
|


"Aşk-ı Memnu" kalmadı, "Yasak Aşk" verelim!
Yerli ve yabancı klasik eserlerin Milli Eğitim Yayın Kurulu’nun kararıyla "öz Türkçeleştirilmesi" projesi, çeşitli yayınevlerinden farklı tepkiler aldı.
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınlar Daire Başkanlığı bünyesindeki yayın kurulu, yerli ve yabancı eserleri Türkçeleştirme projesiyle gündemde. Yayımlar Dairesi Başkanı Ali Çakıroğlu’nun verdiği bilgiye göre, kurul, sadece klasikleri değil, Batı’da yaygın olarak okunan tüm kitapları çevirecek ve bunu farklı eğitim gruplarına göre yapacak. İlk adım "Nutuk" ile atılıyor.
Fakat bu projeyle birlikte kitap listelerinizi yenilemeniz gerekebilir. Sözgelimi Halit Ziya Uşaklıgil’in "Aşk - ı Memnu"sunu ve ille de Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları’ndan çıkan baskısını edinmeye karar verdiyseniz işiniz epey zor. Çünkü projeye göre, artık böyle bir kitap olmayacak! "Aşk - ı Memnu" kalmadı, "Yasak Aşk" verelim.
Özellikle yerli klasiklerin "sadeleştirilmesi" ve günümüze "uyarlanması", üslûpla ilgili soru işaretleri getiriyor beraberinde. Doğan Hızlan, 26 Şubat tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yer alan yazısında bu noktaya özellikle değiniyor: "... Yazarları bugünün Türkçesine aktarmada, öyle hatalar yapıldı ki, genç okurlar okuduklarını anladılar ama okudukları metin o yazara ait değildi. Böylesine bir Türkçeleştirmenin yararına inanmıyorum. Hiç yapılmasın dediğim kitaplar, sayfalar olmuştur."
Erdal Öz / Can Yayınları Yanlış bir adım olduğunu düşünüyorum. Çünkü yıllar önce Türkçe’ye çevrilmiş bir kitabın dili, aslına bakmadan, eskimiş sözcüklerin yerine yenilerini koyarak değiştirildiğinde ortaya çıkacak metnin asıl metinden çok daha uzaklaşacağını düşünüyorum. Üstelik Milli Eğitim Bakanlığı’nın, özel yayıncılar bu kitapların pek çoğunu, hem de asıllarıyla karşılaştırılarak düzeltip yayımlamışken, bu işe yeniden başlamasını çok geç kalmış bir ilkel girişim olarak görüyorum. Milli Eğitim Bakanlığı eğer Türk kültür hayatına dünya edebiyatının ölümsüz yapıtlarını kazandırmak istiyorsa özel yayınevleriyle yarışacağına onların yapamayacağı boyuttaki kitapları alıp çevirtse ya da eksik ve kötü çevrilmiş kitapların Türkçesi üzerinde duracağına onları baştan çevirip yayımlasa belki daha olumlu bir iş yapardı. Üstelik de bu iş artık Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapacağı bir iş değil, Bakanlık, önce ders kitaplarına baksa daha iyi olur. "Öz Türkçe" deyimini kullanmaması da iyi olur. Bu deyim, yıllar önceki bir kavganın içinde kullanılmıştı.
"Aşk - ı Memnu"yu "Yasak Aşk" diye yayımlayacaklarmış. Halit Ziya’nın böyle bir yapıtı yok. O ancak Milli Eğitim Bakanı’nın yapıtı olabilir.
Zeynep Çağlıyor / Doğan Kitapçılık Biz Doğan Kitapçılık olarak bütün telif ve çeviri yayınlarımızda kullandığımız Türkçe konusunda oldukça hassas davranıyoruz. Yerli ve yabancı klasiklerin "öz" Türkçeleştirilme projesinden kasıt nedir? Eğer söz konusu eserleri günümüzün yaşayan Türkçesi’yle genç kuşaklara aktarmaksa bunu her zaman destekleriz. Zaten Türkiye’deki birçok yayınevinin yaptığı da budur. Dil canlı bir varlık. Kullanılmayan dil ölü dil olduğu için, klasiklerin de yaşayan, yani canlı bir dilde yeniden yayımlanması olumlu bir proje. Ancak bu işi yaparken "öz" Türkçeleştirme değil, Türkçeleştirmeden yanayız. Uydurma, el yordamıyla var edilmiş, zorlama sözcüklerden kaçınarak bu klasikler yaşayan Türkçe’ye aktarılabilir. Aksi takdirde yıllar yıllar sonra bu klasikleri yeniden Türkçe’ye aktarmak zorunda kalabiliriz.
Halit Karaoğlu / Özgür Yayınları Biz, genel olarak üslûba sadık kalınmasından yanayız. Fakat bu genel tavrın yanında her yazar için farklı bir yöntem izledik. Sözgelimi, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eserlerini sadeleştirdik ancak Halide Edib Adıvar’ın kitaplarında üslûba sadık kaldık ve Osmanlıca kelimelerin açıklamalarını dipnot olarak verdik. Halit Ziya Uşaklıgil’in kitaplarında daha farklı bir çalışma yöntemi izledik: Yazarın kendi sadeleştirdiği nüshalardan hareket ederek Osmanlıca sözcüklerin hemen yanında parantez içinde bugünkü Türkçe karşılıklarını verdik.
Kimi kesim, yazarın tamamen üslûbuna sadık kalınmasından yana; kimileri de sadeleştirilmesinden. Türkiye’de her iki versiyonda yayın yapılması bir lüks. Fakat biz her ikisinin de yerini tutmak istedik. Böylelikle okuru da kandırmamış oluyoruz; dileyen orijinalini de okumuş olabiliyor.
Bazı sözcüklerin tam karşılıklarını bugünkü Türkçe’de bulamıyorsunuz; ya da üslûbunu yitiriyor eser. Biz, tamamen sadeleştirilmesinden yana değiliz.
Zeynep Gülbay / Sosyal Yayınları Biz hiç yerli klasik yayımlamadık. Fakat yerli klasik eserlerin yayımında üslûba sadık kalınmasında yanayım. Ya da orijinal metnin de yer aldığı sadeleştirimiş basımlar tercih edilebilir. Çünkü dilden giderek uzaklaşıyoruz ve Türkçe bu haliyle de yetersiz. Yayınevimiz, yabancı klasikleri yayınlarken belli ölçülerde sadeleştirme yapılıyor fakat söz konusu olan yabancı klasiklerse, bu zaten anlaşılır bir şey. Yine de yabancı eserlerde dahi mümkün olduğunca üslûba sadık kalmaya çalışıyoruz.
Milli Eğitim Yayın Kurulu’nun bu projesinin özel yayınevlerini etkileyeceğini düşünmüyorum; bir devlet kurumu nihayetinde. Onların yayımladığı kitaplar kitabevlerine de dağıtılmıyor zaten.
KÜLTÜR & SANAT


Victor Hugo ile yolculuk
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
‘Yeniden’ pop star
Militarist ve kaotik
Başın üstündeki varoluş
Yarım yüzyılın desenleri
70 yaş, 70 küsur film, 7 koca
Aerosmith’in altın yılları
Wooster Group geleneği
‘Dumrul’ sınırları aşıyor
Sıra kadınlarda!
Anglosakson seks patlaması
Biraz nostaljik ve bir parça‘tozlu’
Bak dediğin çıkmadı işte
Uzaydan gelen Amerikalı
Kardeş kardeş film çekiyorlar!
"Arkadaşlar" evinizde
"Aşk-ı Memnu" kalmadı, "Yasak Aşk" verelim!
Flörtöz Daisy’ye yargısız infaz
Acı bertaraf edilemiyor
Rüyanın fotoğrafla transferi
O cuma
Kimin eli kimin cebinde?
Turgenyev’in kaleminden ağıt
Prot deli mi, değil mi?
İyi şanslar ama...
Kahverengi bir trajedi
Tiyatro dünyasından haberler
Haftanın albümleri
Yarışma Kültürü
Dikkat müzelik
Hayat atölyesi
"Birinci Mevki Internet" için...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|