
|


"Diğer"i
"Diğer-other", Anglosakson çevrelerin son icadı. Bir Rus matriyoşkası gibi, sonsuz bir iç içelik ihtiva ediyor. Bence tutarlı bir kavram değil
Kitab’ün Nahal ve’l milel-Dini topluluklar ve inançlar" başlıklı kitap Horasanlı bilgin Şahrastani tarafından 12. asır başında kaleme alınmış. Avrupa dillerinde birçok tercümesi var. Hıristiyanlık, Zerdüştilik, Maniheizm, Mazdek hareketi ve Yahudilik üzerine bugün dahi okunup bir şeyler öğrenilecek bir kitap. Şahrastani zamanımızın ünlü Yahudi şarkiyatçısı Slome Goitein’in tabiriyle bu belgeleri kim bilir ne zahmetle toplamıştır. Oysa miladın birinci asrında Roma’da hem de Yunanca ve Latincesi mükemmel Yahudi komşuların ortasında yaşayan Tacitus, Yahudiliği bu komşulara sormaya bile lüzum görmemiş; "Yahudiler Kudüs’teki mabetlerinde altın eşek heykeline tapınır", Şabat gününü kastederek "Çok tembel oldukları için de haftanın bir günü hiç iş yapmadan yatarlar" diyor. Profesör Goitein haklı olarak "Beşeriyet, Tacitus’tan Şahrastani’ye ne kadar önemli bir yol kat etmiş" diyor. Ortaçağ İslam’ının kendinden olmayana, "diğer"ine bakışındaki saygı ve hassasiyet kayda değer.
"Diğer-other" Anglosakson çevrelerin son icadı. Bence hiç de tutarlı olmayan, yani tarif vasfı olmayan bir deyim. "Diğer" bir Rus matriyoşkası gibi sonsuz iç içelik ihtiva eden bir kavram. Hıristiyan için Yahudi diğer, Yahudinin içinde Eşkenaz ve Safarad Yahudi diğer. İdare edilen, edene diğer diye bakıyor. "Velayet’un nas belayu’l azm" -başkasını idare büyük beladır- diyor Ortaçağ Arap devlet teorisi... Renkler, adetler, yenen yemekler insanları birbirine göre diğer yapmaya yeter. Kapalı kavimler "diğer" mefhumunu kolay yaratıyor, üstüne düşüyor ve abartıyorlar. Beşeriyetin sorunlarını çözmeye çalışan bir alay endüstriyel toplum; bu abartmanın âlâsını yapıyor; "diğer"i yaratıyor, abartıyor, büyütüyor, sonra da kendi pişirdiği put biçimli ekmeği yiyen cahiliye Arapları gibi, problemle gürültü patırtı çıkarıp, sözde savaşıyor.
Sorunun başka boyutu da var; toplumlar birbirini öğrenip öğretmekte yavaş davranıyor. 18’inci ve 19’uncu asır boyu Doğu toplumlarını en iyi inceleyen Fransa’nın büyük şarkiyatçıları bu bilgileri toplumlarına iyi aktaramamış, dar akademik çevrelerde kalmışlar ki, bazı çağdaş politikacılar, hatta düşünürler sık sık "Biz İslam’ı, Doğu’yu bilmeyiz" diye mazeret ileri sürüp duruyorlar. Rusçayı neredeyse Ruslardan iyi konuşan ve yazan tümen tümen Rusya Müslüman aydınlarının içinde; bir ünlü Rusya tarihçisi, Rus dili ve edebiyatının gramer ve leksikografisinin saygın uzmanı yok. Üçüncü Dünya’da sömürgesi olduğu ülkenin dilini iyi bilen aydınlar kalabalık ama Hindistan ve Senegal dışında bu dilde araştırmacı ve uzman çıkaran pek yok. Doğu dünyası Batıbilimci-Occidentalist veya müstağrib çıkarmadıkça ne dünyayı iyi kavrar ne de kendini anlatabilir.
Hıristiyanlığı iyi öğrenmeyen Doğuluların misyoner faaliyetlerin tahribatından şikayet etmeye de pek hakları yok... Müslüman ülkelerin tarihçileri Burgondiya’nın, İngiltere’nin, Rusya’nın arşivlerine girip o ülkelerin tarihi üzerine uzmanca yorumlar yapamadıkça; sosyologlarımız saha araştırmaları ve bilimsel gözlemlerle Batı ülkelerini yorumlamadıkça; Batı üzerine söylediklerimiz kahvehane dedikodusundan ileri gidemez ve "emperyalizm" sızlanmasıyla da hiçbir sorun çözülemez. Batı zihniyetini ve toplumlarını kaba gözlemin dışında iyi kavramak gerekiyor. Bunu hiç değilse Türkiye’nin sistematik ve örgütlü olarak yapması gerek çünkü artık insan malzemesi var.
Doğulular ortazamanda "diğer"ini iyi tanırdı. Coğrafyacı Idrisi’nin İskandinav sagalarını bile tanıdığı ve Rusyalıların tarihi için yararlandığını Omelyan Pritsan gibi ciddi ilim adamı ortaya koydu. İbni Haldun Yahudi tarihi kaynaklarını okuttu, çağdaşı olan hahamların bile bilmediği bu kaynakları, tarihini yazarken kullanmıştı. Doğulular bugün bu özelliklerini kaybetmiş durumda, tekrar kazanmaları lazım. "Öteki" nedir? Hepimiz Hz. İbrahim’in etrafında toplanmışız. Yahudiler, Müslümanlar, Hıristiyanlar hepsi eski Yunan’dan gelen ve eski Yunanla şekillenen bilim ve felsefenin izleyicileriyiz. "Öteki"lik vasfını tayin eden unsurlar ise, bu dünyayı renkli kılmaya yarıyor.
PAZAR


‘İşimde cinselliği hiç düşünmedim’
Korsanlar hâlâ korku saçıyor
‘Fare ruhu’ geri döndü
Pardon, tanıyamadım!
Koleksiyondan kitaba İstanbul
Tarihi okul öğrenci arıyor
Zanzibar denizi geçti
Saddam ve Gomorra
Sokakta tiyatro
Türkiye’nin en iddialı beyaz şarabı
‘Arkamda beni süper star yapacak destek yok’
DVD / Selim BOY
Mudanya’nın yeni "istasyon"u
İki baba bir oğul
Prenses olarak doğmak...
"Diğer"i
Yuvanın meleği
Chomsky’nin peşindeki medya ünlü mimarı elinden kaçırdı
"Kıyamet Çiçekleri"
Son randevu
SAYFA BAŞI

|
|

|