20 Mart 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Mısralar sahneye adım atarken...

Bu sezon tiyatroda görücüye çıkan şiirlerin sayısında artış gözleniyor. İlk sırada yine Nâzım Hikmet var.

     NURTEN ŞEHNAZ

     Şairin, acılarından haz, sevinçlerinden keder alıp, ‘sevda’, ‘kavga’, ‘öfke’ ve ‘hırs’ın açıklarında yalpalarken düşlerinden uçurup kâğıda konduruverdiği mısralar bazen sahne üzerinde de can bulur. Her okunduğunda şiir dostunu başka başka diyarlara sürükleyen mısraların tiyatroda ete kemiğe bürünmesi açısından bereketli bir ülkede yaşıyoruz. İçerisinde bulunduğumuz tiyatro sezonunda da ‘şiirin sahnede can bulması’ bakımından yoğun bir dönem geçiriyoruz.
     2002 Nâzım Hikmet Yıl nedeniyle tiyatroda zaten ziyadesiyle tercih edilen Nâzım Hikmet şiirlerinden oluşturulan çalışmalarda bir artış yaşanıyor. Bugünlerde tiyatroda görücüye çıkan şiirli oyunlar arasında İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Edip Cansever’in "Ben Ruhi Bey Nasılım", İstanbul ve İzmir Devlet Tiyatroları’nda Nâzım Hikmet’in "Kuvayı Milliye", Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Nâzım Hikmet şiirlerinden oluşturulan "Ben Bir İnsan" ve Düşün Sahnesi’nde "Bir Çift Sözümüz Var Aşka Dair", Sivas Devlet Tiyatrosu’nda Murathan Mungan’ın "Bir Garip Orhan Veli" yapımları sayılabilir.
     Hazırlık aşamasında olan Nâzım şiirlerinden oluşturulan Oyuncular Tiyatro Grubu’nun "Bir Orman Gibi", Güneş Tiyatrosu’nun Almanya’dan Membran Theater ve Kanada’dan Alaturka ile ortaklaşa gerçekleştireceği "Vasiyet, Bu Yürek", İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Nâzım Hikmet’in "Memleketimden İnsan Manzaraları" ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda "Benerci Kendini Niçin Öldürdü", Burak Sergen ile Tuncer Cücenoğlu tarafından düzenlenen "Türk Şiir Antolojisi" de göz önünde tutulursa, şiirle, tiyatroda bu sezon fazlasıyla hasır neşir olacağımız ortada.
     Tiyatroda Nâzım Hikmet’in yanı sıra, Edip Cansever, Can Yücel ve Orhan Veli, şiirleri en çok tercih edilen şairlerin başında geliyor. Kuşkusuz bu şairlerin şiirlerinin tercih edilmesinin temelinde dramatik yanı ağır basan şiirlere imza atmış olmaları yatıyor. Şiir tiyatroda ağırlıkla tek kişilik gösteriler şeklinde seyirciyle buluşuyor. Tek kişilik gösteri de oyuncuya birtakım görevler getiriyor. Oyuncunun sağlam bir beden diline sahip olması, sese hakimiyeti ve doğru an’a uygun mimiği kullanabilmesi gibi özellikler bu doğrultuda ilk akla gelen özellikler. Şiirin sahnelenmesine yönelik çalışmalar içerisinde, bir şairin şiirlerinden yola çıkarak onu ve hayatını anlatma düşüncesiyle kaleme alınan oyunlar da önemli bir yer tutuyor. Murathan Mungan’ın Orhan Veli’yi anlatan "Bir Garip Orhan Veli"si ve Genco Erkal’ın Can Yücel’i tanıtan "Can"ı bu doğrultuda verebilecek en bildik örnekler.
     Zaman zaman ‘şiir okuma seansı’nın sınırlarında dolaşıldığı birtakım yapımlara da şahit olduğumuz tiyatromuzda, şairin ruhunu yakalayabilmiş, mısraların teatral dokudaki karşılığını bulabilmiş düzeyli çalışmalara da rastlamıyor değiliz. Bu çalışmalara bugüne kadar tiyatroda seyirciyle buluşamamış şairlerin şiirlerinin de katılması en büyük dileğimiz.
     
     Yeni proje sahiplerine tiyatroda şiir gerçeğini sorduk.
     Burak Sergen:
     Şiiri sahne üzerine taşımanın cazibesi, görselliği ve uygulamanın az kişiyle yapılacak olmasıdır. Genel olarak zorluk tek kişilik gösterilerde aktörün üzerine yoğunlaşır. Ancak bu usta bir aktörün elinde halledilebilir. Ülkemizde tek kişilik bu tür gösteriler bilimsel ve akademik olması, ayrıca halkın kültür ve sanat yaşamına katkıda bulunması koşuluyla yararlıdır diye düşünüyorum.
     
     Müjdat Albak (Güneş Tiyatrosu)
     Şiir sahnelemede, yönetmen ve oyuncunun kendini şairle özdeşleştirmesi gibi psikolojik bir yan yaşanıyor. Şiirin tiyatroya göre kapalı dünyasını ifade edebilmek büyücülüğüne sahip olunduğunun gösterilme isteği... Bizde ozan kabilenin büyücüsü gibi önderdir. Bu anlamda da şiir sahnelemek misyon taşımak anlamına geliyor. Şiirleri ve sahnelemeleri ikiye ayırmak gerekiyor. İlki, dramatik olan, yani olay ve çatışma içeren şiirler, ikincisi ise dramatik olmayan, retorik, imge, ritim ve ses ressamlığı ile kendini ifade eden şiirler ve sahnelemeler. Biz de genellikle birincisi tercih ediliyor.
     



 KÜLTÜR & SANAT


Jennifer’dan muhabbet kaptık!
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koç’tan üç ‘güzel’
Burjuvazinin sırça kafesindeki Arslan
Büyük tepki küçük gerekçe
Bir kıvılcım yeter...
Sihre davet
Mısralar sahneye adım atarken...
Aşağıda kimse kaldı mı?
Mizahi fotoğraflar
Amerikan rüyası
Nisan ayları öldürücüdür
Matematik büyücüsünün öyküsü
Sinemanın götürdüğü yere git!
Kültür başkenti
İki kişilik senfoni
Mavi Melek olmayan Marlene
Son 50 yılın sanatı
Küreselleşme karşıtı 68’li
Dil aşkı dersleri
İstanbul’un son mutlu yaz’ı
Chagall’ın şiirsel sirki
Mektup aşkları
Tarihten insan yüzleri
"Kriz kapattırmaz"
Füruzan’dan incelikli bir oyun
Açık açık büyüyorlar!
Göz kamaştıran ışık kuleleri
Vian romanları yeniden
Haftanın albümleri
"İnsan gibi" konuşmak!
Hayat atölyesi
"Taşınan Vapurlar"dan "Hayalet Gemi"ye...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet