
|


İdamı suçlu üzerinden tartışmak doğru değil
Çağ dışı idam cezası, ne işlenen suçu ortadan kaldırıyor, ne de kaybedilenleri geri getiriyor. Yalnızca ‘kana kan, dişe diş’ gibi ilkel yaklaşımları geleceğe doğru sürdürmek için zemin hazırlıyor
İdam tartışması tüm hızıyla sürüyor. Aslında soğuk, ürkütücü, bir o kadar da vahşi bir kelime idam. Yazının başlığına taşımak bile insanı ürpertiyor. Suç ne denli acımasız olursa olsun, yaşamı sonlandırma kararı bize ait olmamalı.
İsrail ve Filistin’de de her iki taraf, birbirleri için aldıkları mahkeme - dışı ‘idam kararlarını’ gün sektirmeksizin uyguluyorlar. Güneydoğu’da töre cinayetleri halen yaşanmakta. Hukukun bu kısır ‘öç’döngüsünün yansıması haline gelmesi, onu adeta hukuk - dışı bir zemine itiyor.
İdam cezasının ABD veya başka ülkelerde uygulanıyor olması bizi ilgilendirmemeli. Ona bakarsanız, ABD’de silah taşımak gibi ciddi bir imtiyaz da, çok kapsamlı bir araştırma dahilinde gerçekleşmiyor. Öte yandan, bizde 1984’e kadar idam cezalarının kolaylıkla verilebilmesi de, bunun ilelebet böyle kalmasını gerektirmiyor. İdam sehpası ve onun modern versiyonları, yüzyıllardır işlenen suçların önlenmesinde herhangi bir olumlu katkı sağlayabildi mi?
Kurallar kişilere göre değildir...
Suç, mutlaka cezasını bulmalı. Yalnızca en ağır suçlar değil, hafif ve orta derecedeki suçlar da, hukuk çerçevesinde karşılığını görmeli. Ancak idam, o bambaşka bir konu. Hele hele ülkemizdeki gibi idam tartışmasını, yalnızca bir suçlu üzerinden yapmak son derece sağlıksız. Türkiye, 1984’ten beri, ölüm cezası alınmış davalarda hükmün infaz edilmemesi prensibini benimsemiş durumda. Bu yaklaşımı, uluslararası insan hakları bildirgelerinin veya Avrupalıların baskısıyla hızlandırmış olabiliriz. Durum böyle olsa bile, bu, benimsenen prensibin yanlış olduğunu göstermiyor.
Ülkelerin hukuk kuralları vardır. Bu kurallar kişilere ve olaylara göre değişkenlik göstermez. İstisnalar, benimsenmesi gereken kaideyi bozmasın: Abdullah Öcalan ve onun sorumlu olduğu suçlar, ölüm cezasının devrede kalıp kalmamasıyla ilişkilendirilmesin. Önemli olan doğru kuralların oturtulup, muhafaza edilmesi yönünde cesur adımlar atabilmemiz.
Ömür boyu hapis idamdan ağır
Bugün idam cezasına karşı olanlar, onu savunanlara kıyasla daha az mı vatansever? Kesinlikle hayır. Ömür boyu hapis yatmak belki de idam cezasına çarptırılmaktan daha zor bir şey. Ölüm cezasının caydırıcılığı olduğu kanaatinde değilim. Öyle olsaydı dünya açlık grevleriyle, intihar saldırılarıyla bezeli bir görüntü oluşturmazdı. Bazıları bilerek ölümü seçerken, idam cezası yalnızca aynı düşük bilinç seviyesinde kalmamızı sağlıyor o kadar.
Türkiye’de bazı siyasi partilerin idam cezası üzerine ‘oy hesabı’ yapmaları son derece düşündürücü. Bu çağ dışı ceza, ne işlenen suçu ortadan kaldırıyor, ne de kaybedilenleri geri getiriyor. Yalnızca ‘kana kan, dişe diş’ gibi ilkel yaklaşımları geleceğe doğru sürdürmek için zemin hazırlıyor.
idam cezasını yeniden meşrulaştırmak yerine, toplumsal barışı, eğitim sistemini, halkın hukuka olan inancını ve tabii cezaevlerini ıslah etmek yolunda çalışalım.
cemipek@aol.com
SAYFA BAŞI

|
|

|