
|


'Atatürkçü parti'
MEVCUT partileri yeterince 'Atatürkçü' bulmayan Yekta Güngör Özden, Vural Savaş, Kemal Yavuz gibi isimlerin parti kurmasına çok sevineceğim.
Çünkü siyasette yer almak, tartışmanın içine girmek demektir. Halkla temasa gelmek demektir. Somut sorunlarla karşılaşmak, büyük laflardan pratik sorunlara eğilmek demektir.
"Uzaktan ahkam kesmenin" sona ermesi demektir...
Çok istiyordum ki, bu zevat parti kursun, halkın içine girsin, sorularla, sorunlarla karşılaşsın...
"Atatürk yaşasaydı ne yapardı?.. Onu yapmalıyız" gibi beylik sözlerin yetmediği görülsün...
* * *
ATATÜRK yaşasaydı ne düşünür, ne yapardı? Sayın Özden bunu çok tekrarlar. Halbuki böyle bir "metafizik" yapılamaz... Yapılmaya kalkılırsa, Atatürk'ün değişik şartlardaki söz ve davranışlarından herkes kendi işine gelen örnekleri devşirmiş olur, o kadar...
* Atatürk yaşasaydı mazlum milletlerin yanında yer alırdı; AB'nin, NATO'nun, küreselleşmenin değil... Çünkü Atatürk, "tam bağımsızlık" uğruna Kurtuluş Savaşı vermişti. Bugün yabancı sermaye "memleketin tersanelerini işgal etmiş..." durumda... Atatürk, IMF'yi kovar, dışarıdan borç da almazdı. O anti emperyalistti, "mazlum milletler"in yanındaydı. "Devletçilik" ilkesi gereğince piyasa ekonomisine karşı çıkardı; piyasa ekonomisi kapitalizmdir zaten... vs... vs...
* Atatürk yaşasaydı, piyasa ekonomisini ve AB üyeliğini savunurdu. Yabancı sermayeye kapıları açar, gerektiğinde IMF'den borç alırdı. Chester projesiyle yabancı sermayeye kapıları açmış, Maliye Bakanı Saracoğlu'nu Washington'a gönderip Amerikan sermayesinin Türkiye'ye yatırım yapmasını istemişti. "Devletçi" İnönü yerine 'liberal' Bayar'ı başbakan yapmıştı. Son Meclis'i açış konuşmasında dışarıdan borç alınmasını övmüştü. AB'ye girmeyi de savunurdu, AB bir "muasır medeniyet" projesidir...vs... vs...
* * *
TARİHTEKİ hangi şahsiyet olarsa olsun, buna Peygamberler dahil, "bugün yaşasaydı şöyle yapardı" diyerek kendimizi onun yerine koyup akıl yürütmenin spekülasyondan öteye bir değeri yoktur.
Hele Atatürk gibi, birbirinden çok farklı dört devirde, İmparatorluk, Milli Mücadele, Cumhuriyet, Parti Devleti dönemlerinde pratiğin başında olmuş bir lideri düşünün...
Pragmatik Atatürk'ün, mesela dil, tarih ve ekonomi alanlarında 1930'ların başlarındaki ve sonlarındaki fikirlerinde bile önemli değişimler vardır.
Atatürk gibi devlet kurucusu milli kahramanları en geniş anlamıyla yorumlayıp onu bütün temel fikir akımlarının ortak noktası, 'birleştirici' bir milli simge olarak algılamak yerine, bir 'izm', bir 'doktrin' babası olarak görmek yanlıştır. Hem analitik düşünceye aykırıdır, hem 'ayırımcı' olacağı için siyaseten hatalıdır.
Bu bir Tek Parti refleksi olduğu gibi, o zaman bile "inkılabın ideolojisi" yazılamamış, Atatürk de "bizi dondurur" diyerek engellemişti zaten.
Atatürk'ü doktrinleştirmenin, inhisarcılığın yanlış olduğu daha bir görüleceği için, böyle bir doktrin partisinin kurulması çok yararlı olacak...
Bakalım kurabilecekler mi?
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|