
|


Mavi Melek olmayan Marlene
Zeliha Berksoy’un yetkin ve ‘yorgun’ bir Marlene portresi çizdiği "Marlene", esprili, konser niteliği taşıyan, abartısız bir gösteri.
ILGIN SÖNMEZ
Gizemli Marlene Dietrich, belki de yüzyılın en büyük iki efsanevi yıldızından biriydi. Ulusal kimliği, aksanlı dili, bacakları, cinselliği, özellikle de Greta Garbo ile olan ilişkisi her daim tüm dünyanın ilgisini çekti. Aslına bakarsanız iyi şarkı söyleyemiyordu. Sesi cızırtılı ve çizik çizikti. Ekstra bir dansçı da sayılmazdı. Ama işte o ışıltılı sahne kimliği, farklı aurası, maske gibi yüzüne giydirdiği makyajıyla bambaşka bir ekolün yaratıcısı oldu. Ve bu ekol 27 Aralık 2001’deki 100. doğum günü kutlamaları vesilesiyle Türkiye’de sahneye etkileyici bir Zeliha Berksoy performansıyla taşındı! Berksoy, daha önce Kurt Weil ve Brecht şarkılarını da defalarca yorumlamış sanatçının Ute Lemper ve Hannah Schygulla’dan da dinlediğimiz bu repertuvara hakimiyeti hepimizin ilgisini çekmişti. Gösteride Marlene Dietrich’in sahnedeki son yıllarına şahit oluyoruz. "Mavi Melek" seksapeli son demlerini yaşıyor. Varisler ağrıyor, gırtlak kurumuş. Paris Olympia’da sahneye çıkıyor ama binbir hezeyan arasında, zorla. Kuliste temizlik saplantılı, yerleri paspaslayan, toz alıp, yastık kabartan Marlene, sahnede meşhur maskesini takınıyor. Çiçek getirmesi önceden ayarlanan kızlardan hangisini öpeceğini bile tasarlıyor. Esip kavuruyor birlikte çalıştığı insanları. Dengesiz. Herkesi huzursuz ediyor. Kulisteki saplantılı haliyle dünyaya gerçekçi gözlerle bakarken verip veriştirdiği ne varsa, sahnede tam tersini oynuyor. Marlene portresi, Zeliha Berksoy tarafından başarıyla canlandırılıyor. Zaten Berksoy 38 derece ateşli ya da hafif içkili, savrulan tiplemeleri iyi yorumluyor. "Matmazel Julie"den de hatırladığımız bu stil, derinden vuruyor insanı. Almıla Uluer’in Berksoy’un yanında denk bir eşlikçi olarak sahne almadığını belirtmek gerek. "Marlene", kendi içinde değerlendirilmesi gereken, Murat Karasu’nun yorumuyla naif bir doğrudanlık kazanan, sezonun başarılı işlerinden biri.
İstanbul Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi
(0 212) 249 69 44
KÜLTÜR & SANAT


Jennifer’dan muhabbet kaptık!
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koç’tan üç ‘güzel’
Burjuvazinin sırça kafesindeki Arslan
Büyük tepki küçük gerekçe
Bir kıvılcım yeter...
Sihre davet
Mısralar sahneye adım atarken...
Aşağıda kimse kaldı mı?
Mizahi fotoğraflar
Amerikan rüyası
Nisan ayları öldürücüdür
Matematik büyücüsünün öyküsü
Sinemanın götürdüğü yere git!
Kültür başkenti
İki kişilik senfoni
Mavi Melek olmayan Marlene
Son 50 yılın sanatı
Küreselleşme karşıtı 68’li
Dil aşkı dersleri
İstanbul’un son mutlu yaz’ı
Chagall’ın şiirsel sirki
Mektup aşkları
Tarihten insan yüzleri
"Kriz kapattırmaz"
Füruzan’dan incelikli bir oyun
Açık açık büyüyorlar!
Göz kamaştıran ışık kuleleri
Vian romanları yeniden
Haftanın albümleri
"İnsan gibi" konuşmak!
Hayat atölyesi
"Taşınan Vapurlar"dan "Hayalet Gemi"ye...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|