19 Şubat 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Prenses olarak doğmak...

Margaret bir prenses olarak doğdu ama öyle yaşamadı. 71 yıllık hareketli hayatı geçen hafta sessiz sedasız sona erdi

     LONDRA

     Küçük kızların hayalidir "prenses" olmak. Ama gel gör ki gerçek hayattaki prensesler masallardaki kadar mutlu olmuyor. Bazen düşünüyorum; Prenses Diana, Prenses Anne ve Prenses Margaret, bu unvanlarının bedelini sınırsız mutsuzlukla ödediler.
     Şimdiki İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth’in yegane kardeşi olan Prenses Margaret geçen hafta içinde 71 yaşında öldü. Onun yaşamına baktıkça ben Prenses Margaret’in mutluluğu yaşadığına pek inanmıyorum. Yıllar önce çok yakın bir arkadaşına söylediği "Yaşamım bitmemiş bir senfoni. Yapmak istediğim hiçbir şeyi tamamlayamadım" sözleri onun sanki hayat hikayesini özetliyor.
     Margaret 21 Ağustos 1930’da, amcası VIII. Edward’ın Amerikalı dul Bayan Simpson’la evlenebilmek için tahtından feragat etmesi üzerine, VI. George adıyla tahta geçen babası ve York Dükü annesi Lady Elizabeth Bowes-Lyon’un ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir.
     Kız kardeşi Elizabeth ile kişiliklerinin çok farklı olmasına rağmen birbirleriyle yakındırlar. Aile fertleri ve dostlar abla Elizabeth’i
     "olgun, görevine bağlı", kardeş Margaret’i "hayat dolu, kuvvetli" olarak görürler. Babalarının kral olması ile abla Elizabeth de İngiliz tahtının varisi ilan edilir. 6 yaşında olan Margaret ablasına döner ve "Oh Lilibet, zavallı sen!" der.
     
     Elizabeth yıllar geçtikçe daha ciddi bir genç kız olmakta, Margaret ise anne ve babasının da desteklemesiyle normal bir genç yaşamı sürmektedir. At binmek, avlanmak gibi açık hava sporlarını seven ablasının aksine o okumaktan, piyano çalmaktan ve şarkı söylemekten hoşlanır. Sanata, özellikle de baleye ve müziğe olan hayranlığı yavaş yavaş kendini göstermektedir.
     16 sene sonra ablası II. Elizabeth olarak tahta çıktığında 22 yaşında olan prenses, kraliçeye her şeyiyle destek olacağına söz verir. Ancak aralarındaki yakınlık Elizabeth’in bambaşka bir dünyaya transfer olmasıyla mecburen azalmıştır.
     18’inde ufak tefek ama gerçekten güzel prensese, Buckingham Sarayı’nda özel bir daire verilir. Yatak odasını somon rengine boyatır ve Londra’nın merkezindeki sosyetik gece kulüplerinde, tiyatro ve balede sık sık görülmeye başlar. Modaya uygun olarak ince topuklu ayakkabıları, yarı bohem kıyafetleri ve bağımsız kişiliği ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Bu arada, 16 yaşında kendisine armağan edilen beyaz deri kaplı İncil’i çantasından eksik etmez.
     19 yaşında Chelsea’de bir partiye gider ve çantasından ilk defa fildişi bir sigara kutusu çıkarır, dudaklarının ucundaki filtresiz sigarayı etrafındaki erkeklerden birisinin yakmasını bekler. O günden sonra kendisini elinde uzun bir çubukla filtresiz sigara olmadan görmek hemen hemen hiç mümkün olmaz. Bir süre sonra buna o çok sevdiği Famous Grouse marka viski de eklenir.
     Babasının 1952’de ölmesi ve ablası Elizabeth’in tahta geçmesi bu hassas prensesin daha fazla yalnızlık duymasına neden olur. Margaret uğruna eşinden boşanan, babasının yaveri Albay Peter Townsend ile ilişkiye girer. Kraliyet ailesi fertlerinin biyografilerini yazanlara göre Prenses Margaret’in hayatta sevdiği tek erkek kendisinden 16 yaş büyük Townsend olmuş ve onu hiç unutamamış.
     Ama kraliçe onunla evlenmesine izin vermez. Kendisine uygun görülen Antony Armstrong-Jones ile 1960’ta evlenir. "Lord Snowdon" payesi verilen Jones zengin bir avukatın yakışıklı oğludur ve sosyete fotoğrafçısıdır. Margaret gibi yaşamayı seven bir eksantriktir.
     Armstrong evlendikten sonra özel yaşamında bir değişiklik yapmaz. Eşi ile birlikte Londra’nın barlarında kulüplerinde sabahlamak yaşam biçimleri olur. Bu arada Prenses Margaret iki çocuğunun babasıyla hiç mutlu olmadığını fark etmeye başlar. Kocası çok çapkın olan Margaret etrafındaki erkek hayranları ile gönül eğlendirmekten geri kalmaz. Arkadaşları arasında da zamanın ünlü modacısı Mary Quant ve berberi Vidal Sassoon, artist Marlene Dietrich, aktör Peter Sellers, balerin Margot Fonteyn, balet Rudolph Nureyev vardır.
     1961’de oğlu David (Linley Vikontu) doğar, 1964’te kızı Lady Sarah dünyaya gelir. Prenses Margaret yavaş yavaş Londra sosyetesinden bıkar, Karayip Adaları’ndan Mustique’te kocası ile birlikte inşa ettikleri "Jolies Eaux" adlı malikanede yaşamaya başlar. Huzur bulabildiği, keyfince bir hayat sürebildiği tek yer bu evdir. Gerçi burada prensesin çok sakin hayat yaşadığı söylenemez. Yılan oynatanların katıldığı, hizmetkarların acayip kıyafetler giydirildiği çılgın partilerden bahsedilmektedir Londra’da.
     1976’da eşinden ayrı yaşamaya başlar. Kendisinden 17 yaş küçük Roddy Llewelyn ile Mustique Adası’nda yaşadığı aşk bir skandal olarak gazetelere yansır. 1978’de kocasından boşanır. Büyük aşk yaşadığı genç sevgilisinin yaşına uygun bir genç kızla evlenmesinden sonra hayatına giren erkeklerle hep kısa ilişkiler yaşar.
     Mutsuz, fırtınalı yaşamı, hayatı boyunca koskoca bir ülkenin prensesi olmanın verdiği görev duygusu ile özgür kişiliği arasındaki çelişkiden yorgun düşen prenses nihayet uykusunda sessiz sedasız yaşama gözlerini kapar.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


‘İşimde cinselliği hiç düşünmedim’
Korsanlar hâlâ korku saçıyor
‘Fare ruhu’ geri döndü
Pardon, tanıyamadım!
Koleksiyondan kitaba İstanbul
Tarihi okul öğrenci arıyor
Zanzibar denizi geçti
Saddam ve Gomorra
Sokakta tiyatro
Türkiye’nin en iddialı beyaz şarabı
‘Arkamda beni süper star yapacak destek yok’
DVD / Selim BOY
Mudanya’nın yeni "istasyon"u
İki baba bir oğul
Prenses olarak doğmak...
"Diğer"i
Yuvanın meleği
Chomsky’nin peşindeki medya ünlü mimarı elinden kaçırdı
"Kıyamet Çiçekleri"
Son randevu


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet