28 Mart 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Doğu’nun ilk sanat müzesinden...

Ressam Hüsamettin Koçan, Doğu’nun ilk sanat müzesi için kurduğu düşü Taksim’deki proje sergisiyle sanatseverlerle paylaşıyor. ‘Baksı Müzesi’, Bayburt’a 45 kilometre mesafedeki Bayraktar Köyü’nde.

     EVRİM ALTUĞ

     Babam gurbete giderdi. Aradan 50 yıl geçti. Onların da babaları hâlâ gurbette." diye ağıt yakıyor daha ilk cümlesinde Hüsamettin Koçan, ‘Baksı Müzesi’ proje sergisi için kaleme aldığı naif metinde.
     Ressam ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Koçan’ın yıllardır peşinden koştuğu bu düşü, şu günlerde ‘24 saat açık’ bir gerçekliğin özlemine olanca umuduyla kapılarını aralıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Sıraselviler kampüsündeki ‘Bilgi Atölye 111’de, 5 Nisan’a kadar haftanın yedi günü 24 saat boyunca açık kalacak ‘Baksı Müzesi’ sergisi, sanatçı ve akademisyen Koçan’ın kardeşi Metin Koçan tarafından tasarlanan ‘Doğu’daki ilk sanat müzesinin koku, doku ve coşkusunu yansıtıyor.
     Proje sergisinin odağındaki Baksı Müzesi, adını Kırgız ve Kazakların eski ilde ‘şaman’ anlamında telaffuz ettiği ‘baksı’ kelimesinden alıyor. Müze, deniz seviyesinden 1550 metre yükseklikte inşa edilecek. Kerpiç, toprak ve ahşabın öncelikli malzeme olarak seçildiği yapı, Çoruh Vadisi’ne hakim bir tepeden Bayburt iline 45 kilometre uzaklıktaki Bayraktar Köyü’ne bakacak. Mimarisiyle bölge topoğrafyasına saygılı, ancak modern bir anlayışla hayata geçirilen ‘Baksı Müzesi’nde modern ve geleneksel sanatın, üretimle ve eğitimle kucaklaşması öngörülen hedefler arasında başı çekiyor.
     Ancak bu aşamada akla ilk olarak, özellikle büyük kentlerde ‘harıl harıl’ inşa edilmeye çalışılan bir sanat müzesinin niçin bu kadar ‘uzakta’ olduğu sorusu geliyor. Dekan Koçan bu sorunun yanıtını verirken, müzenin varlık nedenine de açıklık getiriyor:
     "Bu projenin içinde mevcut bulunan en önemli şey, merkezin uzağında merkez yaratma çabası. Ve bu da ancak duyarlılıkla, sezgiyle, riskle olabilir. Burası, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdir. İnsanlar hep Taksim çevresinde varolmaya çalışıyorlar. Bizim entelektüel hayatımız istanbul’un bu yakasına kilitlenmiş durumdadır. Hatta Kadıköy’de yaşayan entelektüellerimiz bile burada üretir ve gösterirler. O bakımdan Baudrillard’ın da dediği gibi, ‘özgürlük’ de bizim çevresinde dolaştığımız bir kavram değil mi? Bizim entelektüel duvarlarımızın da genişlemesi gerekiyor. Bu projenin altındaki ana iddialardan biri bu. Biz, ‘merkez içinde periferi’ oluşturduk. Evet, tam tersini yaptık. O açıdan bu projeye salt bir müze ya da kültür merkezi gözüyle bakmamalı. Bu girişimin yaratmak istediği bir ‘uzak’ kavramı var. Uzakta var olma meselesi var. Periferiden merkezi algılama meselesi var."
     Grafik tasarımcı Savaş Çekiç’in birbirine geçmiş üç ‘B’ harfiyle oluşturduğu özgün ambleminde ‘dediği’ gibi, ‘Bayburt’un Bayraktar Köyü’ndeki Baksı Müzesi’, yapısal varoluş nedenleriyle de Türkiye’deki pek çok soruna dışarıdan değil, ‘içeriden’ bir yanıt, bir alternatif getirmeyi amaçlıyor.
     Toplam 10 bin metrekarelik bir alan üzerinde kurulacak olan Baksı Müzesi’nin kalbinde Halk Sanatları Müzesi’nin yer alacak olması, aynı çatı altında çağımızın sanatına dair örneklerin sergilenmesine engel olmayacak. Kütüphanesi, Internet servisi ve atölyeleriyle kapılarını kültüre ve sanata her daim açık tutacak yapı, daha tasarımıyla bile ‘merkeze tıkılıp kalan’ boğuk sanat atmosferine de taze bir esinti katacak bir yaklaşıma sahip olduğunun ipuçlarını veriyor.
     Bayburt’un devasa dijital peysajıyla ‘doğal atmosferini’ Sıraselviler’e nakleden sergi, Koçan’ın koleksiyonundaki Ehramlar, çömlek ve el yapımı seramik ürünleriyle birlikte ‘Şahmaran’lar ile ‘Eshab - ı Kehf’ gibi eski tasvir sanatının gözde parçalarıyla bütünleşiyor. Bölgeden harmanlanan belgesel video görüntülerinin eşlik ettiği sergi münasbetiyle Prof. Koçan tarafından 9 ayrı kalıpta 41’er adet iki dizi halinde çoğaltılan ‘Tılsımlı Eller’ özgünbaskıları ise, ‘Baksı Müzesi’ logolarıyla müze dostlarının ilgisine sunuluyor. Böylelikle, sınırlı sayıdaki eserlerin gelirinin de müzeye aktarımı söz konusu olabilecek.
     
     ‘Baksı Müzesi’ Proje Sergisi
     Bilgi Atölye 111 / (0212) 292 86 97
     Bitiş tarihi: 19 Nisan 2002
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Trajikomik aile efsanesi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Pislik tam da içimizde"
Başka bitli kafalar
Bir derviş ressam
Ben seni seven kadın
Hüzzam makamında Nietzsche
Doğu’nun ilk sanat müzesinden...
"Temiz iş yapmak istemiyorum"
Politika, mizah ve sinema
Yüreğinizin gözü var mı?
Okuyasınız bu yazıyı
Aylak sanatçı yorgundur
Dario Fo Van’da
Savaşa absürd yaklaşım
Kaktüs çiçek açtı
Tutuklu ve aşık Nâzım Hikmet
İnsana ve yaşama dair
Pop’a göz kırpıyorlar
Jean-Claude van Damme’ın muhteşem (!) dönüşü
Arnie Kolombiya’da
Çok özel kutular
Tasarının imgeyle karşılaşması
Derinlikler ve renkler
Almanya’nın yeni sürprizi
Yeni şeyler söylemek zamanı mıydı?
Fantazya artık daha zengin
Şiir severlere yeni soluk
Haftanın albümleri
Sözcüklerin bir "yer"i olmalı
Hayat atölyesi
Bir kesişim: Radyo - Internet
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet