
|


Pardon, bir sorum olacaktı!
Demokratik savaş: Çaresiz postalar yükleniyor hatlara. Ramallah’tan, Kudüs’ten ve savaş istemeyen bütün dünya şehirlerinden elektronik postalar akıyor. Yeryüzündeki bütün bilgisayar arasında "Savaş dursun" mesajı yayılıyor. Ama "demokratik seçimlerle iş başına gelmiş" Şaron hükümetinin tankları Filistin’i dümdüz ederken "demokratik seçimlerle iktidara gelmiş" diğer hükümetler olanları izliyor.
Demokrasi nasıl bir rejimdir o zaman? İnsanların seçtiği iktidar hangi noktada o insanların istemediği şeyleri yapma yetkisini kazanır? Kazanır mı?
Savaşları kim çıkarır? Halklar mı, devletler mi? Demokratik düzenlerde devletler halktan bu kadar ayrı ise dünya halklarını kim temsil eder?
Efendilerin dili:Terör kavramının tanımını yapmak için dünya aydınları tartışıp duruyor nicedir. Henüz herkesin kabul ettiği bir tarif bulunabilmiş değil. Peki, bu kadar "ele geçirilmiş" bir sözcük için "tarafsız" bir tanım yapılabilir mi? Terör, artık "savaşın efendilerinin" dilinde bir sözcük. İsrail Filistin’e, ABD Afganistan’a "terörün kökünü kazımak" için saldırmadı mı? Her ikisi de bunu uluslararası hukuku hiçe sayarak yapmadı mı? O vakit saldırgan devletle teröristi ayıran şey nedir? Birincisinin işini daha düzenli ve soğukkanlı bir biçimde yapması mı? Ya da sadece ikincisinin yargılanabilmesi mi?
Sümsük gezegen: Zaliminden merhamet bekleyen mağdurlar gezegeni burası! Acınası bir halde dünya. Kişiliğini yitirmiş bir yeryüzü bu. BBC’de Filistinli bir yetkili bile "Bu savaşı Arap Birliği değil ancak ABD bitirebilir" diyor. Bütün dünya "ABD ne yapacak acaba?" diye bakıyor. İsrail Filistin’deki işini bitirmeden ABD’nin bir şey yapacağına inanırmış gibi... Tek kutuplu dünyada öfkeli devler katliam yapmak için şimdilik hiç değilse yalandan bir gerekçe göstermeye -öteröre karşı savaş" deniyor buna gönül indiriyor. Şimdilik! Gezegen hükümdarından merhamet dilemekten başka bir şey yapamaz mı?
Mazlumdan zalime: İsrail halkı ne hissediyor acaba? Yüzyıllar boyunca gittikleri her yerde dışlanmış, zulme uğramış, çocuklarını bu söylencelerle büyütmüş bir toplum acaba zalim olma sırasının kendisine geldiğini mi düşünür yoksa acıyı bildiği için zulmü lanetler mi? Halkların bir ortak kalbi var ise eğer İsrail’in kalbinde savaş ve ölüm için ne yazar? Mazlum gücü ele geçirdiğinde zalime mi dönüşür hep? Yoksa acının bir bilgeliği var mıdır? Bunu hükümetlere değil halklara sormak lazımdır.
Leman ve Filistin: Mesut Yılmaz, sadece devlet düzeyinde değil "diğer toplumsal güçlerle" de Filistin konusunda bir şey yapılması gerektiğini söyledi. Leman Dergisi Fransa’nın Leman’ı olan Charlie Hebdo Dergisi ile ortak bir sayı çıkartmış. Şahane bir şey. Acaba, mesela diyorum yani, İsrail ve Filistin’den mizahçılar bir araya gelse bir ortak sayı yapsalar Leman’da. Dili, savaştan insanlığa kaydırmak gerekiyor çünkü. Leman da toplumsal bir güçtür yani. Bir de 7 Nisan’da saat 12.00’de İstanbul Abidei Hürriyet Meydanı’nda Filistin’e destek mitingi var. Ona mı gitmeli? Sırf "Biz bu savaşı yemiyoruz kardeşim" demek bile iyidir belki.
Not: Bugün saat 14.00’te Ankara Gazi Üniversitesi - Mühendislik Fakültesi’nde söyleşi var. Konuşacağız.Yaşamak, dünya meseleleri, kalp işleri filan...
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|