30 Mart 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Hep aynı tavır...

     Kıbrıs görüşmelerinin ikinci turunun bitiminde Türk ve Rum tarafının paylaştığı tek görüş, şimdiye kadar çözüm yönünde herhangi bir ilerleme kaydedilmemiş olmasıdır!
     Denktaş - Klerides görüşmelerini yakından izleyen BM ve diğer ilgili ülke temsilcilerinin de kanısı bu.
     Şimdi umutlar, nisan ayı ortalarında yapılacak üçüncü turda...
     Ocak ayında başlayan "yüz yüze görüşmeler"in ilk turunda tarafların pozisyonlarını ortaya koydukları, ikinci turda daha ayrıntılı olarak görüşlerini (yazılı olarak da) açıkladıkları ve tartıştıkları dikkate alınırsa, artık üçüncü turda "al - ver" esasına dayalı daha kapsamlı pazarlıkların yapılması gerekiyor.
     Ancak şimdiye kadar konuşulanlara bakıldığında, açıkçası uzlaşma şansı hiç de parlak görünmüyor...
     * * *
     
HER şey, iki tarafın da "olmazsa olmaz" saydığı ve ısrarla savunduğu temel pozisyonlarında düğümleniyor.
     Türk tarafı çözümün mutlaka iki ayrı ve egemen varlığa dayanması şartını öne sürüyor. Denktaş son toplantıda, iki hafta önce Sırbistan ile Karadağ arasında varılan anlaşmayı örnek olarak gösterdi. Bu "model", var olan iki ayrı "devletin" kendi geniş özerkliklerini koruyarak "birlik" kurmasının pekala mümkün olduğunu gösteriyor.
     Ancak Rum tarafı, Kıbrıs devletinin - iki özerk kesimliliğini kabul etmekle beraber - üniter yapısı üzerinde ısrarlı. Klerides Sırp - Karadağ gibi modellere ve iki ayrı unsurun eşit olarak bir araya gelmesi konseptine karşı çıkıyor.
     İkinci turda tartışılan devletin anayasal yapısından toprak konusuna kadar çeşitli sorunlar, dönüp dolaşıp hep bu temel meseleye takıldı kaldı.
     Üçüncü veya daha sonraki turlarda da eğer bu temel konuda mutabakata varılamazsa, sorunun diğer unsurları üzerinde topyekün bir uzlaşma (yani çözüm) sağlanamaz...
     * * *
     
YENİ görüşme sürecinin başında haziran ayına kadar gözle görülür bir ilerleme olacağı umudu ile toplantıların o tarihe kadar devam etmesi planlanmıştı.
     Haziran ayının telaffuz edilmesinin bir nedeni de, bu tarihten sonra, AB'nin Güney Kıbrıs'ı (yıl sonunda) üyeliğe kabul edip etmeyeceği konusundaki son kararını vermesi ile ilgilidir.
     Son iki üç hafta zarfında Günter Verheugen başta olmak üzere AB yetkililerinin ve aralarında dönem başkanı İspanya dahil çeşitli AB ülkeleri liderlerinin yaptıkları konuşmalar, en azından şu anda, "çözüm olsun olmasın Kıbrıs'ın üyeliği"nin onaylanması eğiliminin ağır basmakta olduğunu gösteriyor.
     * * *
     
EĞER bu olursa, böyle bir kararın nelere yol açabileceği artık herkesçe biliniyor.
     Kuşkusuz AB'nin böyle bir tavrının ciddi "yan etkileri"nden biri de, Türkiye - AB ilişkilerinin nereye varacağı belli olmayan bir krize sürüklenmesi olur. Bu da şunu gösteriyor: Türkiye - AB müzakere sürecinin başlamasını belirleyecek tek konu, "Kopenhag kriterleri" sorunu değildir. Türkiye'nin bu yönde attığı adımlar (örneğin hafta içinde Meclis'in ikinci "uyum paketi"ni onaylaması gibi) üyelik müzakereleri yolunu açmak için çok önemli. Ama öyle anlaşılıyor ki, AB bu alanda yapılanları tatminkar saysa dahi, Kıbrıs sorunu bu yolda bir engel olarak ortaya çıkacaktır.
     
Yeter ki, AB Kıbrıs'la ilgili tavrını değiştirsin. Ancak bu da en azından şimdilik pek olası görünmüyor...
     
     skohen@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yakup Cemil...

Melih AŞIK
Philip’i sökelim

Fikret BİLA
Ecevit - Derviş görüşmesi

İpek CEM
Özel bir durum

Hasan CEMAL
Ecevit fotoğrafın bütününü ne kadar görüyor?

Güneri CIVAOĞLU
Rakamlarla Kürtçe

Can DÜNDAR
İşgal en büyük terördür!

Abbas GÜÇLÜ
Eğitim Gönüllüleri Vakfı???

Sami KOHEN
Hep aynı tavır...

Mehmet Y. YILMAZ
...Ve olaylar böylece gelişir!

Meliha OKUR
Şükür’den ‘Akın Tekstil’ çalımı

Hasan PULUR
"Yarılmaca"dan "Havariler"e

Derya SAZAK
Model Avrupa Birliği

Meral TAMER
McKinsey'in fendi, Betil'i yendi

Tamer HEPER
Ben de bilmiyorum

Metin TOKER
Askerin rahatsızlığı nedendir?

Güngör URAS
Betil yeni bir aşk yeni bir iş arıyor

M. Ali BİRAND
Neden vergi veriyoruz?

© 2002 Milliyet