30 Mart 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Askerin rahatsızlığı nedendir?

     Cumhuriyet Türkiyesinde cereyan etmiş hiç bir karşı devrim hareketi Gazi Paşayı "Menemen Olayı" (23 Aralık 1930) ölçüsünde derin bir infiale ve büyük bir hiddete sevketmemiştir. Öğretmen kökenli genç yedek asteğmen Kubilay'ın başının kesilmesiyle sonuçlanan hadiselerin cereyan tarzındaki vahşet ve fecaat bunda şüphesiz rol oynamıştır. Ama Gazi Paşa "Menemen'in haritadan silinmesi"ni emredecek kadar şiddet göstermişse bunda "halk"ın bir bütün halinde "yobaz"ın yanında yer aldığı görüntüsü başlıca rolü oynamıştır. Gazi Paşa buna tahammül etmemiştir. Gazi Paşa, başta Başbakanı, yakın arkadaşları tarafından güçlükle teskin edilmiştir ve kurulan Askeri Mahkemenin "bütün bölge halkı"nı böyle bir ayıptan temize çıkarması Menemen'in yerinde kalmasını sağlamıştır.
     Olay Atatürk'ün "Türk Ordusu" hakkındaki en önemli ve hiç unutulmayacak bir teşhisinin ifade edilmesinin vesilesini oluşturmuştur. "Menemen Hadiseleri"ni takiben bir yurt gezisine çıkan Gazi Paşa Konya'da ordu mensupları ile yaptığı konuşmada bugünün bazı gelişmelerini anlamada anahtar görevi yapacak açıklamalarda bulunmuştur.
     Gazi Paşa şöyle demiştir:
     "- Milletler yüksek hedeflerine erişmek istedikleri zaman, bu çoşkunlukları karşısında (M.T.nin notu: "engel olma" anlamında) üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu genelliği içinde yüksek bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki Türk milleti ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse, bu adımların önünde daima öncü olarak, daima yüksek ideali gerçekleştiren davranışların öncüsü olarak kendi kahraman çocuklarından meydana gelmiş ordusunu görmüştür. Bunun içindir ki Türk milleti tehlikelere karşı elinde kılıç, yürümeye hazır kahraman çocuklarına derin güven beslemiştir. Bu güveni daima besleyecektir. Bundan sonra da Türk milletinin yüce idealinin gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir. Bütün Türk milleti başarıya ulaştığı her şeyin kahramanı olarak kendi ordusunu, ordusuna komuta eden öz evlatlarından meydana gelmiş subaylar toplumunu, yüksek komuta kurulunu görmektedir."
     Gazi Paşa
sözlerinin burasında, kimleri kastettiği hususuna bir ışık getirmektedir. Demiştir ki:
     "- Ordudan bahsederken bu memleketin gerçek sahibi olan Türk milletinin aydın evlatlarından söz ediyorum. Bu evlatlar içinde şüphe yok ki yarının kahramanlarını yetiştiren eğitimcilerimiz vardır. Ben yüksek ordumuzun subaylarından ve onlarla Türkün aydın evlatlarından bahsettiğim zaman onlarla beraber olan düşünce, vicdan, bilim bakımından milli kahramanlığa katılmaya hazır Türk gençlerinden bahsediyorum".
     Bu sözlerde bazı yüksek komutanların şu sıralar AB'yi konu eden ve bir takım çekinceleri dile getiren açıklamalarını "iyi anlama"nın anahtarı yatmaktadır.
     
     Güvensizlik kime?
     Konuşan yüksek komutanlar ve onların başı Genelkurmay Başkanı, eleştiriler o boyutları içinde değerlendirildiğinde seslerini çıkarmamaktadırlar. Ama bunlar bazı belli çevreler tarafından "Askerin AB'ye karşı olduğu", "Askerden AB'ye mukavemet geldiği" şeklinde gösterilince, hele Mesut Yılmaz'lar "Askerin yumuşatılması gereği"nden bahsedince tırnaklar derhal gösterilmektedir: "Bu tarz iddia sahiplerini Allah - veya - millet çapar".
     
Çünkü Atatürk tarafından "milletin bütün yüksek ideallerinin gerçekleşmesinde daima öncü olmuş" diye Tarihe takdim edilen Türk ordusu daha baştan AB'yi bu ideallerden biri olarak görmüş ve onun da öncülüğünü yapmıştır. Asker, Batı Cephesindeki komutanlarının "Ortak Pazar, beşeriyet tarihi boyunca insan zekasının vücuda getirdiği en cesur eserdir" teşhisine katılmış ve onu, Lozan'daki başdelegemiz gibi "çağdaş uygarlık düzeyine erişme" yüksek idealimizin bir son adımı olarak desteklemiş, öncülük etmiştir. Bu tutumuyla da Gazi Paşanın tesbit ettiği "Tarih içindeki istisnai tutum"unu sürdürmektedir.
     Evet, Asker bir güvensizliğin içindedir. Ama bu, kurum olarak AB'ye karşı değildir.
     
     Yarın: Ya, kime karşıdır?
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Yakup Cemil...

Melih AŞIK
Philip’i sökelim

Fikret BİLA
Ecevit - Derviş görüşmesi

İpek CEM
Özel bir durum

Hasan CEMAL
Ecevit fotoğrafın bütününü ne kadar görüyor?

Güneri CIVAOĞLU
Rakamlarla Kürtçe

Can DÜNDAR
İşgal en büyük terördür!

Abbas GÜÇLÜ
Eğitim Gönüllüleri Vakfı???

Sami KOHEN
Hep aynı tavır...

Mehmet Y. YILMAZ
...Ve olaylar böylece gelişir!

Meliha OKUR
Şükür’den ‘Akın Tekstil’ çalımı

Hasan PULUR
"Yarılmaca"dan "Havariler"e

Derya SAZAK
Model Avrupa Birliği

Meral TAMER
McKinsey'in fendi, Betil'i yendi

Tamer HEPER
Ben de bilmiyorum

Metin TOKER
Askerin rahatsızlığı nedendir?

Güngör URAS
Betil yeni bir aşk yeni bir iş arıyor

M. Ali BİRAND
Neden vergi veriyoruz?

© 2002 Milliyet