27 Şubat 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Cilvenin felsefesi

     ANFIELD Road’da takımlarına You’ll never walk alone’u söylemişlerdi (Hiçbir zaman yalnız yürümeyeceksiniz). Hem kulaklarımızı okşamıştı, hem de duygularımızı. Onları, alışmadıkları şekilde karşıladık. Ama alıştıkları şarkılarıyla. Havaalanından itibaren her birinin yanında bir polis vardı. Ve hep beraber bağırdık. You’ll never walk alone. Önce maç öncesi. Teknik direktörün söylediklerinin değil, kulüp doktorlarının reyting alması hem Galatasaray’ın canını sıkmıştı, hem de Galatasaraylılar’ın. Ve işte o anda Hagi ortaya. Her zamanki gibi. Gerçi şortlu değil, montluydu ama, havalimanına inişi, taksiye binişi değiştirivermişti havayı.
     Ve Cim - Bom çıktı sahaya. Oh be, on bir kişiyi bulmuşlar diyenler bile vardı. Ama onlar tuhaf bir takım demiştik ya, gittikçe de daha tuhaflaşıyorlar. On biri bulup öyle veya böyle bir araya geldiler mi hemen birbirlerine alışıyorlar (Niculescu’ya bile). Çok çabuk takım olup, çalışıyorlar. Hep beraber her yere koşup, belki ara sıra coşup, ama her an savaşıp yardımlaşıyorlar. Üstelik hem maç zor, hem de rakip. Hepsi olmasa da çoğu uzun, hatta upuzun ve de iri. Üstelik diri değil, dipdiri. Belki futbol oynamıyorlar. Veya oynayamıyorlar. Gerçi futbola da benziyor oynadıkları. Ama her şeye rağmen o oynadıkları ismi neyse onu da iyi oynuyorlar. Amaçları topu her yerden Mondragon’un önüne şişirmek. Bir kafa golüyle de oyunu 1 - 0’a pişirmek. Kalecilerinin aut atışı bile korner gibi tehlike yaratıyor.
     Liverpool’u terkedip Cim - Bom’a dönelim. Topa en iyi çıkanı ile (Emre) en golcüsü yok (Ümit Karan). Orta sahada da eksiği çok. Futbol ve futbolcu olarak oldukça da eksilmişler. Ama ne kadar eksilseler de o Liverpool’un itişli kakışlı, bol kazmalı, sıfır yazmalı futbolu kadar oynayabiliyor elde avuçta kalanlar bile. Eee onlar kadar da koştun mu, onlar kadar mücadele edip, itip kaktın mı, yardımlaşıp savaştın mı oluyor zaten. 71’de gelen gol Niculescu’nundu. İster futbolun cilvesi, ister Galatasaray’ın felsefesi, ne derseniz deyin. 73’te Smicer’in yüzde yüzü kaçırması, 79’da defansın hatası ve Heskey’in beraberlik golü.
     Şöyle bağlayalım. Belki de Galatasaray için rakamları ortadan kaldırmamız lazım. Dört dört iki, üç beş iki, vesaire. Elde kalanlarla, sağlam olanlarla Mondragon’un önüne on kişi koyup, başta dediğimiz gibi her yere koşup, bazen coşup oynuyorlar. Ne diyelim. Helâl olsun.
     
     bgokberk@milliyet.com.tr
     



 SPOR


Düğünden düğüme: 1-1
Haftanın Analizi
At yarışları
Avrupa'dan futbol
Türk Telekom yolu yarıladı: 80 - 74
2. ve 3. Lig
Konuksever NBA!
Eczacıbaşı ter attı: 3 - 0
Daum'a umut
Kötü oynuyoruz
Lucescu yaktı!
‘Sorumlu yönetim’
ALPAY SOKU
Roma dağıttı
MiSiLLEME
GÖZTEPE’DEN GÖZDAĞI
Bursaspor üç puana kilitlendi
Diyarbakır’ın Boğa korkusu
Yozgatspor İstanbul’da
Haber turu
Cilvenin felsefesi
Payımıza hüzün düştü
Saç saça, baş başa
Müthiş mücadele


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet