
|


Bu anayasa, devlete tapınma emrediyor
Olmuyor, bir türlü anayasa değişikliği istekleri bitmiyor.
12 Eylül Anayasası tam 20 yıl önce dikildi. Terzileri, 1970’lerdeki sol-sağ çatışmaları ve bir ara günde 25’e çıkan cinayetlerden kurtulmak için çelikten bir kalıp kullandılar. Yüzde 90’lara varan bir oy oranı ile 1982 referandumunda kabul edilen bu elbise, kısa sürede topluma dar gelmeye başladı. 1987’den itibaren, 1993-1995 ve 1999’da toplam 4 büyük değişiklikten geçti. 177 maddenin 31’i değişti.
Ancak yine de yetmedi.
Cıvatalar öylesine sıkışmış, öylesine üst üste güvenlik maddeleri konmuş ki son olarak 37 değişiklik daha yapıldı ancak yetersiz kaldı. Değişen Türkiye ve değişen dünya anayasayı hâlâ zorluyor.
Prof. Mustafa Erdoğan, 12 Eylül Anayasası’nı en iyi inceleyenlerin arasındaki bir isim. Erdoğan’a göre, anayasamızı kaleme alanlar şu değer yargılarından hareket ettiler:
1. Ne pahasına olursa olsun, devlete öncelik verilmesi. Hikmet-i Devlet’in tartışılamaması. Yani devletin toplumun ve hukukun üstünde olduğunun, insan haklarını görmezden gelebilecek bir varlık, bir organ olarak kabul edilmesi.
2. Devletin belirli bir ideolojiye (milliyetçilik ve laiklik) dayandırılması.
3. Özgürlüklerin ve toplumun devlet otoritesi için bir tehdit olarak algılanması.
4. Çoğulculuğun, farklı görüşlerin reddi.
5. Kamu kaynakları üstündeki devlet kontrolünü kaybetmeme tutkusu.
1982 Anayasası işte bu anlayışla yapıldı.
Bundan dolayı da her yanından patlıyor.
Liberal bir anayasa nasıl olmalı? Artık 2000’li yıllardayız.
Toplumun gereksinmeleri ve dünya koşulları çok farklı. Eski korkularla yaşamanın de gereği yok. Hele AB’ye katılmak istiyorsak, artık liberal bir anayasa yapmak zorundayız.
Yine Prof. Mustafa Erdoğan’a göre, ülkemizi bundan sonra taşıyabilecek ve toplumsal barışı getirecek bir anayasa şu ilkeler dikkate alınarak geliştirilmeli:
1. Devletin üstünlüğü (Hikmet-i Devlet) ısrarından vazgeçilmeli ve ideolojik devlet vurgusu kaldırılmalı. Hukuk devletine öncelik verilmeli.
2. Evrensel ölçülere göre insan hakları rejimi kurulmalı. Fikirlerin özgürce ifade edilebilmesi güvenceye alınmalı.
3. Siyasi parti ve seçim yasaları değiştirilmeli ve tüm siyasi partilere hem özgürlük, hem de güvence verilmeli.
4. Asker-sivil dengesi yeniden düzenlenmeli ve denemit mekanizmalarının çalışması sağlanmalı.
5. Yargıya tam bağımsızlık ve tarafsızlık içinde çalışma imkanı getirilmeli.
6. Özgür, açık ve rekabetçi bir piyasanın kurulması için önlemler alınmalı.
7. Merkezi idareden çıkılıp, yerel yönetimlere yetki veren düzenlemeler yapılmalı. Seçilmiş belediyeler, valilerin denetiminden çıkarılmalı.
İdeali bulmak kolay değildir Türkiye gibi, nüfusunun üçte ikisi 18 yaşın altında olan, yani değer yargıları hızla değişen, büyük gelir farkıyla yaşayan, çeşitli etkin gruplardan oluşmuş bir ülke için ideal bir anayasa bulmak zordur.
Koşullar değiştikçe, yasalar da değişecek ve sonunda bir noktada uzlaşıya varılacaktır.
İş ki bu uzlaşıyı, toplum patlama noktasına gelmeden bulabilelim.
mbirand@attglobal.net
SAYFA BAŞI

|
|

|