
|


Yasa ve etik
Cinsel saldırılar ve mağdurlarına ilişkin haberler he zaman hassas. Yasa belli. Fakat kişilik haklarına özen, sadece hukuk metinlerine bağlı değil.
4 Mart tarihli Milliyet'te ön sayfadan Fuhuş çetesini Betül Çökertti, iç sayfadan ise Böyle Abla Zor Bulunur başlıklı haber, çarpıcı bir olayı okura duyurmaktaydı: Abla, bir fuhuş çetesinin eline düşerek erkeklere satıldığını öğrendiği 15 yaşındaki kızdardeşini kurtarmak ve çeteyi ele vermek amacıyla kendisi çete lideriyle - yaptığı açıklamalara göre - cinsel ilişki kurmuş ve 7 kişinin adalete teslim edilmesini sağlamıştı.
Haber baştan sona ilginçti. Ancak bazı ayrıntılara okur tepkileri gecikmedi.
Ön ve iç sayfalarda haberin yanında abla kızkardeşin birlikte fotoğrafı yer almıştı. Küçük kızın yüzü deforme edilmiş, ablanınki olduğu gibi bırakılmıştı.
Ayrıca ablanın metinde geçen isminin takma mı gerçek mi olduğu belirtilmemişti.
14 okurdan gelen eleştirilerde, "mağdurun kimliğinin yeterince korunmadığı" görüşü hakim. Ali Konuk'un eleştirisinden bir bölüm:
"Genç kızın yüzü yasa gereği gizlenmiş, adı rumuzla verilmiş. Ablasının ön adı verilmiş. Tahminimce Milliyet bu uygulama ile kişi haklarına saygılı, düzeyli habercilik ilkelerine uygun davranmış oluyordu. Ancak, ablanın açık resminin yayınlanması nedeniyle yakın çevreleri, aynı mahallede yaşayan insanlar eminim ki onları tanıdılar. Bu durum onların yarın sokakta rahat yürümelerini sağlayacak mı? Bu genç kızı bataklığa sürükleyenlerin resmi gazetede yok. Hanüz mahkeme sonuçlanmadığı için yayınlanmaması da işin doğrusu bence. Peki, bu resmi yayınlanan mağdur insanlar sizce daha mağdur değiller mi?"
Yorum: Doğru sorular ve zor bir vak'a. Bu konuda yasaların emri belli. Ancak, olaylar tek kalıptan çıkma değil. Ner bir olayın kendine özgü özellikleri var. Yasalara harfiyen itaat etmekle yetinmek bazen yeterli olmuyor. Öteden beri bu tür konulardaki şikayetleri ele alıp, editör arkadaşlarıma ihtiyat telkin ediyorum. Yargı kamuya açık olduğuna göre, buradan elde edilen bilgilerin okura aktarılmasında bir sorun yok, ayrıca iki kızkardeş kendi rızalarıyla muhabire poz vermişler. Burada iş gelip editörün önünde kilitleniyor. Ali Konuk'un son sorusu yasal değil, ahlaki bir meseleyi gündeme getiriyor. Bence her iki yüzün de gizlenmesi gerekirdi. Böylelikle iki mağdurun açıkça teşhiri, dolayısıyla taciz edilme riski azaltılmış olacaktı. Nitekim Hürriyet aynı haberde, doğru bir tercihle, iki yüzü de örterek vermiş. Okurlara katılıyor ve "lütfen daha çok dikkat" diyorum.
* Konya'dan yazan Selçuk Darıcı, "kafa karıştırıcı" bulduğu bir habere dikkat çekiyor. 5 Mart tarihinde, Milliyet'in taşra baskılarında, Yalova'da Erkek Sayısı Azalıyor başlıkla haber, 22 Ekim 2000 nüfus sayımının Yalova'ya dair sayılarını içermekteydi.
"Haberin içeriğinde, başlığın tersine, kadın sayısının azaldığına dikkat çekiliyor. İstemeden yapılmış olduğunu düşündüğüm bu yanlışlığı hatırlatmak istedim. Gereken düzeltmeyi yapacağınızdan eminim" diye yazmış Darıcı.
Yorum: Kısa habere bakıldığında başlığın haber içeriğini yansıtmadığı belli oluyor, ama işin tuhaf tarafı, hatanın Darıcı'nın söylediği gibi olmayışı!
