27 Mart 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Biz 80’lik liderlere müstahakız!

     Bugüne kadar Erkan Mumcu hakkında toplasanız ya 4 ya da 5 yazı yazmışımdır. Her seferinde de hemen ertesi gün, sevgili dostum Yalçın Bayer’in köşesinde Mumcu ile ilgili olumsuz bir yazı mutlaka yer almıştır. Bu kez de aynen öyle oldu.
     Cumhuriyet’te 18 yıl birlikte çalıştığımız Yalçın, önceki seferler beni telefonla da arardı. Bu kez aramadı. Herhalde Mumcu hakkındaki düşüncelerimi değiştirmeyeceğime kanaat getirmiş olmalı.
     "Mumcu ile Kemal Derviş birlikte siyaset yapsalar" başlıklı son yazım üzerine Kanada’da yaşayan Bartu Soral, kısacık bir e - posta göndermiş: "Ne o Meral Hanım, yoksa sen de mi tarikatçı oldun!"
     DYP’liler ise bana yalaka sıfatını yakıştırmışlar, Mumcu’nun kullandığı "Ben sivri değilim, çoğunluk yusyuvarlak" cümlesindeki yusyuvarlak kelimesine ise eşcinsellik anlamını yükleyivermişler.
     Ne kadar kolayca karalayabiliyoruz insanları! Siyaset yapmak isteyen her kimse, hemen yerin dibine batırmak için birbirimizle nasıl da yarışıyoruz.
     Hatırlıyor musunuz, Zülfü Livaneli İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerine aday olduğunda, medyamız tarafından nasıl yerin dibine batırılmıştı? Zülfü bir daha girer mi politikaya? Ondan sonra da bizler, nüfusun yüzde 70’inin 30 yaşın altında olduğu ülkemizde, 80’ine merdiven dayamış politikacıların hâlâ umut veren alternatifler olarak ortalarda dolaşmasına anlam veremeyiz!
     Yarın öbür gün Kemal Derviş siyasete girmeye kalksa, seyredin siz gümbürtüyü... Adamın kirli çamaşırı olmasa bile icat edip siyaseti düşündüğüne düşüneceğine pişman ederler.
     Konumuza dönecek olursak... Mumcu’nun tarikatçı olup olmadığı hakkında hiçbir fikrim yok. Zaten beni pek de ilgilendirmiyor. Bu yaştan sonra tarikatçı olacak halim de yok herhalde. Hayatımda bir kez karşılaştığım Erkan Mumcu’ya yalakalık yapmam için de herhangi bir neden göremiyorum. Kaldı ki Erkan Mumcu parti başkanı olarak seçimlere girecek olsa muhtemelen oy da vermem. (Bugüne kadar ANAP’a da, DYP’ye de hiç oy vermediğim gibi.)
     Beni Mumcu’nun söyledikleri ilgilendiriyor, hatta heyecan veriyor. Siyasetin neresinde duracak ve hangi seçmen kitlesine hitap edecek olursa olsun, kafası bu şekilde çalışan birinin Türk siyasetine kalite getireceğine inanıyorum.
     
‘Hatada bile samimi olmak diye bir şey var’
     Erkan Mumcu’yla Alem dergisinde yapılan röportajdan birkaç cümleyi, önyargısız okurlarımla paylaşmak istiyorum:
•   Zamanımızı tahsis ettiğimiz her şey, aslında kendimizi gerçekleştirme maceramızdır. Bunun siyaset ya da başka bir şey olmasının önemi yok. Dolayısıyla ben başkasıyla değil kendimle yarışırım, başkasını değil kendimi tartarım, başkasıyla değil kendimle hesaplaşırım.
•   İnsanlar hatalarınızı bile affetmeye hazırlar. Hatada bile samimi olmak diye bir şey var. Bunu kendimi düşünerek değil, bugüne kadar siyasi birikimini negatiflerle yüklemiş bütün siyasetçi profilini hayal ederek söylüyorum. O içtenliği kurabiliyorlarsa insanlar onları da affeder.
•   Aklımla tartsam da, daha çok değer verdiğim şey sezgilerimdir. Aklım beni defalarca yanılttı, ama sezgilerim hiç yanıltmadı. Altıncı his dediğimiz şey, insanın kendisiyle iletişiminden başka bir şey değil. Bir kısım insanda özel olarak var olan bir yetenek de değil. Her insanda vardır. Ama insanlar çoğu zaman, çevresel faktörlerin filtresinden geçerek, kendileriyle iletişim kurmazlar. Bütün bunları bir kenarda bırakıp, gerçekten kendinizle konuşmaya başladığınız zaman, çok sağlıklı bir iletişim kurarsınız.
•   Ben şu iddiayla siyaset yapıyorum: Bugün taşıdığım unvanların hiçbiri üzerimde olmasa bile ben, ben olarak değerli bir insanım. Daha doğrusu benim bir değerim var. Ben bir şeyler üretiyorum. Oturduğum koltuk ise hiçbir şeyi üretmiyor.
     
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Türkiye'nin neresi model?

Melih AŞIK
Cepten uyarı

Fikret BİLA
Yılmaz: Türban yasağı değişmez

İpek CEM
AB’de alternatif aramayalım

Hasan CEMAL
Ekonomide bıçak sırtı: Arjantin tehlikesi bitti mi?

Güneri CIVAOĞLU
10. yıl... 100. yıl

Abbas GÜÇLÜ
Vakıf üniversiteleri neler yapıyor? (2)

Hurşit GÜNEŞ
Türkiye yabancı sermaye çekmede 52’nci!

Nail GÜRELİ
Rüyada bile uyanık olmak

Sami KOHEN
Zor(aki) görev...

Mehmet Y. YILMAZ
Herkesi kendimiz gibi zannederiz...

Meliha OKUR
Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllar

Tuncay ÖZKAN
Derin ilişkilerin sığ devleti

Hasan PULUR
Bilmeyenler ve bilenler...

Meral TAMER
Biz 80’lik liderlere müstahakız!

Ece TEMELKURAN
Marazını sevdim!

Tamer HEPER
Hakkını kullanacak ama şimdi değil

Güngör URAS
Savunma için ‘zorunlu harcamalar’ devam ediyor

M. Ali BİRAND
AB için büyük kavga vermek zorundayız (2)

© 2002 Milliyet