05 Nisan 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Afganistan makus talihini yenemezse, Bin Ladinizm kazanır!

     Afganistan, Türkiye'nin siyasal ve askeri gündemindeki yerini koruyor. Anlaşılan bu gidişle uzun süre de korumaya devam edecek.
     Afgan Geçici Yönetimi'nin Başkanı Hamid Karzai dün Ankara'daydı. Görüşme masasında hem Afganistan'ın yeniden imarı, hem Türkiye'nin ilke olarak evet dediği Afgan Barış Gücü Komutanlığı vardı.
     Yine Afganistan'ı düşündüm.
     Bir memleket batar mı?
     Bu soru bizim gündelik siyaset sohbetlerimizde kulağa çalınır. Ben batabileceğinin örneğini birkaç hafta önce Afganistan'da içim acıyarak gördüm.
     Afganistan intihar etmiş, kendini neredeyse sıfırlamış bir ülke.
     Bazı ülkelerin kaderi kolay değişmiyor. Kritik dönüm noktalarında tarihle randevularını kaçıran, tarihin kendilerini sollayıp geçmesini çaresizlikle izleyen bazı ülkelerin bugünkü durumu gerçekten içler acısı.
     Bunlardan biri de Afganistan.
     Makus talihini ne yazık ki yenemeyen ülkelerden biri...
     Yıl 1921.
     Cemal Paşa Afganistan'a geliyor. Başyaveri İsmet Bey, daha önce Afganistan'la ilgili olarak hazırladığı 30 Mayıs 1921 tarihli raporu kendisine veriyor.
     Bir cümlesi şöyle:
     "Üzülerek öngörmek gerekir ki, bu zavallı ülke devamlı ve kanlı mücadelelerin çarpışma sahnesi olacaktır."
     
Bir Türk subayının bundan 81 yıl önce Afganistan'la ilgili raporunda böyle yazıyor. Tarih ne yazık ki uzakgörüşlü bu kurmayın öngörüsünü doğruluyor.
     Yine 1921'in bahar ayları.
     Cemal Paşa, Afganistan Kralı Emanullah Han'la ilk görüşmesinde şunları söylüyor:
     "Afganistan, İngilizlerle Rusların arasında sıkışmış vaziyette. Ne ordusu ne muntazam bir hükümeti var. Uluslararası dünyadan tecrit edilmiş halde. Ben size muntazam bir ordu ve asri bir hükümet kuracağım. Her yerde inkılap yapmak isteyen başlara bin türlü müşkülat çıkarırlar. Siz karşınıza çıkacak müşkülatı, Türk zabitleri eliyle tensik ve tanzim edilecek ordunuza dayanarak yeneceksiniz."
     
Aradan 81 yıl geçmiş.
     Ama sorun değişmiş değil.
     Afganistan'ın gündeminde yine devletin, merkezi yönetimin inşa edilmesi ve milli ordunun bir an önce kurulması var.
     Yıl 1928.
     Afganistan Kralı Emanullah Han Ankara'ya resmi bir ziyaret yapıyor. Atatürk'ün konuğuna tavsiyesi Cemal Paşa'nınkinden farklı değil:
     "Güçlü bir ordu kur!"
     
Aradan 74 yıl geçmiş.
     Değişen bir şey yok.
     Birkaç hafta önce Afganistan'a giderken okuduğum Birleşmiş Milletler raporunda yine milli ordu önceliği baş sayfada yazıyordu. Ülkede eski deyişle 'kanun ve nizam hakimiyeti'nin başka türlü kurulamayacağı, güvenlik boşluğu devam ettiği sürece de ülkenin imar edilemeyeceği belirtiliyordu.
     Türk subayları bugün Kabil'de bir yandan Afgan milli ordusunun çekirdeğini oluşturmak için görev yapıyorlar. Aynı zamanda Kabil'de güvenlik boşluğunu dolduruyorlar. Yakın gelecekte de Afgan Barış Gücü Komutanlığı'nı Türkiye devralacak.
     Çetin bir görev.
     Ama aynı zamanda çok önemli bir görev. Türkiye'nin başta Amerika, İngiltere, Almanya olmak üzere müttefikleriyle birlikte yapacağı bu görevin başarıya ulaşması şart.
     Afganistan bir daha kendi kaderiyle baş başa bırakılamaz. Makus talihini bu kez yenebilmesi için kendisine yardımcı olmak tarihsel bir görevdir.
     Evet, bu çok güç bir iş.
     Fakat Afganistan'ın eğer yeniden kaosa düşmesine izin verilir, göz yumulursa, bu ülke bir kez daha radikal İslamcı akımların, dinci fanatizmin terör üssü haline gelirse, bu çağdaş dünyanın Bin Ladinizm karşısındaki yenilgisi olur.
     Buna izin verilecek mi?
     Bu sorunun karşılığını heyecan ve sloganların değil, aklın ve bilginin ışığında düşünmek yararlı olabilir.
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Türkiye, İran ve PKK

Çetin ALTAN
Enseyi karartmayın...

Melih AŞIK
Nisan şakası mı?

Fikret BİLA
Çakmakoğlu: İsrail acımasız

Hasan CEMAL
Afganistan makus talihini yenemezse, Bin Ladinizm kazanır!

Güneri CIVAOĞLU
Filistin'e "trol!"

Abbas GÜÇLÜ
Sokak çocukları ne oldu?

Hurşit GÜNEŞ
Sıkı kurallar mı, bağımsız kuruluşlar mı?

Sami KOHEN
Esas tehlike

Mehmet Y. YILMAZ
İktidarsız Avrupa Birliği

Meliha OKUR
‘Tüpraş’ta neler oluyor?’

Tuncay ÖZKAN
Yaşa Cumhurbaşkanım yaşa

Hasan PULUR
1974’ün İsrail subayı, 2002’nin İsrail başbakanı...

Derya SAZAK
Ters tepen işgal

Meral TAMER
Koç da, Sabancı da ciroyu şişirip ikiye katlıyorlar

Ece TEMELKURAN
Pardon, bir sorum olacaktı!

Güngör URAS
Yağmıyor ama damlamaya başladı

M. Ali BİRAND
Arap ülkeleri bu sese kulak verin...

© 2002 Milliyet