07 Nisan 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 





Bir erkek modeli

Enrique Igleasias’ın yeni albümü "Escape" tam da Latin-pop’un bittiğinin düşünüldüğü bu dönemde gayet iyi iş yapıyor. Televizyonlarda "Escape"in çarpıcı klibi dönüyor.

     Bakın Internet’teki kutsal bilgi kaynağı Ek$i Sozluk’te (www.eksisozluk.com) Enrique Iglesias maddesinin açıklamalarından birinde ne yazıyor: "Yabancı Alişan’dır bu. Delikanlılığın kitabıyla bi alakası var mı bilmiyorum. O et beniyle, saç modeliyle ve çingene akımından ten rengiyle aynı Alişan’dır." Dünyanın en büyük yıldızlarından biri olan Iglesias, 2000 yılında İstanbul’a geldiğinde konserini takip eden paparazzilerden biri de "Ya bunlardan Kasımpaşa’da bir sürü var," diye olayı özetlemişti. Hakikaten de, kliplerindeki çarpıcı duruşunun aksine adeta kambur, hani yolda görseniz dünya starı diye dönüp bakmayacağınız biri gibiydi Iglesias. Konserin ertesi günkü basın toplantısına da kafasında bir beyzbol şapkası, altında sıradan bir kot pantalon ve kahverengi süet sandaletleriyle, hayli akşamdan kalma gelince ona yönelik umutlarımız nasıl da yıkılmıştı... İki saat geciktiği toplantıda dedikodular da alıp başını yürümüştü: Bir gece önce Laila’da aşırı miktarlarda yemek yediği ardından da sabaha kadar içtiği vs...
     Sonra Enrique Iglesias salona girdi. O bilinen plaket verme ritüeli falan tekrarlandı. Hispanik aksanlı İngilizce’siyle teşekkür etti, basın mensuplarının soruları karşısında uzun uzun babasını anlattı. En sonunda da kendi vücut güzelliğini savundu.
     Türkiye’de hakkında oluşan intibalara bakılırsa, Enrique Igleasias’ın bir aralar dünyayı kasıp kavuran "Enrique" albümü ve oradan çıkan "Bailamos" ve "Rhythm Divine" şarkılarıyla 15 dakikalık şöhret kontenjanını doldurduğunu sanabilirdik. Üstelik, dünya listelerinin tepesini görmüş olsa da her şarkısında aksan oyunu yapmaktaki ısrarı, bedensel teşhirciliği kendini tekrar etmeye başlamıştı.
     Tam unuttuk derken, 11 Eylül olaylarının ardından verilen konserde yeniden belirdi. Şarkısının adı "Hero" yani "kahramanödı ve konjonktüre çok uygun düşüyordu. Iglesias’tan alışık olmadığımız üzere yavaş, hatta ağlak bir parçaydı "Hero."
     Bir şarkının, özellikle pop kategorisine giren herhangi bir ürünün patlama yapacağı tek yer ise tabii ki dans pistleri olduğundan, "Hero"nun remix’i bir anda yerkürenin hemen her yerinde ‘hit’ oldu. Tabii Iglesias da bir anda soyunduğu Amerikan kahramanlığından, yeniden aşk ikonluğuna dönüştü.
     Igleasias’ın yeni albümü "Escape" tam da Latin - pop’un bittiğinin düşünüldüğü bu dönemde gayet iyi iş yapıyor. Televizyonlarda albümle aynı adı taşıyan şarkının çarpıcı klibi dönüyor. Anna Kournikova ile oynadığı klip için Iglesias, Rolling Stone dergisine "Her yerde sürekli sevişen bir çifti anlatıyor," diyor: "Ben böyle bir şey görmedim daha evvel. Arabada, yolda, kumsalda herde birlikteler..." Tabii Iglesias da kendi ritüelini tamamlıyor klipte; bir sahnede t-shirt’ünü tamamen çıkararak... Radyolar ise bu aralar "Escape"ten bir başka şarkıya fena halde takılmış durumda: "Love to See You Cry". Beş istasyon arasında on dakika dolaştığınızda yakalamamanın imkânı yok. Demek ki, yaz yaklaşırken, çeşitli remix’leri de birbiri ardına yayınlanan Iglesias’ın parçaları kulüplerin müzik listelerini işgal etmeye devam edecek. Bu durumda uluslararası Alişan, sandığımızdan daha uzun süre hayatımızda olacağa benziyor.
     
     
     Escape
     Enrique Igleasias
     Universal
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Berrak beyin, arı ruh, keskin göz
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Cevapsız kalan feryat
Bohem hayatın görsel şöleni
Frears ve Film Festivali işi pişirdi
New Order’a yakıştı
Kubaba’nın parmak izi
Araya araya kendini bulan ressam
DNA misali kurulmuş öyküler
Şeytanın bacağı incindi
Film gibi mimari
Fanteziciler ekran başına!
Bir erkek modeli
Yalnızlık kaç kişiliktir?
Bir açıklaması olmalı...
Kendimizi sürprizlere bırakmak
Hâlâ aşkı konuşuyoruz
Estetik savaş mümkün mü?
Katilin derdi kendisiyle
Gencecik filmler
Varoluşun müziğini yapıyor!
Bir şantöz söylüyor
Yolcudur Abbas...
Sanat ve yaşam
Sanatçı doktorlar
Geçmişin izini sürenlere
Haftanın albümleri
Anneler ve sırları
Yasak, yasakçı ve yasaklanan
Sözcüklerin bir "yer"i olmalı
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olmalı mı?
Hayat atölyesi
Tarihi Kentler Birliği Tokat Buluşması...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet