11 Mart 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Avrupa bambaşka şekerim!

Pusetli adamlar, düşük kadın maaşları, "Avrupalılar kırmızı ışıkta geçmez" yalanı, asfalta kazınmış metal şiirler, yerli ırkçıların son stili... İsveç hakkında bilmek için "çıldırdığınız" her şey!

     STOCKHOLM

     Eski bir İsveç inanışına göre savaşçılar "Valhala" adında ayrı bir cennete giderlermiş. Savaşı yücelten tipik söylencelerdeki gibi, bu cennette güzel kızlar dövüşçülere içki ve yemekler sunarlarmış. Valhala, bugün Stockholm'e giren en büyük caddenin ismi ve caddeyi kahraman dövüşçüler değil, bebeklerini pusetlerde gezdiren, doğum izni almış "kısa dönemli ev adamları" dolduruyor. İki yüz yıldır ne bir savaş ne bir felaket yüzü görmüş ülkelerin huzuru bambaşka oluyor! Savaş, dövüş gibi vurdulu kırdılı meselelerden fersah fersah uzakta olmasına rağmen Stockholm'de, her pazartesi saat tam üçte hava saldırısı alarmı denenmesi de apayrı bir muamma tabii!
     Buna rağmen öyle "dümdüz" bir Avrupa ülkesi de değil İsveç. Mesela önemle altını çizmek lazım: Yayalar kırmızı ışıkta geçmekten imtina etmiyor. Hatta öyle ki, araba gelmemesine rağmen geçmek için yeşili bekleyen Danimarkalılarla "köylü" demek suretiyle fena halde dalga geçiliyor. Yine de dakiklik konusunda bir Nordik saplantısı olduğu kesin. Hatta bu aralar trenlerdeki bir - iki dakikalık gecikmeler de demiryolları işletmesinin Fransız bir şirkete verilmesine bağlanıyor. Kim nereye iki dakika gecikse Fransızları suçluyor.
     
Zenginlik ve şiir
     "Yazmasaydım ölebilirdim. Ölmek istemiyordum."
     İsveç geleneklerine göre, zenginliğini uluorta sergilemek ayıp karşılanıyor. Bu yüzden Türkiye'deki gibi dev cipler, moda dergilerinden fırlayıp sokağa dökülmüş kızlar, oğlanlar görmüyorsunuz sokakta. Sosyal devletin hikmeti: Herkes orta sınıf saki. Tüketim toplumunun şaşkın alışverişleri, bu alışverişlerin kalabalık sıkıntısı daha ziyade kent merkezindeki kapalı alışveriş mekanlarında yaşanıyor. Alışveriş merkezlerinin birbirine bağlandığı trafiğe kapalı caddede ise asfaltın tam ortasına, çelikten cümleler gömülmüş. Strindberg'in sözleri bunlar:
     "Aşık olma bana. Boynunu ısırıp koparmak istemiyorum."
     "Çocuklar dünyanın en komik şeyleridir. Ama bir komiklik için fazla pahalı."
     "Yazmasaydım..."
     Aile, toplum, ortalama değerlerle ilgili orta sınıftan bir insanın kafasını karıştıracak sözler belediye marifetiyle asfalta kazınmış. İnsanlar her gün şiirlere basarak geçip gidiyorlar Stockholm'de. Çoğu etraftaki vitrinlere bakmaktan okumuyor, ama herhalde hiçbir yere bakası olmayan çocukların kafasında bir yer açılıyordur bu sözleri görünce; mahşeri bir yer...
     
"Tak tak" faşizmi
     Hasbelkader "Evropa görmüş" olaraktan söylenebilir ki, herhalde Avrupa'da en nazik halk İsveçliler. Ortada bir özür dileme ve bilhassa teşekkür etme enflasyonu var: "Tak! Tak!" Herkes sürekli birbirine teşekkür ettiği için tak - tak gürültüsü bile oluyor. Irkçılar, sağcılar, faşistler de buradan anlaşılıyor. Bir esmer insana çarpıp da özür dilemeyen veya gözleri çekik biri kapı açtığında teşekkür etmeyen şahsın azınlıklardan hazzetmeyen biri olduğu anlaşılıyor. Yoksa burada dazlaklar, sarkık bıyıklılar gibi yaygın bir ırkçı stili yok; dışarıdan anlayamıyorsunuz yani.
     İsveççe; ne Fransızca, ne de Almanca gibi bilmeseniz bile ucundan kıyısından anlamları tahmin edebileceğiniz bir dil değil. Hiçbir şey anlamıyorsunuz. Ama yine de "Pippi Uzun Çorap"ın yaratıcısı, çocukların aykırı edebiyat annesi Astrid Lindgren'in cenazesindeki konuşmalar... TRT'de eskiden gösterilmişti Pippi filmi. Kocaman gözlü, kırmızı saçlı bir kızdı. Büyümüş, ellilerinde bir kadın olmuş... Tabutun başında bir konuşma yapıyor. Tek kelimesini anlamıyorum. Ama sesi titreyince benim de gözlerim doluyor. Neyse... İnsan olmanın dilinden anlamak için linguistik uzmanı olmak gerekmiyor.
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İnalcık Hoca'ya saygı

Fikret BİLA
Cheney'nin ziyareti ve Cem'in uyarısı

Hasan CEMAL
Savaş biterse Afganistan aç kalır!

Hurşit GÜNEŞ
Avrupa kaderemiz, ama birbirimizi anlamalıyız

Tuncay ÖZKAN
DGM kalksın, hukuk hukuku tanısın

Hasan PULUR
Bütün suç şeytanın mı?

Derya SAZAK
Arayış mı, stratejik gaf mı?

Ece TEMELKURAN
Avrupa bambaşka şekerim!

Osman ULAGAY
Güçlüyüm, kapitalistim, ilkesizim, korumacıyım

Güngör URAS
Zorla güzellik olmaz

© 2002 Milliyet