
|



Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olmalı mı?
FERDİ MERTER
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü... Tam bir iğneli fıçı. Her yönden gelen iğneler, biraz kıpırdamaya görün, tek tek batar.
Yıllardır bu böyledir. Bir repertuvar oluşur, tamam yıl böyle geçecek dersiniz ve hemen ardından telefonlar işlemeye başlar.
Bakanlık, şu veya bu nedenle, falan oyun repertuvara alınırsa sevinirmiş. İsterseniz almayın. Telefonlar gelir eski yazarlardan. "Aşkolsun, hani benim oyunum?" Yer yok! Olsun: "Araya sıkışır canım". Evet, yıllar boyu Türk Tiyatrosu’nu ayakta tutmuşsunuz ama bu yıl bu kadar yazarımıza yer verebildik. Dinleyen kim... Küskünlükler başlar. Diyemezsiniz ki, "Sizin aldığınız telifler, insanları rahatsız ediyor". Hakları çünkü. İki satır yazın da, göreyim sizi.
38 yazar ve çevirmen var Devlet Tiyatrosu çalışanı olarak.
Birkaçının eserleri sahnelenmiş. Ama birçoğuna da destek değil, köstek olunmuş. Ödüller almalarına karşın. Bir yakındaşlık aranır sahneye koymak için. Bu da bir başka çifte standart.
Gelelim rejisörlüğe... Büyük felaket! Herkes okul sıralarında kendi parçalarını sahnelediği için rejisörlüğe vaktiyle adımını atar zaten. Hele istediğinde reji vermeyin... Bir de aksi var tabii. Verilmeyeceklere vermek... Ayıp, sınıf arkadaşına "Genel Müdür oldum" diye reji vermezlik edilir mi? Oyunculuktan yorulmuş artık, başka ne yapsın? .
Oyunculuk mu? Milli felaket. Çoğunlukla herkes "Romeo ve Jülyet" olduğu için yan rollerde hep hakları yenir. Bir başrol verin bakalım bir basamak aşağı çekebiliyor musunuz?
"C" kadroları "Böye, "Bödekiler "A"ya geçmek isterler. Yasa uygun değil deyince, yanıt hazır: "Buluverin bir yolunu, benim girebilmemi tanımlayan bir sınav açmak elinizde". Çifte standarta karşı olan kendine yeni bir standart yaratır bir çırpıda.
Birçok telefonlar, ricalar gelir dışarıdakilerden. Kuruma girmek isteyenlere aracı olurlar. Devlet dairesine girişi bilmezcesine. Maalesef...
Ya tayinler? Yıllardır başka bir kentte kaldıktan sonra İstanbul’a ya da Ankara’ya gitmek ister. Sınava girerken "Neresi olursa olsun efendim, mesleğimden uzak kalmak istemiyorum" cümleleri unutulur. Peki o kentin Maliye’den alınamayan "kadrolar" yüzünden çöken oyunları? Önemli mi? Turne gönderin oralara... Ödenek durumu onları ilgilendirmez.
Bu arada, "sezon içinde" istenen "özel tiyatroya salon" tahsislerini de unutmayalım. "Oyun mu kaldıralım" dendiğinde "Özel tiyatrolar baltalanıyor," feryadıyla Bakanlık kapısı. Oradan da yeni bir "rica". Her gruba değil tabii ki, kapıdan girebilene.
Bir de yeni moda "reyting" lafı çıktı. Seyirci sayısı hesabı. "Öyle oyun vardır ki, televizyon seyircisini çekemezsiniz, seyircisi sınırlı da olsa Devlet Tiyatrosu oynamalıdır," deseniz de, kim dinler? Ve tabi sonuç: "Yasa"ya dayanıyor. 1949’da, daha sonra sözde yenilenerek, 1970’te onaylanan ve 3 - 5 tiyatroyu yöneten 5441 ve 1310 sayılı yasalar, 2000’li yıllarda 12 ilde 32 sahneye ve bir o kadar artan elemana ne yapabilir ki?
Disiplin kurulu bile bir dert. Yapılan "yanlışa" 5441’den mi, 1310’dan mı, 657’den mi, yoksa her yıl imzalanan sözleşmeden mi yola çıkarak karar vereceksiniz?
"Görev değişikliği" bile yapamazsınız sanatsal çalışmalarda eşgüdümlü bir "ekip" kurmak için. İdari mahkemeler "... kurumu personeli" gibi iade ederler kişiyi.
Seyirci "müzikal oyun" istiyor. Gelin de, maliye’nin takdir ettiği "yevmiye"lerle müzikalde çalacak "müzisyen" bulun.
Velhasıl, tam bir iğneli fıçı. Kıpırdamaya görün.
İşte böyle. Ne yapalım, "uyumsuzluğa uymazsan olursun uyumsuz, bir de derler ki, bu adam ne huysuz."
İki buçuk yılım kaldı "zorunlu emekliliğe" Sanat kurumu için bu ne demekse? Bir zaman daha çekin beni ve benim gibi "dinozorları".
Gençler, arkadaşlar, sahip çıkın kurumunuza, yoksa sahip çıkacak "özerk kurum"unuz kalmayacak.
Belediyeler tasarısı kapınızda.
KÜLTÜR & SANAT


Berrak beyin, arı ruh, keskin göz
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Cevapsız kalan feryat
Bohem hayatın görsel şöleni
Frears ve Film Festivali işi pişirdi
New Order’a yakıştı
Kubaba’nın parmak izi
Araya araya kendini bulan ressam
DNA misali kurulmuş öyküler
Şeytanın bacağı incindi
Film gibi mimari
Fanteziciler ekran başına!
Bir erkek modeli
Yalnızlık kaç kişiliktir?
Bir açıklaması olmalı...
Kendimizi sürprizlere bırakmak
Hâlâ aşkı konuşuyoruz
Estetik savaş mümkün mü?
Katilin derdi kendisiyle
Gencecik filmler
Varoluşun müziğini yapıyor!
Bir şantöz söylüyor
Yolcudur Abbas...
Sanat ve yaşam
Sanatçı doktorlar
Geçmişin izini sürenlere
Haftanın albümleri
Anneler ve sırları
Yasak, yasakçı ve yasaklanan
Sözcüklerin bir "yer"i olmalı
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olmalı mı?
Hayat atölyesi
Tarihi Kentler Birliği Tokat Buluşması...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|