
|


Asker ve Cheney
AMERİKAN Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin, Başbakan'dan başka Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu ile de görüşmek için ısrar etmesi eleştiriliyor.
Dünkü başyazısında Cheney'yi eleştiren Oktay Ekşi'den öğreniyoruz ki, 1997'de Türkiye'ye gelen "Gazetecileri Koruma Komitesi" de Org. Çevik Bir'le de görüşmek için ısrar etmiş! Basın Konseyi karşı çıkınca vazgeçmişler.
Çevik Bir, 1997'de, 28 Şubat sürecinin bir numaralı ismiydi; Org. Özkasnak'ın deyimiyle soru sormanın "cür'et" sayıldığı süreç...
Cheney çok yanlış yapmış, Kıvrıkoğlu çok güzel cevap vermiştir.
Ancak, Türkiye'de askeri otoritenin sivil otoriteden üstün olduğu biçimde Batı'da yaygın bir görüş vardır.
Bunu gidermek için MGK'ya Adalet Bakanı da üye olmuştur.
* * *
TÜRK tarihinde askeri kültürün özel bir rolü vardır ve pozitiftir. Resmi ideolojide "Türk milletinin miladı Cumhuriyet'tir" denildiği halde, ordunun kuruluşu sembolik olarak Mete Han'a bağlanır, Osmanlı kara ve deniz zaferleri kutlanır.
Askere giden evladını, terör döneminde bile, davul zurna ile uğurlayan bir toplum olmamız, bizim "millet" olma bilincimizde askeri kültürün pozitif rolünün bir göstergesidir.
Avrupa'da artık ciddi milli güvenlik sorunları kalmadığı ve toplumlar ileri derecede kozmopolitleştiği için, bu tür duygular zayıftır.
Buna rağmen "orduya güven" oranlarımız pek farklı değil: Avrupa'da yüzde 71, Türkiye'de yüzde 73.
Bizde daha yüksek olması gerekmez miydi?
Prof. Yılmaz Esmer'in araştırmalarına göre, Türkiye'de orduya güven 1996'dan 2001 yılına kadar on puan gerilemiştir.
Orduya şu veya bu dozda güvenenlerin oranı 1996'da yüzde 94 iken, 2001 yılında yüzde 84'e inmiştir. "Çok güvenenler"in oranı ise yüzde 71'den yüzde 57'ye...
* * *
POLİTİKACILARA dünyada da pek güvenilmiyor. Politikacı vatandaşın günlük dertlerinden sorumludur, toplumdaki çelişik çıkarları dengelemek zorundadır. Hele bizim gibi parçalanmış, yönetme gücünü kaybetmiş demokrasilerde politikacılara güvensizlik daha da artar.
Medyaya güvensizliğin de belli sebepleri var.
Tebligat için pul parası bulamayan adliyeye güvenin azalmasını da anlamak mümkün.
Ama orduya güven neden azalsın?
Türk ordusu, etnik terörü yenmek gibi çok zor bir ödevi başarmıştır. Ay yıldıza sarılı binlerce şehit cenazesi askerle özdeş olan vatan, bayrak gibi kutsal değerleri toplumumuzda daha da yüceltmiştir...
1996'da zirvesine çıkmış olan güven, ondan sonra neden on puan gerilemiştir?!
Politik otoritenin üstünde güce (ve sorumluluğa) sahip gözükmesinden olmasın?
Sosyologlar hem anket metoduyla halkın nabzını tutarak, hem askerlerin siyaset, toplumsal hayat ve yargı gibi konulardaki bildiri ve konuşmaları üzerine bir "içerik analizi" yaparak "neden?" sorusunun cevaplarını bulurlar.
Türkiye, İsviçre değil. Orduya güven duygusu belli bir kritik eşikten aşağıya düşerse, bizim coğrafyamızda sağlam duramayız. Onun için "neden?"in cevapları iyi araştırılmalıdır.
-----------
DÜZELTME: Halepçe katliamı 1988'de olmuştur. Dünkü yazımda dizgi hatasıyla 1958 olarak çıktı. Düzeltir özür dilerim.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|