
|


Bir derviş ressam
Bugüne kadar çeşitli uluslararası sergilere katılan ressam Yusuf Katipoğlu, "Depresyondu, kişilik sorunlarıydı... Bunlardan arındım," diyor ve yaşam sanatını semazenliğe benzetiyor.
AYŞE SU SEL
Trabzon doğumlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi mezunu ressam Yusuf Katipoğlu, Antik Sanat Galerisi’nde açtığı son sergisindeki resimlerinde yine tekneleri, çocukluğunun geçtiği Karadeniz iskelelerini anlatıyor. Aslında egosundan nasıl kaçtığını ve yeni yeni keşfettiği ayakta durma dansını da...
Bugüne kadar yaptığı resimleri, deniz - tekne - insan bileşkesi olarak tanımlayan ve sadece evrendeki insana merhaba demek için resim yaptığını söyleyen Katipoğlu’nun içindeki dervişi ortaya çıkartan son dönem çalışmaları, "Erdem", "Ot", "Semazen", "Koza - Derviş", "Olgunlaşma" gibi başlıklar taşıyor.
Katipoğlu, "Bir Mevlevi gibi düşünüyorum. Ama ben bir ressamım. Benim için model bahane, önemli olan muhabbet - i sanat. Zaten hiçbir zaman ben balık resmi demedim. Resmin balığı dedim. Niye? Çünkü önemli olan ne anlattığın değil, niçin ve nasıl anlattığın," diyor. Resim sanatını da üçgene "bağlayan" sanatçıya göre resim sanatı bir üçgenin üç köşesinin toplamı. Birinci köşe akıl ve zekâdan, ikinci köşe yürek ve duygudan, üçüncü köşe ise beceri ve yetenekten oluşuyor.
Sergide ressamın bugün varmaya çalıştığı sadeliği, arınmışlığı anlatan resim "Koza - Derviş". Resimde tipik Katipoğlu fırça darbeleri ve ince işçiliğiyle bir semazen görüyoruz. Dans etmekten bıkmayan ve dans ederek varolabilen semazen, Katipoğlu için ayakta durma sanatını çözmüş biri. Çevresinde gözlemlediği kişilik sorunları, depresyon, bunun için gidilen doktorlar ve onların reçeteleri gibi konulardan son derece sıkıldığını ifade eden Katipoğlu, egodan sıyrıldığında ortada bunalım diye bir şey kalmadığını söylüyor ve sadece derviş değil de, koza - derviş demesinin nedenini açıklıyor:
"Bir semazen nasıl kendi kendine dönüyorsa herkes hayatta yaşama sanatı için böyle kendi kendine dönüyor ama kendi kadar dönüyor. Koza derviş diyorum. Çünkü ben de kendimi nasıl bir semazen gibi düşünüyorsam bir koza gibi de düşünüyorum. Düşüncelerimi de iplik iplik söküp tekrardan ele almamı kozaya benzetiyorum. Önce kendimi lime lime ediyorum sonra bunlarla düğüm atıyorum."
Sergideki bir başka resimde hiçbir zaman kopamadığı ve anlatmaktan bıkıp usanmadığı doğup büyüdüğü yer olan Karadeniz’i anlatıyor Katipoğlu. "İskele’de Çocukluğum" adlı resim, sanatçının bugüne kadar yaptığı "Nuh’un Gemisi" ve "Çocuk ve Tekne" adlı serilerini hatırlatıyor. Çizgi çizgi renkle en masum döneminin duygusallığını aktaran "İskele"de "Çocukluğum" sergisinin teması olan olgunlaşmanın, aslında bir sanatçı için biraz daha çocuk olmakla aynı şey olduğunu gösteriyor.
Antik Sanat Galerisi
(0212) 224 74 31
Bitiş tarihi: 5 Nisan 2002
KÜLTÜR & SANAT


Trajikomik aile efsanesi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Pislik tam da içimizde"
Başka bitli kafalar
Bir derviş ressam
Ben seni seven kadın
Hüzzam makamında Nietzsche
Doğu’nun ilk sanat müzesinden...
"Temiz iş yapmak istemiyorum"
Politika, mizah ve sinema
Yüreğinizin gözü var mı?
Okuyasınız bu yazıyı
Aylak sanatçı yorgundur
Dario Fo Van’da
Savaşa absürd yaklaşım
Kaktüs çiçek açtı
Tutuklu ve aşık Nâzım Hikmet
İnsana ve yaşama dair
Pop’a göz kırpıyorlar
Jean-Claude van Damme’ın muhteşem (!) dönüşü
Arnie Kolombiya’da
Çok özel kutular
Tasarının imgeyle karşılaşması
Derinlikler ve renkler
Almanya’nın yeni sürprizi
Yeni şeyler söylemek zamanı mıydı?
Fantazya artık daha zengin
Şiir severlere yeni soluk
Haftanın albümleri
Sözcüklerin bir "yer"i olmalı
Hayat atölyesi
Bir kesişim: Radyo - Internet
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|