28 Mart 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Aylak sanatçı yorgundur

"Sefahat" adlı sergi, akla "Dünyanın en zor işi hiçbir şey yapmamaktır", diyen Oscar Wilde’ı ve hiçbir şey yapmamanın bayrağını edebiyatta ilk çekenlerden Oblomov’u getiriyor.

     AYŞEGÜL SÖNMEZ

     Küratör Ali Akay. Sanatçılar: Tayfun Erdoğmuş, Emre Zeytinoğlu, Seza Paker, Can Onat, Alev Çağlar, Elif Çelebi, Fuat Erman, Mürteza Fidan. Konu: Sefahat. "Sefam olsun" diyenlerin ele alındığı sergi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Acıbadem Kampusu Sanat Galerisi’nde yer alıyor. Serginin en ilginç çalışmalarından biri Fuat Erman imzasını taşıyor. Erman, video işinde dört farklı sinema filmini kendi sefa kavramı içinde makaslıyor, montajlıyor ve bir küçük klip filmde derdini anlatıyor.
     Klip film, "Nişantaşı’nda bir sergi yıl 2002, perşembe, 18.55" yazısıyla başlıyor. Ardından Derek Jarman’ın filmi "Caravaggio"dan bir sahne izliyoruz. Sonra saat 22.08’i gösteriyor. Ekrandaki Cihangir’de bir parti yazısından sonra Leos Carax’ın ilk filmi "Boy Meets Girlöden bir parti sahnesi başlıyor. Akla eski bir Türk filminin geldiğiyle ilgili bir yazının ekranda belirmesiyle "Yalnızlar Rıhtımı" adlı Lütfi Akad filminden dertli Sadri Alışık’ı ve onun rıhtım boyunca yürüyüşünü izliyoruz. Sabaha karşı 05.55 eve dönüş yazısından sonra klip film Antonioni’nin "Bir Kadının Tanımlanması" adlı filmi ve ekranda "post - luxuria animal triste" yazısının belirmesiyle sona eriyor.
     Erman, bu klip filmi için kendini bir DJ gibi düşündüğünü anlatıyor.
     "Bir DJ nasıl plakları arka arkaya çalıp kendi şarkısını remiksliyorsa ben de sefahat kavramının bana düşündürdüklerini sevdiğim filmler aracılığıyla anlatmaya çalıştım. Sefahat yapmanın yorucu bir şey olduğunu düşünüyorum. Bizim gibiler çalışırken sefa yapmaya çalıştıkları için daha da yorucu oluyor. İşim de bu yorgunluğu anlatıyor."
     Serginin diğer çarpıcı işi Seza Paker’den geliyor. Paker, 20. yy.’ın en büyük sanatı dediği sinemanın en büyük ustası Federico Fellini’nin iki filmi "Roma" ve "Satyricon" gösterimleriyle sergiye katılıyor. Bugüne kadar yaptığı tüm işlerinde bu iki filme büyük göndermeler bulunduğunu ifade eden Paker, iki filmi de "çılgın" ve "güncel sanatla direkt alakalı" olarak tanımlıyor. İki filmin gösterimiyle bugünün sanatına dair tartışacak pek çok şey olduğunu düşünüyor. Ne yazık ki "Satyricon"un Marmara Üniversitesi Güzel Sanat Fakültesi’ndeki gösterimine çağrılan 2000 öğrenciden sadece 20 kişi geliyor.
     Tayfun Erdoğmuş ve Mürteza Fidan, sefahat kavramına Doğu ve Batı eksenini katarak bakmaya çalışanlardan. Erdoğmuş, yapıtında zikr edenlerin görüntülerine yer verirken, Fidan’ın sergiye koyduğu vantilatör meşhur Marilyn Monroe’nun eteğini Mevlevi müziği eşliğinde havalandırıyor.
     Can Onat, bugüne kadar kullandığı tüm kredi kartlarını yapıtlaştırırken, Elif Çelebi, videosunda oyuncak hayvanlarla birlikte zapping yapışını gösteriyor.
     Alev Çağlar, tekno bar Switch’in yöneticisi olarak sergiye DJ setiyle katılıyor ve her akşam 17.00’den itibaren müzik yapıyor.
     Sergi, akla "Dünyanın en zor işi hiçbir şey yapmamaktır" diyen Oscar Wilde’ı, hiçbir şey yapmamanın bayrağını edebiyatta ilk çekenlerden Oblomov’u ve daha bir sürü karmaşık çağrışımı beraberinde getiriyor.
     Emre Zeytinoğlu’nun, kokteyl bardaklarından taşan iç organ fotoğrafları serginin en ifadeci yapıtları. Zeytinoğlu’na göre "Artık neyin tüketildiğine değil, nasıl tüketildiğine bakıyoruz. Sefahat tarihi bir törensellik taşıyorsa bu törenselliğin de nesne - karşılıkları var."
     Sergiyi izledikten sonra insan ister istemez şöyle soruyor: "Aylaklık hakkı için mücadele etmeli mi yoksa sistemin bize tanıdığı aylaklık günleri ve partileriyle yetinmeli mi?" Hangisi daha zor ve yorucu önce buna karar vermeli. Sonra herhalde örgütlenmeli.
     
     M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi
     (0216) 326 26 67
     9 Nisan 2002
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Trajikomik aile efsanesi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Pislik tam da içimizde"
Başka bitli kafalar
Bir derviş ressam
Ben seni seven kadın
Hüzzam makamında Nietzsche
Doğu’nun ilk sanat müzesinden...
"Temiz iş yapmak istemiyorum"
Politika, mizah ve sinema
Yüreğinizin gözü var mı?
Okuyasınız bu yazıyı
Aylak sanatçı yorgundur
Dario Fo Van’da
Savaşa absürd yaklaşım
Kaktüs çiçek açtı
Tutuklu ve aşık Nâzım Hikmet
İnsana ve yaşama dair
Pop’a göz kırpıyorlar
Jean-Claude van Damme’ın muhteşem (!) dönüşü
Arnie Kolombiya’da
Çok özel kutular
Tasarının imgeyle karşılaşması
Derinlikler ve renkler
Almanya’nın yeni sürprizi
Yeni şeyler söylemek zamanı mıydı?
Fantazya artık daha zengin
Şiir severlere yeni soluk
Haftanın albümleri
Sözcüklerin bir "yer"i olmalı
Hayat atölyesi
Bir kesişim: Radyo - Internet
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet