19 Şubat 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İki baba bir oğul

Jean Marie Perier, soyadını taşıdığı insana "baba", asıl babasına "kanka" diyor. İyi huylu ve iki babalı çocukların da mutlu olabildiğini anlattığı bir kitap bile yazdı bu konuda

     Annenin adı, Jacqueline Porel’di. Fransa’da "teatral aristokrasi" diye anılan soyu sopu oyuncu, varsıl bir aileden geliyordu. Kendisi de epeyce ünlü bir sinema sanatçısıydı 1950’li yıllarda, çıtı pıtı, yarını düşünmeden ve zaten yarını düşünmek zorunda olmayan bir ağustosböceği. Erkekleri severdi ama sırayla. Sırasını savanı aldatır, sırası gelene tutkuyla bağlanır ve sadık kalırdı. Tabii sırasını savana kadar. 1935 yılında, dışı sütlü kahve, içi çikolata tadında, henüz 19 yaşında ama ünü büyük bir delikanlıyı sevdi: Henri Salvador. 1939 yılında sırası gelen bir başka erkek, ünlü aktör François Perier için terk ettiğinde şarkıcı Henri’yi, birkaç haftalık hamile olduğundan habersizdi. Sekiz buçuk ay sonunda dünyaya gelen bebeğini görür görmez durumu anladı uslanmaz çapkın Jacqueline ama yeni kocası François Perier çok sevmişti "ilk" oğlunu, dolayısıyla sustu, söylemedi ona "baba" olmadığını. Jean Marie bebek, kayıtlara Perier soyadıyla geçti. Baba olmayan babaya imzasız mektuplar yağmaya başladı. İyiliğini düşünen meçhul arkadaşlar, "O senin çocuğun değil..." diye yazıyorlardı. Elbette ki aptal değildi ama gerçek bir centilmendi François Perier. "Bu evde baba benim, başka baba yok!" diye kestirip bütün mektupları çöpe attı.
     Anne Jacqueline 1946 yılında aktör François Perier’nin kollarından bir başka erkeğin kollarına geçerken, artık altı yaşındaki oğlunun vesayetini elbette "baba"ya bıraktı. 1947 yılında, nihayet Henri Salvador’un da haberi olmuştu oğlunun varlığından ama "baba", asıl babanın açtığı telefona "Oğluma yaklaşırsan seni öldürürüm!" diye kükredi. Henri Salvador saygı duyduğu ünlü aktörün babalık hakkına boyun eğdi. Yine de arada bir ve gizli gizli, okul çıkışı oğlunu seyretmeye gidiyordu. Bir keresinde arkadaşı Quincy Jones’u almıştı yanına, gururla gösterdi: "Bak, bu ufaklık benimki!"
     Oğul Jean Marie, kendisini çok seven babası François Perier ve onun yeni eşi 24 yaşındaki genç kadınla yaşamaya başladı. Arada annesini de görüyordu tabii. Ama evdeki üvey anne bir tuhaftı kendisine karşı. Jean Marie’yi tanıştırırken arkadaşlarına: "Ne kadar Henri’ye benziyor değil mi?" diye soruyordu hınzırca. Küçük oğlan anlamıyordu. Ama baba bildiği babaya da pek benzemediğinin farkındaydı. Daha sonra, ünü dünyayı tutan bir fotoğrafçı olduğunda "Tatilde bizimkiler günlerce kebap olurken, ben üç saatte kararıyordum. Beyazlarla beyaz, siyahlarla siyahtım..." diye anlatacaktı. Baba evinde herkes tiyatro ve sinemayla ilgiliydi, o piyano çalıyor, müziğe ilgi duyuyordu nedense. Aslında herkes biliyordu nedeni de, bir kendisi habersizdi.
     17 yaşına yeni basmıştı ki, annesi Jacqueline’in sıradaki sevgilisi Stanley, kendisini yalnız yakaladığı bir gün eline bir plak kapağı tutuşturup "Senin baban baban değil. Baban bu!" deyiverdi. Dünya başına yıkıldı Jean Marie’nin. Tam da o günlerde bir konseri vardı Henri Salvador’un. Bilet alıp gitti. Sahnedeki beyaz giysili çikolata adamı seyretti uzun uzun. Sonra bir gece, soyadını taşıdığı adama: "Babamı biliyorum" deyiverdi. Baba François Perier hıçkırıklara boğuldu birden. Delikanlı o günden öteye asıl babasının o olduğuna ve ötekisine benzememeye karar verdi. Piyanosunu kapattı, müzikle ilgisini kesti. Paris Match’ın efsane fotoğrafçısı oldu. Lakabı "zenci"ydi.
     Yıllar sonra, Fransa’dan çok uzakta, ilk kez Las Vegas’ta tanıdı asıl babası Henri Salvador’u. Buluşmadan önce, babası Perier’in iznini aldı. Artık koskoca adam olan oğlunu ne yapacağını bilemeyen Henri Salvador onu kumarhaneye götürdü. Baba oğul, arkadaş oldular. Ama dünyaca tanınan fotoğrafçı Jean Marie Perier’in yaşamındaki en heyecanlı an, Paris’te 50 yaşını kutladığı gün, iki babasını bir araya getirdiği yemekti. Masada üç kişi ve ortak bir konuk vardı: İki baba, bir oğul ve sevgi.
     Artık 61 yaşındaki Jean Marie o gün bugündür soyadını taşıdığı insana "baba", asıl babasına "kanka" diyor. Bir kitap yazdı "Şımarık Çocuk" diye. İyi huylu ve iki babalı çocukların da her şeye rağmen mutluluğu yakalayabildiklerini anlatıyor. Ama kitabın başında, hasta yatağında ölümünü bekleyen aktör François Perier’e bir ithaf var: "Babama..." diye.
     Seksen bir yaşındaki öteki baba Henri Salvador ise geçen ay Olympia’da verdiği konserle bir genç kuşağı daha fethetti. Hayranları arasında benim oğlum da var.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


‘İşimde cinselliği hiç düşünmedim’
Korsanlar hâlâ korku saçıyor
‘Fare ruhu’ geri döndü
Pardon, tanıyamadım!
Koleksiyondan kitaba İstanbul
Tarihi okul öğrenci arıyor
Zanzibar denizi geçti
Saddam ve Gomorra
Sokakta tiyatro
Türkiye’nin en iddialı beyaz şarabı
‘Arkamda beni süper star yapacak destek yok’
DVD / Selim BOY
Mudanya’nın yeni "istasyon"u
İki baba bir oğul
Prenses olarak doğmak...
"Diğer"i
Yuvanın meleği
Chomsky’nin peşindeki medya ünlü mimarı elinden kaçırdı
"Kıyamet Çiçekleri"
Son randevu


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet