
|


Evet, Kuvayı Milliye
İLHAN Selçuk'la Devlet Bahçeli'nin görüşmesi, Cumhuriyet gazetesiyle ilgiliymiş. "Kuvayı Milliye ittifakı" diye bir şeyi görüşmemişler.
Görüşselerdi anlaşamazlardı zaten.
"Kuvayı Milliye", Bahçeli için de Selçuk için de kutsaldır. Ama aynı şeyleri mi anlıyorlar?
Bugün açısından, yabancı sermaye, Avrupa Birliği, piyasa ekonomisi gibi güncel konularda MHP daha 'açık', İlhan Selçuk ise, eskisi kadar değilse de daha 'muhalif'tir.
Tarih bakımından, Türkeş daima Atatürk'e saygı duymuştur. Ama Türkeş, en otoriter, hatta korporatist görüşleri savunduğu zaman bile, Tek Parti devrini, 6 Ok'u referans almamıştır. Gençliğinden tanıdığım Bahçeli de öyledir.
Halbuki bunlar Selçuk'un 'kutsal'larıdır.
Menderes, Demokrat Parti, 27 Mayıs ve türban gibi konularda da anlaşamazlar.
* * *
GÖRÜŞ farklarının olması normalden öteye, yararlıdır da... Yeter ki, "tek yol" dayatmasına dönüşmesin. Siyasi bir görüş 'itikat' haline getirilirse, farklı görüşler 'yanlış'tan öteye 'günah', hatta 'küfür' gibi görülür: Eleştiri ortadan kalkar, "hain, dönek, numaracı, liboş, dinozor, mürteci, ırkçı, faşist, komünist, dinsiz, dış güçlerin ajanı" falan gibi "tekfir" ve "aforoz" kavramlarıyla kavga yapılır!
Sağlı sollu, bunun çok acılarını çektik.
"Kuvayı Milliye" ise, farklı görüşlerin, değişik duyarlıkların nasıl büyük ve genel bir ortak gaye için birlikte çalışabileceğine en güzel örnek, en verimli esin kaynağıdır...
Ama "Kuvayı Milliye" gibi, milletin hemen bütün unsurlarını, fikirlerini, inançlarını birleştirmenin en güzel örneği olan bir model, Tek Parti devrinin ideolojik inhisarcılığıyla veya günün politik tutumlarıyla özdeşleştirilirse, bu tarihin tahrifi olur...
Daha kötüsü, birleştirici "Kuvayı Milliye" kavramı ayırıcı, kamplaştırıcı bir duruma düşürülür.
* * *
"KUVAYI MİLLİYE" çok sesli ve çok renkli olup aynı zamanda nasıl birleşik "bir millet" olunacağının mükemmel bir modelidir.
Kuvayı Milliye Meclisi, seçilmiş bir meclisti. Yabancı sermayeye izin vermiştir. O Meclis'te farklı görüşler ve ciddi bir muhalefet vardı. 'İlerici' Celal Nuri ile Operatör Emin de vardı 'muhafazakar liberal' Hüseyin Avni ile Lütfi Fikri de vardı. Dersimli Kürt Diyap Ağa da vardı, İstiklal Mahkemesi'nin idam sehpasında "yaşasın Türklük" diye can verecek olan Sivaslı Halis Turgut da vardı. Ali Şükrü Bey de vardı ve özgürce çıkardığı 'muhalif' Tan gazetesinde şunları yazıyordu:
"Bir yerde ki, fikri cereyanlar yoktur, orada hayat ve terakki de durmuştur. Bir yerde ki, kanaatlerde serbesti güvenli değildir, orası bir zeka ve deha mezarlığıdır... Bırakalım herkes düşünsün, herkes söylesin, herkes muhakeme eylesin..."
Bu kadar hürriyetçi ve çok - fikirli olduğu halde, "Kuvayı Milliye ruhu" onları birleştiriyor, Milli Mücadele mucizesi başarılıyordu.
"Kuvayı Milliye" tek fikirli değil, siyaseten ve kültürce çoğulcu ama aynı zamanda "bir millet" olmanın mükemmel modelidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|