03 Nisan 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Türkiye’nin riyakarlık örneği

     Filistin kanıyor.
     Kan akmasını ve bu noktaya gelinmesini adeta canlı yayında izledik. Her şey gözümüzün önünde gelişti.
     Sıralama yapmak istemiyorum, ancak olaylar şöyle yürüdü:
•   İsrail, barış sürecine uymadı. Çeşitli gerekçeler öne sürerek, Filistinlililere haklarını vermedi. İmzaladığı anlaşmayı askıda tuttu.
•   Arafat bunun üzerine intifada (ayaklanma) hareketini başlattı. Amacı, İsrail’i barış sürecine zorlamaktı.
•   ABD, işler bozulunca, Camp David’de, Arafat ile İsrail Başbakanı Barak’ı bir araya getirdi. Arafat, tam anlaşmaya varılıyordu ki, son adımı atamadı ve barışı tepti.
•   Barak’ın yerine gelen Sharon, sertlik yanlısı politikalarını uygulamaya koydu ve kısır döngü daha da hızlandı. İsrail vurdukça, Filistinliler yeni intihar komandosu yolladılar. Komando vurunca, İsrail işgali arttırdı.
•   Bush yönetimi de, bu tırmanmayı hem seyretti, hem de olayı basit bir "terörle mücadele" düzeyine indirdi. Sharon’a destek verdi. Cesaretlendirdi.
•   Arap liderler de tribünlerden seyretmeyi tercih ettiler. Kahramanlık çığlıkları atmanın ötesinde hiçbir şey yapmadılar. Utanılacak bir koyunluk örneği verdiler.
     İşte bu noktaya böyle geldik...
     
Herkes bir oranda sorumlu değil mi?
     Manzaraya baktığımız zaman hesap sormayı bir kenara bırakırsak, bu trajedide rol alanları daha iyi görebiliriz.
     ARİEL SHARON, hem ülkenin, hem de bölgenin kana boyanmasında başroldeki isimlerden biri. Temel yaklaşımı Filistinlileri dövmek, aşağılamak, pes ettirmek ve ondan sonra barış masasına oturmak şeklinde. Şimdiye kadar ne zaman yetkili bir noktaya gelse, mutlaka kan dökülmesine neden oldu. Filistinlileri daima ezilmesi gereken bir topluluk şeklinde gördü.
     YASER ARAFAT, daima Fatah grubunun lideri olarak kaldı. Hiçbir zaman devlet adamı olamadı. Grup içindeki klikleri tatmin etmeyi, kendine zorluk çıkaranlara mavi boncuk dağıtmayı yeğledi. Filistin sorununu çözmek için gereken cesur adımı atmak yerine, statükonun devamına çalıştı.
     W. BUSH, bu olaya, kızılderililer ve kovboylar arasındaki bir savaşmış gibi yaklaştı. Beyazlar (yani kovboylar) daima haklı, kızılderililer ise ne yaparlarsa yapsınlar haksızdılar. İşi terörle mücadele düzeyine indirgedi ve "teröristler haksızdır" deyip işin içinden çıktı.
     Bütün bu karmaşada beni en çok rahatsız eden, anlı şanlı Arap ülkeleri liderleri. Konuşmaya başladıkları zaman mangalda kül bırakmazlar, ancak ortak eyleme gelince, birini bulabilirseniz ne alâ...
     Filistinlilere kim ihanet etti, diye sorarsanız, ben hiç tereddüt etmeden onları gösteririm... Etrafa para saçan zengin Araplar isteseler, bugün Filistinli göçmenlerin tümü modern apartmanlarda oturuyor olurlardı. İsrail’in başını kaldırmaması ve sürekli savaş halinde kalması için, Filistinlilere "ölmeyecekleri" kadar yardım yapmakla yetindiler.
     Amerikalılar da bunların nasıl bir oyun oynadıklarını bildiklerinden dolayı, Arap tepkisine aldırmıyorlar bile. Arap başkentleri ne kadar bağırırlarsa bağırsınlar, tavırlarını bozmuyorlar.
     
Türkiye sanki çok mu dost?
     Doğrusunu söyleyelim. Türkiye’nin Araplardan kalır bir yanı yok. Aynı riyakarlığı Ankara’da da bulabiliyorsunuz.
     Tek farkı var...
     Türkiye hiç değilse, Filistin adına çığlıklar atmıyor.
     Fazla iddialı konuşmuyor. Türk kamuoyu da, bilirli bir düzeyin ötesinde konuya ilgi göstermiyor. Hele Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından yüz milyonlarca dolarlık tank modernizasyonu anlaşmasının mal kaçırılır gibi imzalanması bu tutumun en tipik örneğiydi.
     İsrail’le tank anlaşması neden imzalanmış biliyor musunuz?
     Gazetelere göre, Başbakan "Yahudi lobisi lehimize çalışıyor" demiş!
     Askerler de "Olur mu kardeşim, Yunanlılar yeni tank alıyor, biz geri kalıyoruz. Şimdi imzalamazsak daha da geç kalırız" diye müthiş(!) bir gerekçeyle ortaya çıkıyorlar.
     Tek kelimeyle dökülüyoruz.
     İşte bütün bunları gördükçe çıldırıyorum.
     Bedava kahramanlık edenleri duydukça kızıyorum.
     En çok da hayatını kaybedenlere üzülüyorum. Zavallılar üstelik unutulup gidecekler. Onları sadece anaları anacak. Geriye kalanlar ise kahramanlık taslamayı sürdürecekler.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
'Kasap' durdurulsun

Çetin ALTAN
Eveeet, evet...

Melih AŞIK
Doğrusu nedir?

Fikret BİLA
Vahşete bakış

İpek CEM
Şiddete seyirci kalıyorlar...

Hasan CEMAL
Şaronizm de, intihar terörü de çıkmaz sokak!

Güneri CIVAOĞLU
Sanat voltası

Abbas GÜÇLÜ
Cesur kararlar uygulanabilecek mi?

Hurşit GÜNEŞ
Patrick'i arıyorum

Nail GÜRELİ
Dokunulmazlık arası suç duyurusu

Sami KOHEN
Amerika ne bekliyor?

Mehmet Y. YILMAZ
Arafat’ın belindeki İsrail silahı

Meliha OKUR
Halkbank’ın öteki yüzü

Tuncay ÖZKAN
Savaşa karşı çıkmanın bedeli

Hasan PULUR
Üçü de kadın, üçü de gazeteci...

Meral TAMER
Krizde büyüyen de var

Ece TEMELKURAN
Yeryüzü kayıtları: Filistin

Tamer HEPER
Düşünceleriniz hukukidir

Güngör URAS
İç talep artmadan büyüme olmaz

M. Ali BİRAND
Türkiye’nin riyakarlık örneği

© 2002 Milliyet