07 Nisan 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Aşk sıcak yenen bir yemektir

     Her ayrılık içimde cızbız yapmakta, ciğerime kaynar yağlar akıtmakta. Oysa artık öğrenmiş olmalıydım ki ayrılıklara uzaktan bakıp üzülmek nafile. Zira her ayrılık, en azından taraflardan biri için mutluluğa hizmet etmekte.
     Geçen hafta sonu Göcek’deydim. Bir öğle vakti üç kadın balık sofrasında ayrılığı konuştuk. Birimiz evli, diğerimiz sevgili, üçüncümüz taze yalnızdı. "Erkeklerle hep aynı şeyi yaşıyorum. İlk sevgilim ‘Beni o kadar çok seviyordun ki bir gün bu sevginin bitebileceği hiç aklıma gelmemişti’ demişti ayrıldığımızda. Yine öyle oldu" dedi taze yalnız. "İkili ilişkilerde hep böyle oluyor zaten. Biri çok seviyor, diğeri hep sevgi servisi bekliyor" dedim ben. Evli olan atıldı: "Sevgimiz soğudu sevgilim, ısıtıp getirsene!"
     Banu İçöz yıllar önce yazmıştı, buraya aktarmadan edemedim. Bahara birlikte giremeyerek "eski" olan sevgililere...
     
Kadın severse, erkek gider
     Mini mini, aman da pek sevimli bir kadındı. Güzeller güzeli tanrıça bir anadan doğma, ölümlü bir babadan olmaydı kadın. Ama ne yazık ki kara bir lanetin esiriydi. Kötülüğü iyiliğinde gizliydi. Tüm güzelliğine, şirinliğine rağmen, gören gözlerden uzağa sürülmesi, yalnızlığa mahkum edilmesi bu yüzdendi.
     O gün nehirde yıkanırken akıntı bir sepet, sepetin içinde bir bebek getirdi. Derler ki bebeğin viyaklamasının şiddetinden nehir akmayı, rüzgar esmeyi yarım bıraktı. Kadının gözlerindeki pırıltıyı gören güneş, artık dünyanın ona ihtiyacı kalmadığını sanarak bir dağın ardına saklandı. Kadın bebeği sırtına vurdu, evinin yolunu tuttu. Kuş sütüyle besledi onu, kuş tüyüyle giydirdi; masallarla, bülbülleri lâl eyleyecek ninnilerle uykuya gönderdi. İlk iş, tuttu pipisini kopardı bebeğin. Görmemişti, duymamıştı, bilmiyordu. Göbek bağı sanmıştı...
     Kadın, yalnızlığının ilacı belledi bebeği. Gün ağarmadan yollara düştü, odun kesti, ot derledi. Bu arada bebeği eğleyecek yeni masallar hazırladı zihninde. Yorgunluktan içi geçtiğinde, bebeğin yeri göğü inleten feryatlarına uyandı. O da büyüyünce benim için şifalı otlar toplar, ava çıkar, uzun kış gecelerinde bana masallar anlatır diyerek doğruldu. Şikayet etmiyor, minik ayakları üzerinde seğirtiyor, her gün bin bir yeni oyun icat ediyordu. Sevmenin vermek ve beklemek olduğunu sanıyordu. Oyunların erkeği oyalayacağına inanıyordu. Beklentilerinin etobur bir dev doğuracağının farkında bile değildi.
     Bebek, sepette durduğu gibi durmadı elbette. Büyüdü. Önce yatağa, sonra eve sığamaz oldu. Masal bu ya, siz deyin iki ağaç boyunda, ben diyeyim Sabancı Center yüksekliğinde. Büyüdü ama bebek olmaktan vazgeçmedi. Aklı "agi cugi adda mama"daydı. Dev-bebek yere uzanıyor, kadın ağzına bir merdiven dayıyordu onu beslemek için. Kadın işte! Bebeğinin süsü eksik kalsın ister mi? Bir gün çim biçme makinesiyle kaşlarını düzeltirken bebeciğin gözünü çıkarıverdi. Neden bilinmez, "Kaş yapayım derken göz çıkarmak" deyim oldu sonunda ama kimsenin aklına
     "Her aşk sakat bırakır" demek gelmedi.
     Aklı küçük, bedeni büyük hilkat garibesi emeklemekten yürümeye terfi ettiği ilk gün, kendini yola vurdu, dev adımlarla gözden kayboldu. Kadın ağlamaktan kan kızılı gözlerini kapıya yatırdı. Derler ki, güzelliğinin ardında kara lanet, iyiliğinin içinde kötülük taşıyan, yalnızlığa yazgılı kadın, bebeğini bulmak için ölümlüler dünyasında dolanır durur. Her kapanan kapı, onun badem gözlerinin üzerine örtülür. Çünkü kadın severken yaralar, erkek giderken...
     Hadım edilmiş, tek gözü kör, bebek akıllı, dev yapılı hilkat garibesi ise bir çadır tiyatrosuyla diyar diyar gezerek kendine bir anne arıyormuş hâlâ. Ne aradığını zerre kadar bilmeden elbette.
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


‘Evlenelim, dünya turuna çıkalım’
"Asıl önemli olan kaşık bükmem değil, felsefem"
İstediğiniz konser olsun!
Bu albümle rekor kırdı
Mercan Dede’den büyük turne...
Haftanın Buluşma Noktaları
Ne var, ne yok?
Balığım çok hasta
Aranıyor
Kızımı kim kurtaracak?
Aşk sıcak yenen bir yemektir


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet