
|


AB’de alternatif aramayalım
Türkiye gibi ticari ve siyasi bağları büyük ölçüde Avrupa ile iç içe olan bir ülke için AB’nin alternatifi var mı?
Tam üyeliğin olup olmayacağından veya ne zaman olacağından önce, AB yolculuğunun sebeplerini daha iyi anlamakta fayda var. Belki o zaman aklımıza esen her dünya gücünü AB’ye alternatif göstermekten vazgeçeriz belki.
Önceleri ABD ile yakınlaşmanın daha avantajlı olacağını söyleyenler vardı. Yakın zamanda - tarihsel verilerin tersine - Rusya ve İran alternatifi ufukta belirdi. Son olarak da, emekli Orgeneral Çevik Bir’in ABD’deki temaslarında ‘Şanghay Beşlisi AB’nin alternatifi’ dediği ortaya çıktı. Şanghay Beşlisi’nde Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Çin yer almakta.
Dünya AB’den ibaret olmayacak
Tüm bu ‘alternatifli yaklaşımların’ göz ardı ettiği önemli bir gerçek var: Türkiye AB’ye üye olduğu gün, diğer tüm uluslararası ilişkilerden soyutlanmayacak. Ticari, kültürel ve siyasi işbirliğini avantajlı gördüğü ülkelere karşı tutumu değişmeyecek. Avrasya veya Amerika kıtasındaki önceliklerini kaybetmeyecek.
AB’nin alternatifini yaratmaya harcadığımız enerjiyi, bu birliğe en kısa zamanda üye olabilmek için sarf etsek hepimize daha faydalı olur. Çünkü ortaya konulan alternatiflerden hiçbiri ciddiyet ve vizyon taşımıyor.
AB olgusu siyasi, ticari ve kültürel bir birliktelik, benzer yaklaşımları kabul eden bir insan topluluğu. Dünyadaki jeopolitik ve ticari haritada inişler ve çıkışlar her zaman olacak, bugün ABD, yarın Çin, öbür gün bugünden bilemeyeceğimiz başka bir ülke, öncelikli konuma gelebilecektir. Bu tür değişim ve fırsatlarla, AB olgusunu karıştırmamak lazım.
Çağdaşlığın alternatifi!
Dün akşamüstü Forum İstanbul’un organize ettiği Yarının Kurulması - Hedef 2023 toplantılarına katıldım. Özellikle ilgimi çeken oturumlardan biri ‘Uluslararası Yöneticilik - Başarının Sırrı’ konulu olan ve Türkiye’nin yurtdışında başarılı isimlerini konuk eden paneldi. Bu oturumda katılımcılara ‘2023’te nasıl bir Türkiye düşledikleri’ ve ‘AB olgusunun bu öngörüye nasıl etki yaptığı’ da soruldu.
Cem Kozlu’nun yönettiği panelde Gürer Aykal, Hüseyin Çağlayan, Kemal Şahin, Vural Öger, Naci Mocan, Fatih Terim, Ozan Ceyhun ve Günsan Çetin gibi alanlarında yurtdışında söz sahibi olmuş şahsiyetler katılıyordu. Konu dönüp dolaşıp AB ve Türkiye vizyonunun kesişmesine geldiğinde Almanya’da faaliyet gösteren turizmci Vural Öger ilginç bir laf etti ve ‘çağdaşlığın alternatifi yok’ dedi. Gerçekten de bu çerçevede ele alındığında, AB oluşumunun Türkiye açısından bir alternatifi yok. AB, Türkiye’nin uzun süreden beri üzerinde olduğu rotada önemli bir liman, o kadar.
Panele geri dönersek, AB’nin gündemimize ne kadar oturduğunu Fatih Terim’in konuşmasından bir alıntıyla da örneklemekte fayda var: Fatih Hoca, ‘yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha fazla ses çıkarıyor’ cümlesini bir yerde okuduğunu ve çok etkilendiğini söyledi. Gerçekten de AB tartışmalarında yerinde saymaya niyetlilerden çok, yürüyen hatta koşanlara kulak verebilsek, bu tartışma çok daha yapıcı bir zemine çekilebilir.
cemipek@aol.com
SAYFA BAŞI

|
|

|