
|


12 milyonluk ayşekadının sırrı!
Hep Ayşe Hanım Teyze'nin nasıl geçindiğini, kaç lira geliri olduğunu, ilacını şusunu busunu, sıkıntılarını konuşuyor, onu ölçü alıp durum tespiti yapıyoruz ama. Ayşe Teyze'nin kendisi mi, yengesi mi nesi oluyorsa, ayşekadının kilosu 12 milyon! Bir kilo fasulye ile bir tencere yemek üç kişiyi ancak doyurur. Bir buçuk kilo alırsanız 18 milyon ödersiniz ki, eti, yağı, pişirmesi eder 25 milyon!
Felaket mi desem, rezalet mi desem, yoksa asalet mi? Öyle kızanlar var ki ayşekadına; fasulyenin aşüftesi deyip içlerindeki yangını söndürüyorlar!
Geçenlerde boğazına düşkün bir dostumdan işittim. Bebek'te yol kenarında su dolu kovanın içinde yeni ayıklanmış enginarın tanesi 5 milyon liraymış! Ya domates? Geçen yıl akaryakıt pahalı olduğu için (hep öyle ya) güneyden İstanbul'a, Ankara'ya getirilemeyen, yollara dökülen domates 5 gün içinde önce 2.5 milyona, sonra 2'ye, bir buçuğa inmiş, tıpkı borsa gibi mübarek!
Kadının biri bas bas bağırıyordu pazarda.
Şubatta yaz sebzesi - Enflasyon durdu diyorlar, indi diyorlar! 12 milyona fasulyenin kilosu! Patlıcan 3 milyon, kıvırcık salata 2 milyon. Etten bile pahalı oldular!
Dertli hanım kısmen haklıydı ama içimden "A hanımefendi dedim, yıllar önce hep böyle turfanda mı yediniz? Şubat ayında fasulye, biber, patlıcan, kabak! Eskiden ancak nisanda, mayısta tadımlık çıkan yaz sebzeleriydi bunlar. Ama 15 yıl önce değişti işler, seracılığı geliştireceğiz, dışarıya sebze satacağız diye kredileri alıp kış ortasında yaz sebzeleri üretmeye heveslendiler. Bu fiyatlar çıktı ortaya. Şu sebzelerin bollaşmasını bekleseniz olmaz mı?"
Kredileri alıp kış ortasında yaz sebzeleri üretmeye heveslendiler... Sonra da İç pazar daha tatlı geldi iç pazara döndüler. Bu fiyatlar çıktı ortaya. Şu sebzelerin bollaşmasını, ucuzlamasını beklesiniz olmaz mı?
Fındık, üzüm bile dışarıdan Bazı sosyete manavlarına baktım. Elmalar, armutlar, sanki elle yapılmış gibi nefis görüntüleri var, İtalya'dan geliyormuş! Meğer inciri üzümü bile oradan ithal ediyormuşuz.
2000 yılında 1.5 ton süzme bal almışız dışarıdan, hiç aklınıza gelir miydi? Bunun için yaklaşık 550 bin dolar ödemişiz. Kurutulmuş kayısı için 2 milyon dolar, elmalar için 2 milyon dolar verişmişiz. Kuru incire, üzüme, şekerpancarına dolarları ödemişiz! Yahu bunlar bizim milli meyvelerimiz değil miydi? Ayıptır ayıp!
Madem ayıptır dedik bir başka büyük ayıp daha! Fasulye, nohut, mercimek tüketimimizin büyük bölümünü dolarla dışarıdan alıyoruz! Bizim tarlalar, bahçeler, üreticiler ise yatıyor!
Eskiden savaş yılları kıtlık zamanı "çikolata, şeker yeme, fındık, üzüm ye" derlerdi! Şimdi böyle bir durum olsa ne yeriz acaba?
Kapıları Özal açtı ama Benim bildiğim yabancı mallara Turgut Özal'ın döneminde açıldı kapılar. Ama kaç kez kendisinden dinlemişimdir. Özal özellikle sanayi ürünlerinin zirai ürünlerin kalitelerinin düzeltilmesi, verimliliğin artması için yerli ve yabancı mallara rekabet kapısının açılmasını istemişti.
Ama havadan para kazanmak isteyenlerin gözleri öylesine dönmüş ki, özellikle ziraatta büyük kötülük yaptılar ülkeye. Ayşekadının sırrı işte burada yatıyor!
Dışarıdan gelen, elma, armut, incir ve üzüme avuç dolusu dolar ödüyoruz. Bir dönme dolapta gidiyoruz!
SAYFA BAŞI

|
|

|