
|


Ekonomide bıçak sırtı: Arjantin tehlikesi bitti mi?
Ekonomi krizden çıktı, çıkmadı! Vergi indirilsin, indirilmesin! IMF programına dokunulsun, dokunulmasın! Program deliniyor, delinmiyor! Program gevşedi, gevşemedi!
Bugünlerde ekonomi dünyasındaki tartışma konularından bazı satır başları böyle.
Hangisi gerçeği yansıtıyor?
Türkiye'nin önde gelen işadamlarından biriyle dün sohbet ederken şöyle dedi:
"Borç döndürülebilecek mi sorusu güncelliğini koruyor. Vergi gelirleri hala faiz borcunu karşılayamıyor. Millet devlete hizmet etmeye devam ediyor. Oysa tersi olması lazım. Yani devletin millete hizmeti esastır. Fakat devlet hala küçülmüş değil. Devlette israf, savurganlık sürüyor. 'Ekonomik program gevşedi!' havası son birkaç aydır gene yayılmış durumda..."
Yani bıçak sırtındayız!
Öyle mi? Öyle.
Mali krizin çok fena vurduğu reel sektör bir türlü kıpırdanmıyor. Ekonomik büyümeye ilişkin sinyaller zayıf...
Bir başka deyişle:
Üretim ve yatırım cephesinden şimdilik güzel haberler yok. Bu durum iş dünyasında sabırsızlığı körüklüyor.
Ekonomi dünyasında tartışmaların sıcaklaştığı dikkati çekiyor. Son olarak devlet bakanları Tunca Toskay'la Kemal Derviş'in vergilerle ilgili sözlü çatışması da bu çerçevede yer alıyor.
Üç cepheden söz edilebilir:
(1) IMF programına tekmeyi vuralım!
(2) Programı değiştirelim!
(3) Kılına bile dokunmayalım!
Bu IMF programıyla Türkiye'nin bu yıl da, gelecek yıl da büyüyemeyeceğini, daha beter yoksullaşacağını savunanlara göre, bugün için enflasyonla mücadeleden çok ekonomik büyüme önem taşıyor. O yüzden, ekonomiyi yönetenlerin ayaklarını enflasyon freninden ağır ağır çekmesi isteniyor.
Biri dün şöyle dedi:
"Türkiye büyüyecek mi, borcunu ödeyebilecek mi diye bakan yabancıların bugün için iyimser olduklarını söylemek kolay değil."
İkinci cepheye gelince...
Gidişten bu cephe de memnun değil. IMF ile konuşularak, IMF ikna edilerek programın değiştirilmesini savunanlar var burada. Ekonomik büyümeyi başlatabilmek için, programın bel kemiğini oluşturan 'faiz dışı fazla'ya zarar vermeden bir şeyler yapılabileceğini savunuyorlar.
Üçüncü cephe ikisine de karşı.
Bu cephenin komutanı sır değil:
Kemal Derviş.
Programın aynen uygulanmasından yana. Mali disiplinin sürdürülmesini, yani faiz dışı fazlayla oynanmasını kesinlikle istemiyor. Derviş, öyle anlaşılıyor ki, dizginler bir kere gevşedi mi kontrol elden tümüyle kaçabilir diye düşünüyor.
İki büyük kriz nasıl çıktı?
Bunu düşünmekte yarar var.
Program önce orasından burasından delinmeye başladı. Yapısal değişimler ertelendi. Hükümet içi uyumsuzluklar, program uygulamasıyla ilgili güveni aşındırdıkça, aşındırdı.
Böyle patladı kasım ve şubat krizleri?
2001 Şubat ayından bu yana 13 ay geçti. Bugüne kadar iyi gelindi. Program uygulandı. Hükümetin özellikle ekonomide estirdiği reformcu rüzgar olumlu bir gelişmeydi. Dolar ve faiz iyi seyrediyor.
Kriz denetim altında...
Fakat güçlükler elbette devam ediyor. Özellikle yatırım ve üretim cephesinde sıkıntılar büyük.
Bu nedenle koalisyon hükümetinde de kıpırdanmalar var. Programın pozitif sonuçları halka ne zaman gösterilecek sorusu, anlaşılan, iktidardaki siyasetçileri huzursuz etmiş durumda...
Eğer bundan dolayı program delinmeye ya da gevşetilmeye başlarsa, işler daha mı iyiye gider?
Yoksa daha kötüye mi?
Bunu iyi düşünmekte yarar var. Çünkü Arjantin dizginleri boş verince kötüye gitti, ekonomisi battı deniyor.
Ayrıca, hükümet içinde programla ilgili uyumsuzluk örnekleri ve gevşeme eğilimleri dışarıya kötü işarettir. Eğer dışarıdaki yatırımcılar, "Türkiye'nin bu işi sonuna kadar götürmeye yine niyeti yok" demeye başlarsa, her şey sil baştan oluverir.
Lütfen sabır ve dikkat!
Arjantin modeli unutulmasın.
Ve ipin ucu kaçırılmasın.
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|