28 Mart 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Politika, mizah ve sinema

İstanbul Film Festivali’nin ‘Ustalara Saygı’ bölümünde altı filmi gösterilecek olan İtalyan yönetmen Nanni Moretti, ülkesinin önde gelen aydınlarından.

     ALİN TAŞÇIYAN

     Genç kuşak sinemaseverler Nanni Moretti adını "Oğul Odası" ile duydu. 2001 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan bu duygusal film Türkiye’de gösterime giren nadide İtalyan yapımlarından biri oldu. Oysa "Oğul Odası" 49 yaşını henüz doldurmamış olan ünlü yönetmenin olgunluk dönemine girdiğini duyuran, eski filmleriyle karşılaştırıldığında oldukça farklı gelen bir yapımdı. Hatta Moretti, tüm filmlerinde yine kendisinin canlandırdığı, annesinin kızlık soyadını taşıyan Michele Apicella kişiliğinin adını bile değiştirdi. Oğlunun ölümünden kendini sorumlu tutan psikanaliste kendi adının tamamı olan Giovanni’yi verdi.
     İstanbul Film Festivali’nin bize tanıttığı Nanni Moretti ise zeki, esprili, obsesif, muhalif bir entellektüel! Bu niteleme sıfatları hem gerçek kişiliğine hem de filmlerinde üstlendiği başrollerin kişiliklerine uyuyor. Festival programında yer alan filmleri izlerken "Oğul Odası"ındaki hüznün aksine kahkahalar atacağınızı garantiliyoruz. Festival programı, Moretti’nin 1978 yılında çektiği ve Cannes Film Festivali’ne seçilen ilk uzun metrajlı filmi "Ecce Bombo" ve "Oğul Odası" dışında tüm uzun metrajlı filmlerini kapsıyor.
     1981 Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü kazanan "Sogni d’oro / Altın Düşler", Fellini’nin "8 1/2"unu andıran bir tarza sahip. Moretti, mesleğinde bir dönüm noktasına gelmiş, annesiyle yaşayan bir yönetmenin yaşam muhasebesini, düşlerle gerçekleri iç içe geçirerek anlatır. Bu filmde Sylvia rolünü üstlenen, "Oğul Odası"ndan de anımsadığımız Laura Morante, Moretti’nin gözde aktrisi oldu. "Altın Düşleröden sonra çektiği "Bianca"da başrolü yine onunla paylaştı. Marilyn Monroe Lisesi’nde öğretmenlik yapan Michele Apicella kalbini bir türlü açılamadığı meslektaşı Bianca’ya kaptırır. Zaten öğrencileriyle doğru dürüst iletişim kuramayan Michele aklını derslere veremez. Bu arada ailesi dağılır, arkadaşı olan çiftler ayrılır ve bir dizi cinayet işlenir. Polis Michele’yi tutuklar!
     "La messa e finita / Ayin Bitti"de Nanni Moretti bu kez rahip Don Giulio rolüyle çıkar karşımıza. Bir adada inzivaya çekilmiş Don Giulio, Roma’nın banliyölerinde bir kiliseye gönderilir. On yıl aradan sonra ailesine ve dostlarına kavuşur. Ancak her birinin başı derttedir. Bunalan Don Giulio, Güney Amerika’ya misyoner olarak gitmeye karar verir... Moretti, Berlin Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü Gümüş Ayı kazanan "Ayin Bitti"de eş aldatma, kürtaj, eşcinsellik ve politik örgüt üyeliği vb. insani durumlara kilisenin bakışını eleştirir.
     "Palombella Rossa / Kızıl Güvercinöde Moretti, gençliğinden beri ciddi biçimde oynadığı sutopunu, İtalyan solunun çöküşü ve ‘iktidarsızlığı’nı yermek için bir metafor olarak kullanır. Michele Apicella, bir maç sırasında sakatlanıp belleğini yitirir ve takımını galibiyete taşıyacak penaltıyı kaçırır!
     "Sevgili Günlüğüm / Caro Diario" Moretti’ye Cannes’de En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandırdı. Üç bölümden oluşan filmi Moretti, lenfomayı yendikten sonra çekti. Kendisini naif, komik bir adam olarak betimlediği tüm kaygı, kuşku, takıntı, saplantı ve gözlemlerini döküp saçtığı özgün bir film yarattı. İlk bölümde yazın turistlere terk edilen Roma’nın boş sokaklarında vespasının üzerinde gezip sinemalarda yalnızca şiddet ve pornografi içeren filmler gösterilmesine isyan ediyor. İkinci bölümde arkadaşı Gerardo ile Eioli Adaları’na gidiyor. Hiç televizyon izlemeyen Gerardo feribotta "Cesur ve Güzel" müptelası olup çıkıyor. Ziyaret ettikleri eski solcu entellektüel arkadaşlarının çocuklarının esiri olup çıktığına tanık oluyor! Son bölümde ise doktor ve hastane macerası yaşanıyor...
     1998’de Nanni Moretti "Aprile / Nisan" ile yine Cannes’da yarıştı. Bir kez daha kamera arkasındaki ve önündeki kişiliklerini yine birleştirdi. Oğlu Pietro’nun doğumuyla bir tür yaş dönemi bunalımına giren yönetmen, ne zaman olgunlaştığını ya da olgunlaşması gerektiğini düşünmeye başlıyor. Bu arada İtalyan politikası üzerine bir belgesel mi yoksa Romalı bir aşçıyı konu alan bir müzikal mi yapsın karar veremiyor! İtalyan politikacı ve gazeteciler eleştiri oklarından nasibini alıyor. Başı Sylvio Berlusconi, Umberto Bossi gibi politikacılar, kapağına çıplak kadın resimleri basan ciddi dergi l’Espresso ve Arnavut göçmenlere karşı alınan tavır çekiyor.
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Trajikomik aile efsanesi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Pislik tam da içimizde"
Başka bitli kafalar
Bir derviş ressam
Ben seni seven kadın
Hüzzam makamında Nietzsche
Doğu’nun ilk sanat müzesinden...
"Temiz iş yapmak istemiyorum"
Politika, mizah ve sinema
Yüreğinizin gözü var mı?
Okuyasınız bu yazıyı
Aylak sanatçı yorgundur
Dario Fo Van’da
Savaşa absürd yaklaşım
Kaktüs çiçek açtı
Tutuklu ve aşık Nâzım Hikmet
İnsana ve yaşama dair
Pop’a göz kırpıyorlar
Jean-Claude van Damme’ın muhteşem (!) dönüşü
Arnie Kolombiya’da
Çok özel kutular
Tasarının imgeyle karşılaşması
Derinlikler ve renkler
Almanya’nın yeni sürprizi
Yeni şeyler söylemek zamanı mıydı?
Fantazya artık daha zengin
Şiir severlere yeni soluk
Haftanın albümleri
Sözcüklerin bir "yer"i olmalı
Hayat atölyesi
Bir kesişim: Radyo - Internet
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet