19 Şubat 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Lig şimdi yeniden başlıyor...

     Ben Galatasaraylı olduğunu saklamayan yazarlardan biriyim. Bundan da büyük keyif duyarım.
     Cumartesi günkü maça Atilla Kıyat sayesinde gidebildim. Atilla’ya "Dayak yemeden nereden seyredebilirim? Üstelik kimseyi de tahrik etmem, bana yardımcı ol" diye rica ettim. Güldü ve "Merak etme, nasıl olsa kazanacağız" dedi.
     Yine de 52 bin Fenerbahçeli’ nin arasına girmekten hafifçe ürkerek, oğlum Umur ile stada gittik. Allah’tan 1 saat önce gitmişiz. Eğer tanıdık polislerle karşılaşmamış olsaydık, bırakın maçı seyretmeyi, stadın yakınlarına kadar dahi giremezdik.
     Etrafımızdaki insanlar, Galatasaray’lı olduğumuzu bilmelerine rağmen bizi toleransla karşıladılar. Yolunu şaşırmış iki gariban muamelesi yaptılar. Yine de Umur ile birbirimize yapışıp, korkuyla etrafımıza bakarak, nefesimizi tutup son derece terbiyeli şekilde (FB’nin iyi pozisyonlarını dahi alkışlama pahasına) maçı seyretmeye başladık.
     İlk 20 dakika sonunda, durumun ne olacağı da ortaya çıktı.
     FB dinamikti, iyi oyun kurdu, galibiyeti daha fazla istediği için de daha hırslı oynadı ve kazandı.
     GS beraberlik için sahaya çıkmanın uyuşukluğunu üstünden atamadı.
     FB’liler tebrik edilmeli.
     Her şeyin başında nefis bir stada kavuşmuşlar. İçeri girdikten sonra, hangi takımı tutarsanız tutun, içinize heyecan veren bir atmosferle karşılaşıyorsunuz. O tribünler sanki üstünüze geliyormuş gibi, bambaşka bir renk ve ses cümbüşüne dönüşüyor. Orada maç izlemek insana büyük keyif veriyor. Ancak, ileride kale arkalarındaki tribünlerin önüne bir ağ germek gerekeceğe benziyor. Zira rakip kalecilerin kafasına sürekli su şişesi, ayran kasesi ve tuvalet kağıdı atılarak maç yapılmaz. UEFA standartlarına biran önce uyum sağlanması kaçınılmaz.
     
Hakem ile kavgadan vazgeçilmeyecek mi?
     Sizler ne düşünüyorsunuz, bilmiyorum. Ancak beni asıl rahatsız eden olay, GS’li futbolcuların arka arkaya yedikleri kırmızı kartlardı.
     Hakem hepsinde de haklıydı.
     Bravo doğrusu. Hiç birinin gözünün yaşına bakmadı. GS klübünden de korkmadı ve bastırdı kırmızı kartı.
     Futbolcularımızın, Allah selamet versin, Hagi’den miras kalan bir alışkanlıkları var. Sürekli hakemlerle itişmek. Oysa, şimdiye kadar acaba hangi hakem itiraz nedeniyle verdiği karardan dönmüştür?
     Hiçbiri dönmemiştir.
     Sadece Galatasaraylılar değil, genel olarak bütün futbolcularımız da aynı havaya girdiler. Sürekli şekilde hakemle kavga ediyorlar. Sürekli şekilde itiraz ediyorlar.
     Unuttukları bir nokta var. O da kendilerine kırmızı kart gösterilip sahadan atılmaları ve ondan sonraki hafta da maça çıkamamaları için para verilmediğidir. Tam aksine, onların asıl görevleri dışarı atılmamak, takımlarının galibiyeti için mücadele etmeleridir.
     GS bu kafayla şampiyon olamaz.
     Takımı çekip çevirecek kimse olmadığı gibi, takım disiplini de kalmamış.
     Bu olaylardan sonra, yönetim kurulunun toplanması ve kırmızı kart gören futbolcularına para cezası vermesi gerekmez mi? Lucescu’nun öğrencilerini karşısına alıp kükremesi gerekmez mi?
     Eminim bunlardan hiçbiri yapılmayacak.
     
Stadı ve otobüsleri parçalamak neden?
     Bir türlü anlayamadığım diğer bir olay da takımına kızıp veya başka bir nedenle etrafı parçalayan taraftarın mantığı. "Kendime hakim olamadım abi" diyerek de kurtulunamaz.
     Galatasaraylı taraftarları stada getiren otobüsleri görünce korktum. Fanatik FB’lilerin saldırısına uğradıklarını sandım. Oysa, gelirken coşup kendileri kırmışlar.
     Neden?
     Stres atmışlar(!)
     Yaptıklarından dolayı, bir dahaki sefere daha yüksek bilet ücreti ödeyeceklerini düşünmüyorlar mı? Otobüs sahipleri herhalde tamir parasını cebinden ödemeyecek ve taraftara yansıtacak.
     Aynı şekilde yeni stadın o canım koltuklarının param parça edilmesini anlayamadım. Sadece GS’liler değil, FB’liler de yüzlerce koltuk kırdılar.
     Neden ?
     Sinirlerine hakim olamamışlar(!)
     Herhalde Aziz Yıldırım bunların tamir parasını da cebinden verecek değil. Klüp, bilet fiyatlarını arttırarak tamir parasını yine taraftarından çıkartacak.
     Bizler ise stres atarak, sinirlerimize hakim olamayarak işin ceremesini ödeyeceğiz.
     
BJK hepimize yardımcı oldu
     Pazar gününün sürprizi ise, Ankaragücü’nün Beşiktaş’ı yenmesiydi.
     Nefis bir maç oldu.
     Ankaragücü, FB gibi maça asıldı. Galibiyeti istiyorlardı ve sonunda da elde ettiler. Bu sezonun en başarılı ve istikrarlı takımı olarak ön plana çıktılar.
     Beşiktaş da iyi idi.
     Tek kusurları şanssız olmaları ve maça Ankaragücü kadar asılamamaları oldu.
     FB-GS maçıyla karşılaştırıldığı taktirde, pazar günkü BJK karşılaşması çok daha heyecan dolu geçti.
     Ne olursa olsun, Süper Lig yeniden başlıyor.
     Tepedeki yarış daha kızıştı. Takımlar arasındaki puan farkı dengelendi.
     Nihayet, futbolculardan korkan hakemler dönemi de kapanıyor galiba. Ali Aydın’ın cesareti pazar günkü karşılaşmaya da yansıdı.
     Hayırlı olsun...
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Erdoğan'ın söyledikleri...

Melih AŞIK
Galatasaray...

Fikret BİLA
Rant nereye gitti?

Güneri CIVAOĞLU
Futbol paleti

Can DÜNDAR
Savaş ve aydın

Abbas GÜÇLÜ
Hocalara yine zam yok (49)

Sami KOHEN
Avrupa’nın ABD ile arası açılıyor

Meliha OKUR
‘Adı Karamehmet’te, varlıkları Ege Çelik’te’

Tuncay ÖZKAN
Haydi ifadeye!

Derya SAZAK
Solda İlhan Abi formülü

Meral TAMER
Sigortanın 4 yıldır yasası yok!

Güngör URAS
Tirilye

Serpil YILMAZ
Uyanın da balığa çıkalım

M. Ali BİRAND
Lig şimdi yeniden başlıyor...

© 2002 Milliyet