
|


Yargıyı eleştirmek
DANIŞTAY bir açıklama yaparak "eleştiriler utanç verici" dedi.
Konu Tayyip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna'nın yargılanması için Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun yaptığı ikinci başvuruyu Danıştay'ın reddetmesi...
Sen misin Erdoğan'la Gürtuna'yı "kurtaran"; öyleyse vurun Danıştay'a!
Hele Erdoğan ve Gürtuna Refah'tan seçildiği için; onları "kurtaran" Danıştay'a daha bir vurun!
Danıştay, yaptığı açıklamada bu saldırıları "bilgi eksikliğine" ve "kötü niyet"e bağlıyor. Evet, bilim - öncesi düşüncesinin iki özelliği, "bilgi eksikliği" ve bilgisizliğin yerine geçen "niyet"in yani sübjektifliğin egemen olmasıdır. O sebeple Şark düşüncesinde bilimsel ve felsefi anlamda "eleştiri" gelişmemiştir; "zemmetmek" ise çok yaygındır.
* * *
DOSYAYI, Başsavcı'nın talebini ve Danıştay'ın kararını inceleyemedim. O bakımdan hukuki bir görüş belirtemem. Ben "eleştiri" kavramı üzerinde durmak istiyorum.
Konuyla ilgili hukuki esaslara bir bakın:
"4483 sayılı Memurların Yargılanması Yasası... Türk Ceza Kanunu'nun 240. ve 313. maddeleri... 4616 sayılı Şartla Salıverme ve Cezaların Ertelenmesi Yasası... Anayasa Mahkemesi'nin 18 Temmuz 2001 tarih ve 332 sayılı kararı..."
Eleştirmek için bunları incelemiş olmak da yetmez; ilgili hukuki terimleri de bilmek lazım:
"Esastan inceleme... Usul... Mutlak butlanla sakatlık... Kararın yokluğu", eski terimle "keenlemyekun" olma hali...
Eleştirmek için bu bilgiler gerekiyor. Bu bilgilerle farklı görüşlere de varılabilir. Ama gereken "bilgi"ye sahip olmadan ya sansasyon ya da ideoloji "niyetiyle" Danıştay'ı veya herhangi bir kurumu "zemmetmek" yanlıştır.
Danıştay da uğradığı bu haksızlığa tepki gösteriyor.
* * *
ANAYASA Mahkemesi'ni, Yargıtay'ı, Danıştay'ı, Yargıtay Başsavcılığı'nı ben de zaman zaman eleştirdim; hukuki ve sosyolojik gerekçelerimi ortaya koydum. Mesela bir yasağı onaylarken "kamu hizmetini yapanlarla yararlananlar arasındaki hukuki fark"ı dikkate almadıklarını, yahut "yetki gaspında bulunduklarını" yazdım...
"Zemmetme" yoluna hiç gitmedim.
"Eleştirel düşünce" dediğimiz şey aslında "analitik" düşüncedir: Genelgeçer kanaatlerden, önyargılardan sakınırsınız. Bir kararı, bir görüşü, sosyal bir hadiseyi oluşturan unsurları irdelersiniz, iç ilişki ve çelişkilerini bulursunuz... Bilim böyle gelişmiştir.
Yargı kararları da analitik düşünceyle ve hukuk diliyle eleştirilmeli, saygılı bir üslup kullanılmalıdır.
Yargıyı bir konuda "taraflı" olmaya zorlamak da, yargının kendisinin "taraflı" olması da toplumda adalet duygusunu mahveder. "Yargı bağımsızlığı" bile kutsal bir kural olan "yargının tarafsızlığı" içindir.
Yargı baskılarla, telkinlerle veya kendi tavrıyla "taraf" haline gelirse, ihtilaflarda "hakem" olamaz ve 'mülkün temeli' dinamitlenmiş olur.
Eleştiri hakkımı mahfuz tutarak yargı organlarımıza ben saygı duyuyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|