20 Şubat 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Krizin yıldönümünde Erçel'in mektubu

     15 şubatta yayımlanan "Krizden önce hangi çanlar çalmıştı" başlıklı makaleme Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel bir mektupla tepki verdi. Aynen aktarıyorum.
     
     Sayın Güneş,
     Yazılarınızı takip ediyorum. Ancak bir değer yargısına varmadan önce detaylı araştırma yapılıp, bilgilenmenin yararına inananlardanım... Ben de haftalık, aylık yazılar yazıyorum. Belki gözünüzden kaçmıştır diye size ekte Finans Dünyası'nda yayımlanan üç yazımı yoluyorum.
     Bu yazıları ve ekindeki tabloları da incelerseniz, 2000 yılında kurun fazla değerli olmadığını, ödemeler dengesindeki bozulmanın petrol ve ürünleri fiyat artışlarından kaynaklandığını, açık pozisyonların bugünkü düzeyinden daha aşağılarda bulunduğunu görürsünüz.
     Kasım krizi kriz miydi diye sorarsanız, cevabı evet krizdi ancak atlatılan bir krizdi. Tahribatı, Asya ve özellikle Rusya krizlerinin Türk ekonomisine yaptığından çok daha alt düzeydeydi ve fakat iki ay gibi bir sürede bir iki tanesi hariç dengeler yerine oturtuldu. Asya ve Rusya krizleri sonrası dengelerin oluşması çok daha fazla zaman aldı. Kasım krizi iyi bir şekilde yönetildi ve atlatıldı. Nedenleri ise sizin yazdığınız kadar basit değildi.
     Özellikle, kurun program öncesi ayarlanması gerektiğine hiç katılmıyorum. Bunu detaylı bir şekilde ekteki dokümanlarda açıkladım. Programa başlamadan hemen önce, Kasım ve Aralık 1999'da kurda sepet bazında nominal % 11 ayarlama yaptık. IMF'nin hesabı ile TL 1998 sonunda % 10 daha az değerli idi. Onu hesaba kattık. Ballasa - Samuelson hipotezini dikkate aldık. Ve birim başına işgücü verimliliğinin 2000 yılında arttığını gözledik. Bütün bunları dikkate almadan kur değerlendi yargısını kabul etmek zor.
      Gazi Erçel
     Merkez Bankası'nın mevcut başkanı Serdengeçti de geçenlerde bir mektup yollamış, polemik olmasın diye yayımlayamamıştım. Yakında onu da yayımlayacağım.
     Erçel gerçekten haklı mı? Döviz kuru ve cari işlemlerde olağanüstü sorunlar yok muydu? Bankaların sorunları nelerdi?
     1) Geçen programın başında (kasım ve aralık aylarında) giydirilmiş devalüasyonla, ani (once - and - for - all) devalüasyon arasında bekleyişleri etkilemesi bakımından büyük fark vardı. Ne yazık ki, giydirilmiş devalüasyon uygulanarak hata yapıldı. Reel olarak da pek avantaj sağlanamadı. Oysa IMF bir düzeltme ile başlamayı önermiş, MB reddemişti.
     2) Program başlarken 1999 yılının daralması dikkate alınmadı. Büyüme ile çok ciddi bir cari açık oluşabileceği hesaplanamadı. Sıkı maliye politikalarıyla faizlerdeki düşüş kontrol edilemedi. Büyüme çok hızlı patladı. İthalat fren tutmadı.
     3) Paritedeki ters gelişim ve petrol fiyatları gerçekten talihsiz dışsal gelişmelerdi. Buna katılmamak mümkün değil. Ancak 10 milyar dolarlık cari açığa bunların katkısı 2 milyar doları geçmez.
     4) İşgücü verimliliği ihracatın tek maliyet faktörü emekse geçerlidir. Oysa bir sürü maliyet etmeni bulunuyor. Üstelik iç fiyat dengeleri artık geçersiz. Rakip ülkelerin kurlarını da hesaba katmak gerekiyor.
     5) Rusya krizinin ekonomiyi çok olumsuz etkilediğine kuşku yok. Ancak bankalar açık pozisyonlarını elbette kur taahhüdü ile artırdılar. Bu da denetlenmedi.
     Özetle, kasım krizi iyi yönetildiyse ve kurda hiçbir sorun yoksa şubat krizi neden oluştu? Demek ki, sorun "sadece" kurda değil, tasarımda, uygulamada ve yanlış yönetilen kasım krizindedir. Ancak demokratik ülkelerde sorumluluk siyasal erkte olması gerekirken, sadece Erçel ve Demiralp istifa etti. O yazımda yetkililer ve "sorumlular"ı ayırarak yazmıştım. Sorumlular hiç alınmadılar. Yetkili Erçel ise hayli alındı. Ben de buna üzülmedim diyemem..
     
     hursit@marun.edu.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
'Atatürkçü parti'

Melih AŞIK
İncil yasağı...

Fikret BİLA
İdam cezası

İpek CEM
Kriz pastası

Güneri CIVAOĞLU
Masa ve medya

Abbas GÜÇLÜ
Gençler niye mutsuz?

Hurşit GÜNEŞ
Krizin yıldönümünde Erçel'in mektubu

Nail GÜRELİ
Kıskançlık üzerine kadınlar söyleşisi

Meliha OKUR
Bir Aktaş varmış...

Tuncay ÖZKAN
Bir’e yakalama emri çıktı

Hasan PULUR
Saracoğlu'ndan Aziz Yıldırım'a...

Meral TAMER
Vakıfbank’ın ‘Data Room’una girebilmek

Ece TEMELKURAN
Birinci cemre, havaya...

Güngör URAS
Tirilyeli ‘Emil İsmail’

M. Ali BİRAND
Karen Fogg olayı giderek komikleşiyor

© 2002 Milliyet