07 Nisan 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Aşktan konuşalım

Sevgili Mine,

     Biraz geç de olsa, sana saldıran fırtına yankılarını duydum!
     Son İstanbul seyahatin sırasında, birlikte güzel bir gece geçirmiştik. Gülüp içip dans etmiştik. Bazen duraklıyordun ve ben senin düşünceli olduğunu hissederek "Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var?" diye sormuştum. Sen de, benden sadece iki yaş büyük olmana rağmen, o abla havanla "Boş ver... O güzel sarı kafanı yorma" demiştin. Kendimizden, çocuklarımızdan, hatıralarımızdan, projelerimizden konuşarak, kahkahalar ve birbirimize verdiğimiz sözler eşliğinde sonuçlandırmıştık geceyi. Sana "Bu kadar idealistlik yeter" demiştim... "Kaybedilmiş meselelerin peşine düşme, yeter. Kurtarılacak hiçbir şey yok. Değiştirebileceğimiz de... Haydi Mine, bundan sonra sadece aşktan konuşalım, haydi. Bak, Mehmet Yılmaz da anladı. Biz aşktan bahsetmeliyiz!"
     "Tamam, oldu. Bundan sonra sadece aşktan konuşuyoruz" demiştin, muzır bakışlarını gizleyerek.
     "Bir şeyler karıştırıyor" dedim içimden. Fazlaca uysal gözüküyordun.
     Vedalaştık, kucaklaştık: "Ciao Mine, Ciao Donatella... Seni çok seviyorum. Yazılarımı oku... Konuşuruz... Kendine iyi bak..." Ve sen kendi ülkene, ben kendi ülkeme yola çıktık.
     Sonrasında, İtalya’da paskalya yemeği sırasında, fırtına yankıları, ortak arkadaşlarımız sayesinde bana ulaştı.
     Kaybettiğim her şeyi okuyabilmek için internete attım kendimi. Yazıların her zamanki gibi çok etkileyiciydi ama açıkçası sansasyon etkisi yaratacak ve polemik doğuracak hiçbir nosyon bulamadım. O güçlü kaleminle sadece herkesin bildiklerini söyledin. Düşündüklerini kendi yorumunla yazdın. Açıkça ve etkili...
     Gördün mü tatlı ve inatçı arkadaşım, bizim dünyamızda mantıklı bir şekilde olayları ortaya çıkarma, tartışabilme kalmadı. Yırtıcı düşünce biçimleri ve fevri sonuçlar içeren tarzlar öne çıkıyor. Kısa cümlelerle, hiçbir zaman tam bir yorum yapılmadan düşünceler aktarılıyor. Ve kimse mantıklı şekilde başkalarının hatalarını yorumlamaya yanaşmıyor. Bir şey bilmeden, kafa karıştırıp gürültü yapan ve bağıranların fikirleri, işi bilenlerden ve düşüncelerini açıklıkla dile getirebilenlerden daha etkili oluyor.
     "İdealleri... Gerçekleri... Haksızlıkları bırakalım ve sadece aşktan konuşalım" demiştim sana.
     Evet. Okurların desteklemek, teselli etmek, yardım etmek için yazdıkları da bir çeşit aşktır. Bir nefeste okuduğum onlarca e-mail’de seni ne kadar sevdiklerini görüp mutlu oldum. Sevmeyenlerin yazdıkları için endişelendim.
     Ciao tatlı, inatçı arkadaşım benim, hâlâ ne halt etmek istediğini çözemedim. Bildiğim, hayat sana çoğu kez insafsız davransa da cesaretli ve umut dolu oluşun. Ve bu kadar küçük olup, sandalyelerine rahatça oturup, hasetten körelmiş birçok Türkün, yalandan gururlarıyla, senin yalnız başına yaptıklarını yapamayacakları... Kimliklerini kaybetmeden, yabancı bir ülkede saygı uyandırmak!
     Ciao Mine, en yakın zamanda haberlerini bekliyorum.
     
Öptüm, Donatella     
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Sanat için" evlendiler!
"Hazin bir hikayedir benim hayatım"
"Evimde özel tasarım eşya yok"
Eski araba bulmak şimdi çok kolay
Orijinal mekanında "Othello"
Nişantaşı kantinde buluşuyor
Mehmet Y. Yılmaz’dan 141 "radikal" yazı...
Birahanelerin değişimi
Filistin askıda
DVD / Selim BOY
Çin mutfağının vazgeçilmez adresi
Geçmiş zaman olur, iki...
Seminer kitaplıkları
Aşktan konuşalım
Kadınlar plastik sanatçıları sever
Tıraş fırçasının üstünde incecik yollar
Devlerin aşkı


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet