
|


Koç’tan üç ‘güzel’
Yeni kurulan Koç Kültür Sanat, yılbaşında özel olarak çıkardığı üç devasa kitabı talep üzerine satışa sundu. İçeriği ve baskısıyla "güzel" sıfatını vakarla taşıyan kitaplar, fiyatlarındaki bol sıfırları da hak ediyor!
Osmanlı sanatının büyük ustası, nakkaş-ressam Levni’nin başyapıtı "Surname-i Vehbi", Dr. Esin Atıl’ın hazırladığı "Levni ve Surname" adlı kitabın titiz inceleme sayfaları ve özenli tıpkıbasımlarıyla, Topkapı Sarayı Müzesi Kitaplığı’nın duvarları dışına taşıp günümüz sanatseverinin kitaplığına ulaştı.
Osmanlı çağının ve özellikle Lale Devri’nin en önemli görsel tanıklarından biri olan Levni, bu ünlü yapıtında, III. Ahmed’in şehzadeleri için 1720 yılında yaptırdığı ünlü bir sünnet düğününü, resimli Osmanlı tarih yazını geleneğinin çizgileri içinde ama klasik dönem minyatürlerini gölgede bırakan pırıltılı bir üslupla kağıda döküyor. III. Ahmed için hazırlanan nüshası 175 sayfadan oluşan, 137 resim içeren ve şair Vehbi’nin anlattığı "Surname-i Vehbi"de usta nakkaş, bir saray sünnet düğününün bütün aşamalarını, gece gündüz birbirini izleyen törenleri, eğlenceleri, alayları, zanaatkârların, sazendelerin, cambazların, sihirbazların gösterilerini, Osmanlı geleneği için çok yeni bir resim dili ve olağanüstü ayrıntılarla betimliyor. Levni Çelebi, bu benzersiz yapıtla, yalnız Osmanlı sanatının değil, tüm sanat tarihinin ezeli sorunlarına şaşırtıcı ışıklar tutuyor.
Osmanlı’da resimli surnameler geleneği III. Murad’ın oğlu Şehzade Mehmed’in sünnet şenliğiyle 1582’de başlamış. Dev boyutlardaki bu şenlik elli beş gün sürmüş ve "Surname-i Hümayun" adlı görkemli yapıtta belgelenmiş.
Koç Kültür Sanat’tan çıkan ve Osmanlı minyatür sanatının en önemli yapıtlarından olan "Surname-i Hümayun" Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un kapsamlı incelemesi eşliğinde gerçekleştirilen özenli bir tıpkıbasım çalışması.
Metinlerini "İntizami" takma adını kullanan adsız bir yazarın kaleme aldığı, dönemin resmi başyazmanı Seyit Lokman’ın düzenleyerek son biçimine ulaştırdığı, yine dönemin büyük nakkaşı Nakkaş Osman’ın yönettiği bir nakkaşlar grubu tarafından resimlenen "Surname-i Hümayun", büyük bölümü Sultanahmet Meydanı’nda geçen görkemli bir sünnet düğününün tüm aşamalarını, şaşırtıcı bir film kurgusu içinde, adım adım betimliyor ve 16. yy. Osmanlı dünyasından şaşırtıcı zenginlikte bir kesit sunuyor.
Kartpostallardaki İstanbul
Artık neredeyse yabancılaştığımız yüz yıl öncesinin İstanbul’u, sokakları, evleri, insanları, o insanların yaşayış biçimleri, kılık kıyafetleriyle evinize geliyor. Eski fotoğraflar halinde, o fotoğrafları, sırtı pullu, damgalı, yazılı baskılarla dünyanın dört bir yanına taşıyan kartpostallarda.
1852’de Avusturya - Macaristan İmparatorluğu’nun doğusundaki sınır kasabalarından biri olan Kalucz’da doğan, 1867’de İstanbul’a gelip yerleşen ve 1895’lerde Osmanlı başkentinde ilk kez kartpostal yayıncılığı yapmaya başlayarak bir çığır açan Max Fruchtermann, uzun meslek yaşamında ürettiği sayısız kartpostal ve kartpostal albümüyle, bir çağın ve bir ülkenin çok ayrıntılı "görsel" envanterini oluşturmuştu. Fruchtermann dünyanın dört bir yanına dağılan kartpostallarında, yüz yıl öncesi dervişlerinin, Kâğıthane eğlencelerinin ya da eski Büyükada görüntülerinin yanı sıra, yaşadığı dönemin önemli toplumsal olaylarını da fotoğraf karesi gibi tek tek görüntüleyerek ele almıştı. Bu kartpostalları dünyanın dört bir yanına ulaştıran Avusturya asıllı İstanbul beyefendisi Fruchtermann, yaşadığı toprakların tanıtımında benzersiz bir rol oynamıştı.
Mert Sandalcı’nın uzun bir çalışma sonucunda kartpostal serilerinin tamamını içeren ve üç ciltlik bir albümde topladığı, sınırlı sayıda basılan "Max Fruchtermann Kartpostalları", 19. yy.’dan 20. yy.’a doğru yol alan İstanbul’a ilgi duyanlar için eşsiz bir kaynak.
Osmanlı "surname" geleneği
Sur (şenlik) düzenleme ve Surname (şenlik kitabı) yazma geleneği, Osmanlılara özgü bir gelenek. İlk kayıtlara geçen şenlik, 1285’te Sultan I. Osman’la Karaman Beyi’nin kızının düğünlerini kutlamak için yapılan şenlik olmuş. Daha sonra ve tüm Osmanlı çağı boyunca, şehzadelerin doğumlarını, sultan kızlarının ve daha sıklıkla şehzadelerin sünnetlerini kutlamak üzere büyük saray şenlikleri düzenlenmiş. Koç Kültür Sanat, bu geleneğin akıllara durgunluk veren iki önemli eserini okurla buluşturuyor.
KÜLTÜR & SANAT


Jennifer’dan muhabbet kaptık!
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koç’tan üç ‘güzel’
Burjuvazinin sırça kafesindeki Arslan
Büyük tepki küçük gerekçe
Bir kıvılcım yeter...
Sihre davet
Mısralar sahneye adım atarken...
Aşağıda kimse kaldı mı?
Mizahi fotoğraflar
Amerikan rüyası
Nisan ayları öldürücüdür
Matematik büyücüsünün öyküsü
Sinemanın götürdüğü yere git!
Kültür başkenti
İki kişilik senfoni
Mavi Melek olmayan Marlene
Son 50 yılın sanatı
Küreselleşme karşıtı 68’li
Dil aşkı dersleri
İstanbul’un son mutlu yaz’ı
Chagall’ın şiirsel sirki
Mektup aşkları
Tarihten insan yüzleri
"Kriz kapattırmaz"
Füruzan’dan incelikli bir oyun
Açık açık büyüyorlar!
Göz kamaştıran ışık kuleleri
Vian romanları yeniden
Haftanın albümleri
"İnsan gibi" konuşmak!
Hayat atölyesi
"Taşınan Vapurlar"dan "Hayalet Gemi"ye...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|