
|


Türkiye'de Kürtler
GEÇEN cuma akşamı CNN Türk'te yaptığım program Kürtlerle ilgili idi. Konuklarım da 'liberal - sol' iki Kürt aydını, Ümit Fırat ve Enver Sezgin'di.
Toplumdan ne tür tepkiler geleceğini çok merak ediyordum.
Benim aldığım tepkiler olumlu idi... Birkaç 'şüpheci' tepki de vardı:
- Anladık, ılımlı konuştular, hep böyle olsa tamam... Ama dikkat et, takiye yapıyorlardır!
'Takiye' kelimesini sosyal bilimlerden nasipsizliğin göstergesi saydığım için hiç ciddiye almam...
Tabii daha çok kendi çevrelerinden, Kürt vatandaşlarımızdan tepki alan Ümit Fırat ve Enver Sezgin dün telefonla aradılar:
- Çok olumlu mesajlar aldık. Ilımlı, aklı başında, ayakları yere basan konuşmalar beğeniliyor.
* * *
BUNU çok önemsiyorum. Demek ki, ülke bütünlüğü ve üniter devlet çerçevesinde ılımlı yaklaşımlar olumlu karşılanıyor.
Halbuki "Türk sömürgeciliğinden" dem vuran Kemal Burkay'la, İsmail Beşikçi'yle veya "Türkler Anadolu'da misafir, ev sahibi biziz" diye üfürüp savuran eski DEP yöneticileriyle TV'ye çıksaydık...
Ben de elbette bir Türk milliyetçisinin tepkisini gösterirdim, büyük kavga çıkardı!
PKK bunu denemiştir: Neticesi 30 bin ölü ve yoksulluktur!
Türkiye'nin sosyolojik gerçeği olan bütünlük ve üniter devlet esas alındıktan sonra, Kürt kimliğinin "ılımlı, ayakları yere basan, aklı başında" bir tarzda ifade edilmesi, açılımlar yapılması ise mümkün...
Programda Ümit Fırat ve Enver Sezgin 'takiye' yapmadılar; görüşlerinden geri adım da atmadılar. Türk ve Kürt aydınların kapıştığı eski panellerde de yine "ılımlı, ayakları yere basan, aklı başında" konuşurlardı.
Zaten aşırılığa, hamasete, radikalizme kapılmadan konuşmanın mümkün olduğunu göstermek için onlarla program yaptım.
* * *
BİR program elbette bütün sosyal gerçekliği yansıtmaz. Konu çok karmaşık ve çok duyarlıdır. Renk renk, aşırılar ve ılımlılar vardır. Kürtler bir kalıptan çıkmış, standart, tek tip de değildir. Farklı öncelikleri, değişik sosyal ve ekonomik bağlılıkları vardır. Graham Fuller ve John Bulloc'un belirttikleri gibi, Türkiye'deki kadar ülke ve millet geneline entegre olmuş bir etnik kimlik dünyada yoktur.
Kanlı bir tecrübenin ardından bu gerçekler ağır basmakta, sağduyu giderek güçlenmektedir.
Bu noktada önemli bir eksikliğe dikkat çekmek isterim: Araştırma ve kitap yokluğu!
Prof. Kemal Kirişçi ile Gareth Winrow'un Tarih Vakfı'nca yayımlanan "Kürt Sorunu" adlı kitabından başka ne var?!
Bunun dışında, konuyla ilgili yayınlar ya şoven Kürtçülük yapan ajitasyon kitaplarıdır veya "Dağ Türkleri" gibi uydurma, inkarcı, bu sebeple de başka türlü kışkırtıcı yayınlandır.
Konuyu merak eden heyecanlı gençlere hangi kitapları tavsiye edersiniz?!
İrtica konusunda "sosyologlara ihtiyacımız yok" deyip emirle hafiye raporları yazmaya benzemez...
Etnik mesele fevkalade karmaşık ve zordur. Ciddi araştırmalar, ülke bütünlüğü ve üniter devlet içinde çözüm için yeni tezler lazımdır.
Sosyoloji kürsüleri ne yapıyor?
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|