönetimi planını, içine pek de sinmeyen bu talebe uydurdu. ilk aşamada, mayısa dek sürecek bir kampanya ile, Saddam'ın 1998'de şutladığı Birleşmiş Milletler silah denetleyicilerinin Irak'a geri dönüşü yönünde baskı yapılacak.
     Ancak Washington açısından bu, Saddam'ı gerçekten de ikna amacı taşıyan bir kampanya değil. Bush yönetiminin belli başlı yetkilileri, Irak liderinin silah denetleyicilierini, gerekli serbestiyette çalışabilecek biçimde ülkesine geri çağıracağına inanmıyorlar; daha da önemlisi bunu istemiyorlar. Saddam'ın bugüne dek yanaşmadığı böyle bir tavizin, ABD'nin yaratmaya çalıştığı "silah denetleyicileri krizini" önleyeceği ve askeri bir harekat için oluşturulmaya çalışan zemini sarsacağı biliniyor ve esas amaç, "Saddam'ı yola getirmek değil, ondan kurtulmak" olduğu için, bu seçenek yeğlenmiyor.
     
"Tekstilsiz" kalifiye bölge
     Ocaktaki Bush - Ecevit görüşmesinin en somut sonuçlarından biri sayılan, Türkiye - ABD Ekonomik Ortaklık Komisyonu (EOK), ilk toplantısını 26 - 27 şubat'ta Ankara'da yapacak. Ancak Ecevit'in Washington ziyaretinde çok dile getirilen birçok beklenti, bu toplantıda yine karşılıksız kalacak.
     Bush yönetimi, Türkiye'nin tekstil kotalarının artırılması ve ikili Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması türünden önerilerini gerçekçi bulmuyor. ABD'li yetkililer, hem işin Kongre boyutunu, hem de Türkiye'nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin sınırlayıcı çerçevesini öne sürerek, Serbest Ticaret Anlaşması'nın mümkün olmayacağını ifade ediyorlar. Tekstil kotaları konusunda ise mesajları çok net; "Siz, birkaç yıllık avantaj peşinde koşmayı bırakın. Tekstilinizi, 2005'te bu kotalar tümden kalktığında, başta çin olmak üzere, diğer ülkelerle rekabet edebilir kılmaya, bunu yapamayacaksanız da, tekstil dışındaki ihraç ürünlerinizi güçlendirmeye bakın" diyorlar.
     Peki, EOK'da hangi alanda somut ilerleme sağlanacak? Sorunun yanıtı, Kalifiye Sanayi Bölgeleri. Türkiye'de kurulacak bu bölgelerde, tekstil dışı, özellikle de yüksek teknolojili malların ABD'ye gümrüksüz - tarifesiz ihracatı mümkün olacak. Bush yönetimi, Ecevit'in, ilkin 2000'de Clinton Beyaz Sarayı'nda ortaya attığı projeye sıcak. Ancak aşılması gereken pürüzler de var.
     Projenin ana çatısını, tıpkı ürdün'deki benzer projede olduğu gibi, israil - ABD Serbest Ticaret Anlaşması oluşturacak. Dolayısıyla ABD ve israil'in bu anlaşmayı, tekstil dışındaki Türk ihraç ürünlerine de kapıyı açacak şekilde değiştirmeleri ve ABD Kongresi'nin bunu onaylaması gerekecek. Her üç ülkenin de, hem mevzuat alanında fazla mesai yapması, hem de siyasilerle iş çevrelerinin beklentilerini uyuşturabilecek formüller bulması gerekiyor.
     
Afgan Gücü'nde belirsizlikler
     Türk askeri, Uluslararası Güvenlik Gücü'nde (ISAF) görev yapmak üzere, nihayet Afganistan'da. Ancak Türkiye'nin bu gücün komutasını devralması konusunda belirsizlikler sürüyor.
     Washington ve Londra, Türkiye'nin komutanlığını destekliyor, ama Ankara'nın bu konudaki talepleri henüz karşılanmadı. Taleplerin başında, ingiltere'nin şu andaki komuta görevini hemen bırakmayarak, yaz sonuna dek sürdürmesi geliyor. Türkiye'nin yazın, Afganistan'daki aşiret liderlerini biraraya getirecek "loya jirga" sırasında, güvenliğin sağlanmasının güçleşeceğinden çekindiği ve o dönemde komutayı, ancak ABD'nin hava desteği garantisi altında üstlenebileceği belirtiliyor. öte yandan, Afganistan lideri Hamid Karzay, ISAF'in, ingiltere'den sonra Türkiye'nin komutasına geçmesine soğuk bakıyor.
     Türkiye'nin yanıtı netleşmeyen bir başka talebi, askerlerinin masraflarının karşılanması yönünde. Ayrıca halen sadece Kabil'de görev yapan güvenlik gücünün, Afganistan'ın diğer kentlerine yayılıp yayılmayacağı belirsiz. Türkiye, diğer kentlerde de görev yapacak bir güce katılım konusunda isteksiz; bu da, komutanlığını güçleştirebilir.
     
     ycongar@erols.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
'Kemalizm'

Fikret BİLA
Öteki rüşvet...

Yasemin CONGAR
Beklentiler ve gerçekler

Hurşit GÜNEŞ
Krize yolsuzluklar mı neden oldu?

Tuncay ÖZKAN
Hukuk konuşmalı

Hasan PULUR
Ivır, zıvır şeyler ve bir ilan...

Derya SAZAK
Öymen’den Baykal’a yanıt

Ece TEMELKURAN
Kurtar bizi Powell amca!

Osman ULAGAY
Biz 11 Eylül’ü 19 Şubat’ta yaşadık

Güngör URAS
Otoyolun kilometresi 4 - 5 milyon dolar

© 2002 Milliyet