Çünkü metinde ne erkek, ne de kadın sayısının "azaldığına" dair bir saptama, açıklama veya veri var. Yalova İl Nüfus Müdürü Atilla Derme'nin açıklamaları iki bölümde verilmiş: Kırsal alan - merkez ilçe dağılımı ve merkezde kadın - erkek sayısı arasındaki fark. Erkek sayısının neye göre azaldığına dair en ufak bir emare dahi yok! Aynı şey, kadın sayısı için de geçerli.
Galiba Darıcı'yı yanıltan esas unsur, gene neyle bağlantılı olduğu anlaşılmayan Beş Erkeğe Bir Kadın Düşüyor şeklindeki ara başlık olmuş.
* Güneydoğu'da kalifiye sanayi bölgesi (QIZ) kurulması konusu, Türkiye - ABD Ekonomik Ortaklık Konseyi toplantısı öncesinde gündeme gelmiş, "etnik hassasiyet" nedeniyle anlaşma sağlanamamıştı. Milliyet, haberi Güneydoğu'da Özel Bölge Tartışması başlığı altında vermişti, 23 Şubat tarihli sayısında.
Şikayet habere değil, yanındaki fotoğraf ve altındaki metne geldi.
Fotoğrafta, sıcaktan kavrulup çatlamış toprağın başında dua eden bir köylü görülmekteydi. Metinde ise, "Türkiye - ABD Ekonomik Ortaklık Konseyi toplantısı öncesde iki ülke heyetleri arasında 'Güneydoğu'da kalifiye sanayi bölgesi kurulması' konusunda anlaşmazlık çıktı" denmekteydi.
İki okur, fotoğrafla metin arasında "ne alaka" olduğunu soruyorlar.
Sormakta haksız değiller.
Fotoğraf çok "genel". Belli ki, Güneydoğu ile bir bağlantı kurulmasına çaba sarfedilmiş. Ama metinde görüntü ile bağlantı kurmaya yarayacak bir öge yok. Kimi haber konuları öyledir ki, görüntü gerektiğinde, bulmakta zorlanırsınız. Bu da aynı kategoride bir haber. Bölgeden fabrika - işletme görüntüsü sorunu daha kolay çözecekti. "Zorlama" çözümün okurun aklına yatmayışını anlıyorum.
* Sacit Renda uzunca bir süre önce gönderdiği yakınma notunda buldozer, greyder ve dozer gibi araçların haberlerde yanlış kullanıldığını, okurların yanılgıya sürüklendiğini - böyle bir haber hatasına işaret ederek - vurgulamıştı.
"Bu işin kolayı var. İş makinesi yazın, yeterli" diyordu.
Sacit beyden yeni bir mesaj daha aldım.
Konu yine aynı. Haber farklı. 25 Şubat tarihli gazetenin 5. sayfasında Dozerin Altından Sağ Kurtuldular başlıklı metni okuyan Renda, kalem kağıda sarılıp, "yine yanlış kullanılmış" diye yazmış. Bir de değişik iş makinelerinin resim ve isimlerini içeren bir dosya göndermiş. "Bundan sonra dozer derseniz deyin, artık şikayet göndermeyeceğim" diyor.
Biz, önerdiği gibi, "iş makinesi" kullanmayı standart hale getirirsek, belki bize tebrik ve teşekkür atar. Öyle umuyoruz!
* Baykul Özdem, 4 Mart tarihli gazetede Osman Ulagay'ın SoruYorum köşesini okumaya koyulmuş, ama ana yazının bitmediğini farketmiş. "Ertesi gün de bir açıklama yapılmadı" diyor. Doğru. Yapılmalıydı. Bu tür teknik hataların sadece farkına varmak yetmiyor, okurlara düzenli olarak, hızla duyurulmaları gerekir.
SAYFA BAŞI

|
|


Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi
Madde 19 |

| Okur Temsilcisi,
Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır.
Görüşleri kendisine aittir.
Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor.
Tel: (90) 212 505 68 40
fax: (90) 212 505 68 09
posta: Yavuz Baydar, Milliyet, Doğan Medya Center, Mahmutbey, 34554 Istanbul |
|