
|


Yılan hikayesiyle Türkiye’nin tarihle randevusu...
Türkiye'de Kürtçe gazete çıkarmak serbest mi? Serbest. Yasalara aykırı olmamak koşuluyla çıkarabilirsin.
Kürtçe dergi çıkarmak?
O da serbest.
Kürtçe kitap? Serbest.
Kürtçe kaset? Serbest.
İçinde yasalara ters bir şey yoksa tümü serbest. Nitekim hepsinden piyasada bulabilir, satın alabilirsin. Hatta yasalara aykırı bazı yayınlar da tezgah altından yıllardır satılıyor.
Tekrarlarsak:
Gazetenin, derginin, kitabın, kasetin Kürtçesi serbest. Ama Kürtçe radyo yasak. Kürtçe televizyon yasak.
Bir yasak daha var:
Kürtçe öğrenmek, öğretmek... Kurs, dershane açıp öğretemezsin. Bu yasaklar hep vardı.
Ama pratikte ne oluyor?
Kürtçe televizyon seyrediliyor. Üstelik PKK'nın televizyonu. MED - TV, çanak antenlerle Güneydoğu'da çok geniş bir kitleye ulaşabiliyor.
Benim gazetedeki televizyon da alıyor PKK'nın Kürtçe kanalını. Arada bir göz atıyorum. Kürtçe tartışma programlarına, haberlere, Kürtçe derslerine rastladığım oluyor.
PKK propagandası TV'den izleniyor.
PKK TV'sinde Kürtçe öğretiliyor.
Ama bizde yasaklar sürüyor.
Niçin? Kimileri diyor ki:
"Kürtçe öğretilirse, Kürtçe radyo televizyona izin verilirse devlet, PKK'nın dediğini yapmış olur. Ayrıca Kürt dilinin gelişmesi ister istemez Kürt milliyetçiliğinin, ayrılıkçılığının değirmenine su taşır. Mihraklar oluşur. Ve bölünme tehdidi büyür."
Yasaklar bunu önlemek için mi?
İyi ama bu yasaklar deliniyor.
Çünkü Türkiye'de Kürtçe televizyon seyrediliyor. Kürtçe öğretiliyor. Üstelik bunu yapan sadece PKK televizyonu değil. Başka Kürtçe kanallar da var, Kuzey Irak'tan, Ermenistan'dan, Avrupa'dan yayın yapan...
Şu da unutulmasın.
Bizde Kürtçe yayın, Kürtçe öğrenim yasak da olsa, Kürt dilinin geliştirilmesi için başta bazı Avrupa başkentleri olmak üzere yurtdışındaki birçok yerde uzun yıllardır ciddi çalışmalar yapılıyor.
Çünkü yalnız Türkiye'de yaşamıyor Kürtler...
O zaman?..
Bizdeki yasaklar neyi değiştiriyor? Bu yasaklar bir yerde ayrılıkçılık ve Kürt milliyetçiliği davasını güdenlerin değirmenine su taşımıyor mu? "Bu sınırlar içinde sana anadilin bile çok görülüyor" diyen seslere kulak veriliyor mu, verilmiyor mu?
Tekrar edersek:
Kürtçe gazete, dergi, kitap, kaset serbest. Kürtçe radyo TV yasak, Kürtçe öğrenim yasak. Ama bu yasaklar pratikte deliniyor. Çünkü PKK'nınki dahil yurtdışından yayın yapan birçok Kürtçe kanal, Güneydoğu başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinden izlenmekte...
Ne olacak şimdi?
Neyi önlüyor ki bu yasaklar?
Rahat yirmi yıldır bu konuda yazıyorum. Bu yasakları eleştiriyorum. Bir zamanlar PKK ve terörüne karşı mücadele nedeniyle bu yasakların kaldırılmasına hayır denirdi. Yasakların kaldırılması, PKK'ya psikolojik üstünlük sağlar denirdi.
Ama şimdi?
PKK'nın beli kırıldı. Öcalan hapis...
Hala vakti gelmedi mi bu yasakları kaldırmanın?..
Bir başka soru:
İdam cezasıyla birlikte bu yasaklar eğer Türkiye'nin Avrupa yolunu keserse, Türkiye'ye yönelik bölücü tehdit büyür mü, küçülür mü? Bu yasakların sürmesi, Avrupa Birliği'nde PKK'yı siyasallaştırarak ve terör konusunda utanç verici çifte standartlar sergileyerek Türkiye'nin yolunu kesmek isteyenlerin işine yarar mı, yaramaz mı?
Yasaklar ters tepebilir!
Bir kez daha serinkanlı düşünmekte yarar var. Bence Türkiye'nin bu yasakları, örneğin bizim gibi bir üniter devlet olan, resmi diliyle genel eğitim dili bir tek Fransızca olan Fransa'daki modelleri göz önünde tutarak, bir an önce kaldırmasıdır doğru olan...
Ülkemizin AB ile ilgili Ulusal Programı'nın birinci yılı dün doldu. Yani kısa vade bitti, orta vadeli hedeflerin takvimi işlemeye başladı.
Zaman geçiyor.
Dileriz, Türkiye tarihle randevusunu 1970'lerdeki gibi kaçırmaz yine...
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|