
|


Devekuşu deve mi, kuş mu?
Su, devlet dediğimiz, devekuşu gibi bir şey; yürü diyorsunuz, ben kuşum diyor; uç diyorsunuz, ben deveyim diyor. Manevi şahsiyeti olan devletten değil, bizim siyasal iktidarların elinde kurumlaşan ve onların eliyle yürüyen ya da yürütülen devletten, yani "icracılardan" söz ediyoruz. Anlayacağınız, şimdilik TCK 159’un dışındayız.
Bizim "icracılar" arasında devlet gücünü kullananlar var, kullanmayanlar ya da kullanamayanlar var. İşlerine geldiği zaman devlet adına mangalda kül bırakmıyor, ceberrutlaşarak vatandaşın tepesine biniyor. İşine gelmediğinde ise, ben karışmam deyip kenara çekiliyor.
Ben karışmam deyip kenara çekilenlerin başında da Bülent Ecevit geliyor. En son örneğini, banka önünde maaş kuyruğunda ölen iki emekli olayında gördük. Başbakanlık açıklamasında, "Orada iki şube birleştirildiği için yığılma oluyor. Bu birleştirmeyi de Kamu Bankaları Yönetim Kurulu yaptı" deyip işin içinden sıyrılıverdiler.
Peki, siz devleti temsil etmiyor musunuz?
Bugün sıkışınca, ben karışmam dediğiniz sistemi kimler kurdu? Bankalarla ilgili düzenlemeyi yapan kimler? Yasayı çıkartanlar kimler?
"AB ve ABD böyle dayatıyor" mazeretinin arkasına kimse sığınmasın. Dayatılan İhale Yasası çıkarılırken, müteahhitler lobisi sonucunda onların lehine tasarı delinmedi mi? Çünkü orada, politikacıların önemli bir kısmını finanse eden müteahhitlerin çıkarı söz konusu; burada ise gariban emeklilerin hayatı.
Kamu bankalarıyla ilgili mevzuatı düzenlerken, emeklilerin üç kuruşluk maaşlarını rahatça alabilecekleri bir sistemi yasa garantisine alamaz mıydınız? Ama emeklileri bir yana bırakıp, kamu bankaları yöneticilerinin sorumsuzluğunu garantiye almanın peşine düştünüz.
Şimdi gelelim "devlet gücü"nü şahinler gibi kullananlara.
Son örneklerinden biri İçel valisi. Otomobille ters yola giren çocuklarını durduran polisleri sürdürmeye kalkıştığını anımsıyorsunuz herhalde.
Polislerin içinde de devleti doğru temsil eden de var, yanlış temsil eden de. Herhangi bir toplumsal olayda, devlet benim diyerek yaradana sığınıp eylemciyi etkisiz duruma getirdikten sonra dahi, sille tokat aleni işkenceyle götüren polisleri zaman zaman TV ekranlarında seyrediyoruz. Son örnek, Başbakanlık yakınında taksisini ateşe veren şoför. Adamcağız kuzu kuzu polise teslim oldu, ama polis arabasına götürülürken ne çekilmedik saçı kaldı, ne yumruklanmadık ensesi.
Dedik ya, bizim devlet temsilcileri bazen deve oluyor, bazen kuş!
Bir şiir
Bu haftaki dizelerimiz sanal şairimiz Bulut’tan:
"Sen badem ağacısın / ilkyazın sıcağına kanan, / çiçeklerinle donanıp kendini bulutlara adayan. / Ve sonra ilk ayazda donan, / çiçeği gittiğinde aldandığını anlayan. / Badem ağacısın sen / çekirdeğindeki bulut sevdayı tanımayan."
ngureli@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|