
|


Nanik
Ulusal gelir dağılımındaki eşitsizliklerle dengesizlikler uçurumlaştığında ve toplumun en üst kesimine oranla, en alt kesimi yüzde 1400, yani 14 kat daha yoksul bir düzeyde yaşamaya çabaladığında; ortalığı da bela kasırgaları kaplamaya başlar.
Patlamalar, çatlamalar, banka soyguncuları; yok taranan trafik arabası, yok büyük mağazalara dadanan yumurcak çeteleri, yok bizim yeğenin katına girip de mücevherlerini çalan ve bir türlü yakalanmayan mahalle hırsızları v.s...
Bu arada, ciddi mi ciddi suratlı ve resmi arabaları şatafatlı yöneticilerin durumuna gelince...
Hiç ilgisi yok ama, birden minik bir fıkra geldi aklıma:
Adamın birinin sakalı tutuşmuş. Karşıdan bunu gören biri, koşarak yanına yaklaşmış:
- Afedersiniz, demiş, sigaramı yakalabilir miyim acaba?..
* * *
Kamu sektöründeki akıl dışı yolsuzluklarla, trilyonlarca lira harcanarak yapıldıktan sonra, işe yaramadığı anlaşılan bazı havaalanlarından söz ediliyordu.
Bektaşi babası da, sakalını sıvazlayarak konuşmaları dinliyordu.
Baba erenlere sordular:
- Sen ne diyorsun bakalım bu işlere?
Baba erenler küçük bir gülücükle:
- Çağdışılık, dedi.
- Sence çağdaşlık nedir, çağdışılık nedir?
Bektaşi usul usul anlattı:
- Çağdaş insan, aç kalır da suç işlemeyi göze alırsa, beş milyonluk bir tavuğu çalıp yer. Çağdışı olansa, bir milyarlık bir süs köpeğini çalıp keser ve yiyemez...
* * *
Bir akıl hastanesinde, halkın "deli" dediği türden bir hasta, bir diş fırçasına ip bağlamış:
- Gel Fifi, güzel Fifi, diye dolaştırıyormuş.
Bunu gören bir hastabakıcı, delinin keyfini kaçırmamak için eğilip diş fırçasını okşamış:
- Bu ne cici köpek böyle, demiş.
Deli:
- Hadi oradan budala, demiş, o köpek değil diş fırçası...
Hastabakıcı içinden:
- Sandığım kadar da deli değilmiş bu, diye düşünerek uzaklaşmış oradan.
Hastabakıcı gider gitmez deli, diş fırçasına doğru eğilmiş:
- Aslan Fifi, demiş, bu enayiyi de atlattık.
Siyasetçilerimizden bazıları da, gerçekçi konuşmalar yapıyorlar.
- Ekonomik darboğazlardan hindi gibi düşünerek geçemeyiz...
- ...
- Enerji sıkıntısının nedeni, vaktiyle yapılmayan yatırımlardır.
- ...
- Siyasetçi - mafya - bürokrat üçgeninin ortak yolsuzlukları önlenmedikçe, durum asla düzelemez.
Yönetilen kitleler de bunları duydukça:
- Aferin, diyorlar, hiç değilse doğruyu söyleyenler de var.
Ama durumu uzaktan izleyen Nasreddin Hoca yine kaygılı. Yönetilen kitlelerde doğruyu söyledikleri izlenimini yaratan bazı politikacılar, yaptıkları açıklamalardan sonra acaba yine şöyle mi diyorlar diye:
- Aslan Fifi, enayileri bir kez daha atlattık...
* * *
Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türk ekonomisi hakkındaki görüşlerini soranlara genellikle şu fıkrayı anlatıyormuş:
"Adamın biri bedestende antika bir çalar saat beğenmiş:
- Doğru gider mi, diye sormuş.
Satıcı:
- Gider ama, demiş, dilinden anlamak gerek. Örneğin yarımı gösterirken üçü çalar. O sırada dokuzu çeyrek geçiyordur."
* * *
Söz ekonomiden açılmışken son bir fıkra...
Ekonomik önlemler özellikle Bağdat Caddesi çevresi için, bir kaynananın damadına biçtiği cezaya benzedi.
Kaynanaya sormuşlar:
- Elinden gelse şu damada ne yapmak isterdin?
- Bir demiri kızdırır, kızgın olmayan yönünü arkasına sordum.
- Neden kızgın olan yönünü değil de, kızgın olmayan yönünü?
- Çıkarmak istedikçe, eli yanar çıkaramazdı...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|