20 Mart 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Füruzan’dan incelikli bir oyun

Füruzan, ilk oyunu "Redife’ye Güzelleme"den yirmi yıl sonra Ankara’da, "Sevda Dolu Bir Yaz" ile çıkıyor izleyicinin önüne.

     ATİLA SAV

     Füruzan, kişilerini derinlemesine irdelediği yapıtlarında genellikle eksene kadınları alıyor. Öykücülükle başladığı yazarlığını tek alana sıkıştırmıyor. Özüne hangi biçimi uygun görürse onu seçiyor: Roman, sinema, tiyatro...
     "Sevda Dolu Bir Yaz" bir oyun mu? Dramatik çatışmayla örülü olmaktan çok bir anlatı. Şiirsel bir anlatımla verilen bir "kadın"ın yaşam öyküsü. Yazları, Kozyatağı’ndaki Güllü Köşk’te kışları Nişantaşı’ndaki konakta geçiren İstanbul’un "önemli" ailelerinden birinde yetişen "kadın"ın adını da koymuyor yazar. Kızıyla konuşuyor, yaşamını anlatırken bir dönemin İstanbul yaşamını iletiyor. O İstanbul yok artık. Kent dokusuyla, toplum yapısıyla değişti her şey.
     Kadın, kızına, kendi yaşam öyküsünden söz ederken, o eski yaşama, dönemin insanlarına duyduğu özlem ağır basıyor. Özlemi, bir baba’ya aslında. Annesini de hiç görmemiş. Üstü örtülen bir yasak aşk’ın ürünü küçük kız, konağın kabulü olmuş. Büyük Hanım, onu esirgemiş ama alt soyluğunu kabul etmemiş. Küçük kız, birlikte bir küçük gezi yaptığı babasının sıcaklığını sevgisini arıyor. Uzaklaştırılmış bir kişiliğin oluşturduğu yalnızlığı bir ömür boyu taşıyan kadın, susuşunu kızı için bozuyor. Biz de ona ortak oluyoruz. Süzülmüş, ince bir duygusallıkla yoğrulmuş özlem Füruzan’ın usta anlatımıyla izleyiciyi kavrıyor.
     Tek kişilik oyunları oynamak güç bir iş. Sanatçı becerisini ve yeteneğini izleyiciye yazarın merceğinden geçirip sunarken, salonun, sahneden kopmaması gerekiyor. Yoksa anlatımın büyüsü kalmaz. Vacide Öksüzcü, hem yönetmen, hem oyuncu olarak bu güç işi üstleniyor. İlk gösterinin heyecanıyla kimi yerlerde takıldı ise de, oyunun giderek oturduğunu sanıyorum. Kadının içe dönük kişiliğinin beslediği zengin iç evreni olgun bir kompozisyonla sunuyor.
     Gül Emre’nin çok işlevli dekoru biraz daha renkli olabilirdi. Güllü Köşk’ün havasını ve kokusunu daha çok anlatımın sıcaklığında duyuyoruz.
     "Sevda Dolu Bir Yaz", usta bir öykücüden, incelikli bir anlatı. Benzer nitelikler taşıyan "Maviydi Bisikletim" ile Oda Tiyatrosu’nu paylaşıyor.
     
     Oda Tiyatrosu
     (0312) 311 11 69
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Jennifer’dan muhabbet kaptık!
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koç’tan üç ‘güzel’
Burjuvazinin sırça kafesindeki Arslan
Büyük tepki küçük gerekçe
Bir kıvılcım yeter...
Sihre davet
Mısralar sahneye adım atarken...
Aşağıda kimse kaldı mı?
Mizahi fotoğraflar
Amerikan rüyası
Nisan ayları öldürücüdür
Matematik büyücüsünün öyküsü
Sinemanın götürdüğü yere git!
Kültür başkenti
İki kişilik senfoni
Mavi Melek olmayan Marlene
Son 50 yılın sanatı
Küreselleşme karşıtı 68’li
Dil aşkı dersleri
İstanbul’un son mutlu yaz’ı
Chagall’ın şiirsel sirki
Mektup aşkları
Tarihten insan yüzleri
"Kriz kapattırmaz"
Füruzan’dan incelikli bir oyun
Açık açık büyüyorlar!
Göz kamaştıran ışık kuleleri
Vian romanları yeniden
Haftanın albümleri
"İnsan gibi" konuşmak!
Hayat atölyesi
"Taşınan Vapurlar"dan "Hayalet Gemi"ye...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet